GÜNCEL SANAT

Skandallar müzesi: British Museum'un tarihinden kara sayfalar

Hırsızlık skandalları, protestolar, şaibeli bir geçmiş ve çalıntı eserlerle dolu bir koleksiyon… Son günlerde sergilerindeki bazı harita ve bilgilendirme panolarından "Filistin" ifadesini kaldırması nedeniyle gündeme gelen British Museum’un geçmişindeki skandallarını hatırlıyoruz.

ILGAZ GÖKIRMAKLI
DUENDE · 20 ŞUBAT 2026
4 DK OKUMA

Dünyanın en meşhur ve en çok ziyaret edilen sanat kurumlarından biri British Museum. İngiltere’ye yolunu sadece bu müze için düşürenler bile var. Ancak müzenin ününün büyük kaynağı sergilediği tartışmalı eserler, şaibeli geçmişi ve son yıllarda yaşadığı krizler. 

Müzenin son skandalı ise sergilerinden Filistin ifadesini kaldırması oldu. The Telegraph gazetesi hafta başında British Museum’un, antik Ortadoğu sergilerindeki bazı harita ve bilgilendirme panolarından "Filistin" ifadesini kaldırdığını duyuran bir haber yayımladı.

Haberde müze yönetiminin gelen şikayetlerin ardından ifadenin antik dönemler için "anakronik" (olayların kendi gerçek zaman ve mekanlarından kopartılıp farklı bir çerçeveye oturtulması) olduğu gerekçesiyle değişikliğe gitti belirtildi. 

Gelen şikayetlerin adresi ise İngiliz İsrail Avukatlar Birliği’nin (UK Lawyers for Israel), grubunun sergilerde Filistin’e ilişkin “tarihsel olarak yanlış referanslar” bulunduğunu iddia etmesi. Grup, Müze Direktörü Nicholas Cullinan’a gönderdiği mektupta, terimin geriye dönük kullanımının tarihsel süreklilik konusunda "yanıltıcı" olduğunu öne sürdü.

Filistin kelimesi kaldırıldı mı, kaldırılmadı mı?

Müzenin de bu "şikayet" karşısında kayıtsız kalmadığını yazan haberde ayrıca kurum sözcüsü, antik coğrafyalar için güney Levant bölgesinde "Kenan" teriminin kullanılacağını, modern haritalarda ise BM terminolojisinin esas alınacağını açıkladı. (Kenan, Güney Levant bölgesinin İncil'deki İbranice adı.)

Ancak British Museum, “Filistin” ifadesini sergilerinden tamamen kaldırdığı iddialarını yalanladı. Müze sözcüsü Hyperallergic'e yaptığı açıklamada şunları söylüyordu:

"Britanya Müzesi'nin sergilerden 'Filistin' terimini kaldırdığı yönünde haberler çıktı. Bu kesinlikle doğru değil. Hem çağdaş hem de tarihî galerilerde 'Filistin' terimini kullanmaya devam ediyoruz.

Ortadoğu galerilerindeki bazı etiketler ve haritalar, MÖ ikinci binyılın sonlarında güney Levant için daha uygun olan antik kültürel bölgeleri gösterecek şekilde değiştirildi"

Sözcü ayrıca bu kararın bağımsız olarak alındığını ve İngiltere'deki İsrail Avukatları Derneği'nin mektubunun etkisinin olmadığını belirtti.

British Museum bir kez daha tartışmaların merkezindeyken biz de sergilediği eserlerden çok skandallarıyla akıllara gelen müzenin şaibeli geçmişine doğru uzanıyoruz.

'Meme’lere bile konu olan şaibeli geçmiş

İlla ki denk gelmişsinizdir, tarihî eserleri sırtlayıp British Museum’a götüren o meme’e. Sık sık karşımıza gelen bu meme, British Museum’daki eserlerin büyük bir bölümünün, sömürgecilik ve tarihî yağmalamalar sonucunda İngiltere’ye getirilmiş eserlerden oluşmasına bir gönderme. Ve çok daha büyük bir meseleyi ve buna bağlı soruları akıllara düşürüyor: Kültürel mülkiyet kavramı. Akıllara da şu soru düşürüyor: 

Emperyal devletler, eski sömürgelerine ait eserleri ve tarihî mirasları nasıl oluyor da kendi kültürlerinden koparıp kendi kurumlarında sergileyebiliyor?

Tabii müzenin kuruluş hikayesinin de kurumun bugününe dair bir şeyler söylediğini hatırlatmak gerek. 1753’te kurulan British Museum, Sir Hans Sloane tarafından halka açıldı. Kimdir bu Sir Sloane derseniz, kendisi tutkulu bir koleksiyoner. Sloane, köle plantasyonlarına yaptığı seyahatler ve sömürge seferlerinden satın aldığı nesneler aracılığıyla 71 binden fazla parçaya sahipti.

