YEME İÇME

Londra'da Dry January: Tadım menüsünde alkolsüz dokunuşlar

Dry January’i sadece bir trend ya da geçici bir perhiz olarak değil, kültürel ve gastronomik bir kırılma noktası olarak ele alıyoruz. Bu dönüşümün restoran masasına nasıl yansıdığını Emre Onar, Londra’da Michelin yıldızlı bir tadım menüsünde deneyimlediği alkolsüz ve düşük alkollü eşleşmeler üzerinden anlatıyor.

EMRE ONAR
APÉRO · 24 OCAK 2026
1 DK OKUMA

Yazı & Fotoğraflar: Emre Onar

Ocak ayı, İngiltere’de ve pek çok ülkede bir süredir sadece yeni yıl kararlarının değil, Dry January’nin de ayı. Alkolden tamamen uzak duranlar, azaltmaya çalışanlar ya da sadece denge arayanlar… 

  • İngiltere’de Independent'ın Ekim 2025’te yaptığı bir araştırmaya göre yemekleriyle alkolsüz veya düşük alkollü içecekler tercih eden 35 yaş altı gençlerin oranı 2018’de %28’ken, bu oran 2025’te %49’a çıkmış. 

Bu eğilimler reklamlara, restoranlara ve şehre yansıyor. Her sene çeşitli içki markalarının Ocak ayı boyunca alkolsüz çeşitlerinin reklamları Londra sokaklarında boy gösteriyor. Hatta bu sene Heineken, bir adım öteye götürerek, Londra’da metro istasyonlarını kapladı.

Asıl dönüşüm ise tabii restoran masalarında yaşanıyor. Yakın zamanda, bir Michelin yıldızlı KOL’da bunu çok net hissettim. Tadım menüsü için klasik bir şarap eşleşmesi yerine daha hafif, alkolsüz bir eşleşme istedik. O kadar incelikle hazırlanmış bir alkolsüz eşleşme yapmışlar ki ortaya çıkan şey yemeği daha da ön plana çıkaran, düşünülmüş ve rafine bir deneyimdi.

Ama Brewery imzalı BI Lemongrass.

Menü boyunca kombucha, Japon mutfağından tanıdık amasake (pirinç koji bazlı, burada çavdarla yapılmış), armut suyu bazlı fermente içecekler gibi seçenekler vardı. Masaya gelen ilk içeceklerden biri, Bask bölgesinden Ama Brewery imzalı “BI Lemongrass” idi. Organik limon otu ile yapılan, doğal fermentasyonlu bu pét-nat tarzı kombucha son derece zarif bir aroma profiline sahipti. %1.5 gibi çok düşük bir alkol oranına sahip olması onu neredeyse “alkolsüz” kategorisine yaklaştırırken yüksek asiditesi sayesinde mürekkepbalığı ve kerevizle hazırlanmış son derece narin bir tabak ile uyumlu bir eşlikçiydi.

Wachstum König, Conference Pear.

Bir diğer dikkat çekici eşleşme ise armut bazlı fermente bir içecekti: Wachstum König – Conference Pear. Almanya kökenli bu fermente armut içeceği Riesling benzeri canlı bir asiditeyle, farklı mantar çeşitleri ile yapılan “pozole” tabağının topraksı tatları ile beklenmedik bir denge kuruyordu. Armutu duyunca oluşan tatlılık beklentisinin aksine çok güzel bir tazeliği ve bitişi vardı. Özellikle baharatlı ve topraksı tatlarla, yemeği yormadan taşıyan bir karakter sunuyordu.

Pozole.

Bu kadar başarılı alkolsüz veya düşük alkollü eşleşmeler oldukça beklenmedikti ama KOL’un başarısını da ortaya koyuyordu. Şarap yerine oluşturulmuş alternatifler yerine şef mutfağının dokularını, yağ oranlarını ve asidite dengesini net okuyan, bilinçli tercihler hazırlamışlardı ve yemeğimizle denediğimiz kombucha, amasake ve fermente meyve bazlı içecekler tabağın bir uzantısı gibi çalıştı.

Bu yeni yaklaşım sadece KOL’a özgü değil tabii. Londra’da pek çok restoran, alkolsüz seçeneklerini zenginleştirmeye ve artırmaya devam ediyor. Geçen sene Soho House’ların, menülerindeki nitelikli alkolsüz kokteylleri artırması da bu adımlardan biriydi mesela. Z kuşağıyla birlikte alkole mesafeli ama lezzetten ödün vermeyen bir yeme-içme kültürü oluşuyor. Dry January de aslında bu yeni denge alışkanlığının bir diğer işareti.

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.