SİNEMA VE TV

Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

MÜGE TURAN
DUENDE · 10 EYLÜL 2026
10 DK OKUMA
PREMIUM

Paweł Pawlikowski sineması için bir tür sıkılık ve ölçü duygusuyla kurulu diyebiliriz. Az konuşan karakterler, aşırı titizlikle düzenlenmiş kadrajlar, parlak siyah-beyaz plastik bir sinematografi ve şiddetini açıklamaktan çok kadrajın dışında bıraktıklarıyla hissettiren bir tarih duygusu… 

Ida ve Soğuk Savaş’ta geçmiş sadece yeniden kurulan bir dönem değil, aynı zamanda bedenlere, manzaralara ve ilişkilerin içine sızan canlı bir güç. Ata Yurdu (Fatherland) da bu dili savaş sonrası Almanya’ya taşıyor. Film, Thomas Mann ile kızı Erika’yı, yazarın 1949’da fiziksel olarak yıkıma uğramış, politik olarak bölünmüş ve ahlaken içinde bulunması güç bir ülkeye dönüş yolculuğunda izliyor. 

Yazının devamı Aposto Premium'da.

Premium üyeler tüm yazıları okur. Üye değilseniz, Magazine'e kaydolup kapakları ve seçilmiş yazıları e-postanızda alabilirsiniz.

PREMIUM'A GEÇ

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.