2023 seçimleri: Deprem bölgesinde nasıl bakılıyor?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden 11 il etkilenmiş, bölgede enkaz kaldırma ve yeniden inşa çalışmalarına başlandığı belirtilmişti. Geçtiğimiz hafta Aposto ekibi olarak deprem bölgesini ziyaret etmiş, ziyaretimizde hem bölge halkını dinlemiş, bölgeyi gözlemlemiş hem de son durumu sizlere aktarmıştık.
Bu yazıda da deprem bölgesinde görüştüğümüz vatandaşların 14 Mayıs'ta gerçekleşecek seçimlere ilişkin görüşlerinden bahsedeceğiz. Gaziantep halkıyla yaptığımız görüşmeler üzerinden deprem bölgesindeki seçim algısına ilişkin genel bir değerlendirme yapacağız.
- Editörün önerisi: Deprem bölgesine ilişkin izlenimlerin ve bölge halkının değerlendirmelerin yer aldığı yazı serimize buradan ulaşabilirsiniz.
Deprem bölgesi genelinde "araf"ta bir hayat söz konusu. Bugünü ve şimdiyi olağanca normalliğiyle yaşayan insanlar, yarın için ise bir plan yapmıyor. Bu nedenle seçim de genel olarak gündemde değil; ancak seçime ilişkin görüşlerini sorduğumuzda birçok kişi düşüncelerini paylaşıyor. Bu ülke genelinde olduğu gibi "günlük konuşmaların" içinde yer alan bir konu başlığı hâline gelmiş.
"Asrın felaketi" olarak adlandırılan depremin ardından bölge halkı hâlâ "normaline" dönmeye çalışıyor. Bu kapsamda halkın önünde iki seçenek bulunuyor: 20 yıldır devam eden düzeni tercih etmek ya da hiç bilmedikleri ve görmedikleri bir yönetime güvenmek. Bu iki tercih arasında büyük çoğunluğun ilk seçeneğe yöneldiğini söylemek mümkün. Ancak birçok kişi bunu dillendirmeden veya dillendirdiğinde ise "gerekçelendirerek" yapmayı tercih ediyor.
Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde konuştuğumuz Mustafa isimli depremzede seçime ilişkin fikirlerini sorduğumuzda öncelikle bölge halkının düşüncelerini paylaşıyor:
“Buradaki halk yine Erdoğan’a verecek. Kolay kolay fikir değişmez. Vaatleri var, giderse öbürleri gelirse bu vaatler yapılmaz düşüncesi var”
Seçimde yeniden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a oy verileceği düşüncesini "vaatleri var, biliyoruz ki bir şeyler yapacak" diye açıklayan Mustafa, kendi görüşünü sorduğumuzda ise uzun bir süre cevap vermiyor. Hükümete oy vermek istemediğini belirten Mustafa, başka bir alternatif aradığını, bu alternatife de bulduğunu; ancak hâlâ düşündüğünü söylüyor. Alternatifin kim olduğunu sorduğumuzda "Muharrem İnce" cevabını veriyorsa da "Ama onun da hükümetin vaat ettiği şekilde bu bölgeyi yeniden inşa edebileceğini düşünmüyorum" diyor.
Mustafa, bölgede gözlemlediğimiz iki taraftan birinin özeti. Deprem bölgesinde konuştuğumuz birçok kişi ya "devam" diyor ya da Kılıçdaroğlu dışındaki seçeneklerle "tamam" diyor.
- Geniş açı: Seçim sürecinde birçok siyasi uzmanın ve siyaset yazarının bahsettiği "iktidar destekçisi olan vatandaşların çekindiği" ifadesi deprem bölgesinde de mevcut. Öyle ki iktidarı desteklediğini söyleyen birçok kişi, uzun diyalogların ardından fikrini paylaşıyor.
Nurdağı'nda görüştüğümüz bir grup ise deprem sürecinde hükümetin ve yerel yönetimin çalışmalarından memnuniyet duyduklarını belirtiyor. Herhangi bir eksikleri olmadığını, yeterli yardımı aldıklarını ifade eden grup, seçime ilişkin herhangi bir öngörüde bulunmuyor.