Sloane’un koleksiyonu müzeye bağışlandı ve orta sınıf için bir eğitim mekanı olarak tasarlanan British Museum’un kuruluşuna temel oluşturdu. Bu noktada müzeler, sömürgeciliğin ağı içinde birer aracıya dönüştü; Britanya’nın üst ve orta sınıfları, uzak kolonilerden yağmalanmış ve toplanmış eserleri görmek için bu mekanlara yöneldi. Sömürge ganimetlerine dönüştürülen bronz eserlerden 900’ü bugün British Museum’un kalıcı koleksiyonunun bir parçası.

Dolayısıyla müze kuruluş “mirasını” bugün de aynen devam ettiriyor. Tabii bu tutumu nedeniyle ülkelerin “Çaldığınız mirasımızı bize verin” çağrılarıyla karşı karşıya kalıyor. Nijerya, Yunanistan ve Türkiye eserler için iade talebinde bulunan ülkelerden...

Hırsızlık skandalı

Envanterinde yer alan eserlerin zaten kendilerine ait olmadığı, sömürge dönemindeki eserleri “çalarak” sergileyen müze, takvimler 2023 yılını gösterirken bu kez müzeden bir hırsızlık skandalıyla gündemdeydi. 

O yıl, Elgin Mermerleri’nin Yunanistan’a iadesi gibi hassas konularla uğraşan müzede hırsızlık skandalı patlak verdi. Üstelik bu kez “çalan” British Museum değildi. Müzeden çoğu antik Yunan ve Antik Roma koleksiyonlarından, kataloglanmamış mücevher ve takılardan oluşan yaklaşık iki bin objenin çalındığı ya da hasar gördüğü açıklandı. 

  • Haberi, bizzat müze yönetimi duyurdu. Olayla ilgili bir çalışanın işine son verildi, polis soruşturma başlattı. Müze, kaybolan eserlerin hiçbirinin yakın zamanda sergilenmediğini, akademik sebeplerle ve araştırma amacıyla depoda tutulduklarını açıklamıştı.

Soruşturmanın tamamlanmasıyla ortaya çıkan bilgiler işleri iyice kızıştırdı. Zira eserlerin sanal müzayede sitesi eBay'de satıldığı da ortaya çıktı. Bu süreçte 2016 yılından bu yana görevde bulunan müze müdürü Hartwig Fischer istifa etti.

Hırsızlık vakasından sonra iade talepleri de yükseldi

British Museum, çalınan eserlerin peşine düşüp yerle bir olan imajını düzeltmenin yollarını ararken eski defterler bir kere daha açıldı. Yunanistan’ın uzun süredir müzede sergilenen Parthenon (Elgin) Mermerleri’nin Atina’ya iade talebi bir kez daha gündeme geldi.

Yunanistan, 19. yüzyılın başlarında İngiliz  Lord Elgin’in Atina Akropolü’nden kaçırıp Londra’ya götürdüğü mermerlerin uzun süredir peşindeydi. Ancak müze bu talebi reddetmişti. Yunanistan, müzede yaşanan hırsızlıkla birlikte mermerlerin güvenliğinden endişe duyduklarını söyledi ve iade çağrılarını yineledi. 

Ülkenin kültür bakanı Lina Mendoni, verdiği bir röportajda, kayıp eserlerin ortaya çıkardığı güvenlik sorularının, "ülkemizin mermerlerin kesin olarak iadesine yönelik daimi ve haklı talebini güçlendirdiğini" söyledi. 

İngiltere cephesinden ise yanıt gecikmedi: “Bu fırsatçılık!”

Türkiye de krize dahil oldu

Elgin Mermerleri krizine Türkiye de dahil oldu. Zira British Museum, mermerlerin Osmanlı döneminde alınan izinle taşındığını açıkladı. Ancak Türkiye, böyle bir izin belgesinin olmadığını duyurdu. Bu arada hırsızlıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı, müzede bulunan Anadolu kökenli eserlerin durumu hakkında bilgi almak amacıyla Londra’ya Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla resmî bir mektup göndererek eserlerin iadesini istedi. 

"Hırsızlık konusunda güncel durum ne?" derseniz… Bu yılın başlarında yayımlanan bir habere göre hırsızlıkların kamuoyuna açıklanmasının üzerinden iki yılı aşkın süre geçmesine rağmen müze, şu ana kadar 600’den fazla eserin bulunduğunu, ancak yüzlercesinin hâlâ kayıp olduğunu belirtiyor. Gayriresmî olarak “hazine avcısı” diye anılan yeni pozisyon, kayıp eserlerin kalıcı olarak yok olmadan önce bulunup geri getirilmesi için çalışmaları hızlandırmayı amaçlıyor.