- Editörün notu: Nurdağı, Gaziantep'te depremden en çok etkilenen bölgelerden biri. Buradaki günlük akış birçok yerden farklı durumda. Özellikle konteyner kentlerde yaşam tamamen kamunun yönetiminde; polis, sağlık çalışanları ve Kızılay görevlileri gibi pek çok kurumdan görevli sahada bulunuyor. Temel ihtiyaçların giderilmesi ve depremzedelere yönelik yardımların öne çıktığı konteyner kentlerde bu nedenle seçim neredeyse hiç konuşulmuyor.
Gaziantep merkezde ise yaşam normalde dönmüş durumda, diğer ilçelerden farklı olarak merkezde günlük akışta gündem “deprem” değil, “seçim”. Gaziantep’te yaşayan bir vatandaş ile sohbet ettiğimizde seçime ve yerel yönetime ilişkin şu ifadeleri kullanıyor:
“Fatma Şahin hâlâ kendisini bakan gibi görüyor. Hatta ‘Başkanım’ değil ‘Bakanım’ diyelim istiyor. İyi bir yönetim değil, köşeleri tanıdıkları tutuyor. Rant peşindeler; her ilçede bir müteahhit var, her şeyi onlar yapıyor.”
Kendisine seçimde hangi partiye oy vereceğini sorduğumuzda ise vatandaş, hâlâ karar vermediğini, düşündüğünü belirtiyor; birçok kişinin aksine bizim ne düşündüğümüzü ve neden bu görüşte olduğumuzu soruyor.
Merkezde ülkenin diğer kentlerinin aksine aktif bir siyasi propaganda görülmemesi de öne çıkıyor; bilboardlar ve birtakım afişler dışında meydanlarda kurulu parti standları veya milletvekillerinin sokak sokak dolaşması gibi etkinlikler söz konusu değil. Her parti kendi özelinde il ve ilçe ofislerinin önlerinde çalışmalar gerçekleştiriyor.
Öte yandan Gaziantep'te özellikle Cumhur İttifakı'nın diğer partilere göre daha aktif olduğunu söylemek mümkün. Halkın yerel yönetim ile genel yönetim arasında kurduğu ilişki de "bir" oldukları yönünde. Bu durum da yerel yönetimin çalışmalarının ve yapmadıklarının doğrudan hükümete bağlanması durumunu ortaya çıkarıyor. Bu nedenle hükümete tepkiyle yaklaşanların birçoğu aslında belediyedeki memnuniyetsizliklerini yansıtıyor. Aksi durum da etkili bir memnuniyet doğuruyor.
Bununla birlikte deprem bölgesi için önemli olan konulardan biri de seçim güvenliği. İl merkezleri birçok açıdan normale dönmüş olması nedeniyle daha güvenli görünse de özellikle köyler ve depremin izlerini hâlâ taşıyan ilçelerde koordinasyonsuzluk tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bölge halkı bir takım baskılar yaşayabileceği gibi resmî olmayan birtakım işlemler de yapılabilir. Seçim güvenliği konusunda çalışan siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve kurumların bu konuda ekstra hassasiyet göstermesi son derece önem teşkil ediyor.
Bölge halkının siyasi düşünceleri şunu gösteriyor ki, iktidarda kalmaya devam etmek isteyen hükümet bölgedeki inşa çalışmalarına ağırlık vermeli. İktidarı kazanmak isteyen muhalefet ise daha önce hiçbir deneyim kazanmadığı bölgede yönetimi ve yeniden inşayı şu ankinden çok daha uygun şekilde yapabileceğini göstermeli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Makarna ve soğan: Yoksulluğun değiş(mey)en hakir temsilleri
03 May 2023

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Çin, Haziran 2026’da yayımladığı yeni “Beyaz Kitap”la küresel yönetişim vizyonunu daha açık biçimde ortaya koydu. Pekin, BM’nin güçlendirilmesini, Küresel Güney’in karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını ve ticaret ile tedarik zincirlerinin önündeki engellerin azaltılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Çin’in ABD ile rekabetinde doğrudan bir hegemonya arayışından çok, ekonomik yükselişini sürdürebileceği daha çok kutuplu ve daha az korumacı bir düzen talebine işaret ediyor.

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.