Bu arada bir not daha: Müzeden daha önce de çalınan eserler oldu. 1970’lerde madeni para ve madalyalar, 1990’da 17. yüzyıla ait bir Japon eseri, 1993’te Roma dönemine ait yaklaşık 250 bin sterlinlik paralar ve takılar kayboldu. 2002’de 50 bin sterlinlik bir Yunan mermer başı çalındı. 2004 yılında, mücevherler, süslü saç tokaları ve tırnak koruyucuları da dahil olmak üzere 15 adet "tarihsel öneme sahip" Çin eserinin bir vatandaş tarafından çalındığı bildirildi. 2017'de ise pahalı bir Cartier elmasının aslında 2011'den beri kayıp olduğu ortaya çıktı.

'Hırsızlık sanatı'

British Museum’dan çalınan eserler, müzenin “Çaldığı eserlere bile sahip çıkamıyor” şakalarının yanı sıra ciddi güvenlik açıklarını da gündeme getirdi. Kurumlardan, yurttaşlardan tepkiler gelirken Brezilyalı sanatçı Ilê Sartuzi daha ilginç bir yöntemle müzenin güvenlik açığını gündeme getirdi.

Art Newspaper’ın haberine göre Ilê Sartuzi, rehberli bir turda, müzenin 68 numaralı odasındaki vitrinden 1645 yılında İngiltere’nin Newark kentinde basılan gümüş sikkeyi çaldı. Hemen ardından, orijinal sikkeyi alt kata taşıyarak bir bozuk para bağış kutusuna bıraktı ve yerine bir kopyasını koydu. Sanatçı bu hırsızlığı bir yıldan uzun süredir planladığını söyledi. Ayrıca kendisine eşlik eden üç arkadaşı bu anları videoya çekti. En sonunda ortaya "Sleight of Hand" (El Çabukluğu) isimli video çıktı. Video, güzel sanatlar tezi sergisinde yer aldı.

Sartuzi, bunu müzelerin evrensel sorunlarına dikkat çekmek için yaptığını söyledi. Ayrıca British Museum’un “sömürgeci, emperyalist sistemin temel bir parçası” olduğunu vurguladı. 

Sponsorluk kaosları

British Museum’un İsrail'le Gazze açıklarında doğalgaz arama işbirliği yapan enerji şirketi BP ile karışık bir mazisi var. Biraz hafızaları tazeleyelim.

Mısırlı yazar Ahdaf Soueif, müzenin petrol ve doğalgaz parası kabul etme isteğini gerekçe göstererek 2019'da mütevelli heyetindeki görevinden istifa etti. Müze sektöründe çalışan 300'den fazla profesyonel, Şubat 2022'de müzenin BP ile bağlarını koparması çağrısında bulunan bir mektup imzaladı ve müzenin içinde de protestolar düzenlendi. 

2023 yılında ise şirketle yapılan 10 yıllık anlaşma, müzenin galerilerinin üçte birini modernize etme ve fosil yakıtlara olan bağımlılığını "aşamalı olarak azaltma" planlarıyla birlikte duyuruldu.

Şirketle yapılan bu anlaşma yurttaşlar ve aktivistler tarafından protesto edildi. 2024 yılının Mart ayındaki protestolar nedeniyle müze ziyaretçi girişini kapattı. Protestocular BP’nin sponsor olduğu müzeyi, BP’nin İsrail için Gazze açıklarında yaptığı doğalgaz arama anlaşması nedeniyle protesto etti. Müze girişine asılan bir pankarta "BP sponsorluğunda=Sömürgeci soykırım sponsorluğunda” yazıldı.

Müzeden bir yetkili ise protestolara ilişkin “British Museum diğer insanların görüşlerini ifade etme hakkına saygı duymakta ve koleksiyon, personel ya da ziyaretçiler için herhangi bir risk oluşturmadığı sürece müze alanında barışçıl protestolara izin veriyor” dedi.

Şu an müzenin internet sitesinde sponsorluğa ilişkin şöyle bir ifade yer alıyor:

“BP, British Museum'un en uzun süreli kurumsal destekçilerinden biridir ve 1996'dan beri her yıl müzenin halka açık programlarına cömertçe destek vermektedir.”

Zarif, sade ve seçkin
bir yaşam rehberi.

Aposto Magazine haftada 3 gün e-posta kutunda.

Zevk, zanaat ve ritüel üzerine satırbaşları, keşifler ve incelemeler.