Kadıköy Sineması'nda geceler uzun.


OMM’dan: Maziye Bakma Mevzu Derin
OMM - Odunpazarı Modern Müze , kutuplaşan bir bireysellik anlayışının hâkimiyet sürdüğü günümüzde “ ifade özgürlüğü nedir? ” sorusuna cevap arayan ve adını bir kamyon arkası yazısından alan Maziye Bakma Mevzu Derin sergisine 31 Mayıs’a…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Emre Eminoğlu
Neler oluyor? İstanbul'un "kapısı sokağa açılan" son sinemalarından Kadıköy Sineması, Başka Sinema gösterim programında yer alan filmlerin haricinde yıl boyunca bağımsız bir programlamanın ürünü özel gösterimleriyle de dikkat çekiyor. Bu özel gösterimler, 2021'in son haftalarında farklı bir boyut kazandı: Film geceleri. Cumartesi gece yarısından, pazar sabahının ilk saatlerinde kadar arka arkaya üç ya da dört filmin gösterildiği ve belli bir yönetmen ya da seriye odaklanan bu gösterimler, bu cumartesiyi pazara bağlayacak gece Toy Story serisiyle devam ediyor.
Neden önemli? Pandeminin ardından seyirci sayıları endişe verici derecede düşen sinemalar zor bir dönem geçiriyor. Böyle bir dönemde sinema aşkına ve nostaljisine odaklanan ve bunu kullanarak eşsiz bir deneyim yaşatan uzun geceler, herkesin kazandığı bir fikir. Pijamalarını giyip, sabaha kadar bir sinema salonu dolusu insanla birlikte film izleme şansı ne sıklıkla karşına çıkabilir ki?
Ne söyledi? Kadıköy Sineması'nın "Uzun Geceleri" bu hafta sonu Toy Story Gecesi'yle devam ederken sinema müdürü Said Aksoy sorularımı yanıtladı.

Said Aksoy
Kadıköy Sineması'ndaki film gecelerinin ilkini ne zaman ve nasıl düzenlediniz? Bu proje tamamen Kadıköy Sineması'ndan çıkan bir fikirle mi hayata geçti yoksa Başka Sinema'nın da bir katkısı oldu mu?
Sinemamızdaki ilk film gecesini pandemi öncesinde başlattık. Aslında her hafta cumartesi geceleri tek film gösterdiğimiz bir gece programımız vardı, ona bu aralar da devam ediyoruz. Bir sinema salonunda geceden sabaha film izleme düşüncesi bize çok keyifli geldi. Planlamasını, programını yaparak kendi projemiz olarak hayata geçirdik. İlk süreçte gece filmlerimizi Başka Sinema’nın listelerinden seçtik, hâlâ da gecelerin yarısını Başka Sinema’nın filmlerinden programlıyoruz. Pandemi sonrasında Miyazaki filmleriyle açılış yapmak istedik. Program çok ilgi görünce Başka Sinema haliyle diğer sinema salonlarına da programı önerdi. Çok ilgi gören, keyifli bir program. Ne kadar sinema salonu bu fikirden yararlanırsa biz de o kadar mutlu oluyoruz.
Bir yanda Miyazaki'ler, Shrek'ler, Toy Story'ler bir yanda Lanthimos ve Lynch filmleri... Temaları neye göre belirliyorsunuz?
Gece formatının artık oturmasıyla biz de film kaynaklarımızı biraz çeşitlendirmeye başladık. Geniş bir film havuzumuz var. Aslında gece sineması biraz korku filmleriyle özdeşleştirilmiş, ancak tam tersinin daha çok ilgi çektiğini gördük. İnsanlar sinema salonunda belki hiç izlemediği, belki çocukken izlediği filmleri arkadaşlarıyla bir arada sabaha kadar izlemekten çok keyif alıyor. Shrek, Toy Story, Miyazaki gibi geceler biraz daha bir arada vakit geçirmek, eğlenmek, belki çok da filme odaklanmadan sadece eskiden yaşadığımız o hissi tekrar yaşamak için. Aynı zamanda tabii ki gün içinde gösterdiğimiz filmlerle, festivallerle oluşmuş bir seyirci kitlemiz de var. O tarafta daha farklı beklentiler de oluyor. Biz de o sebeple Lanthimos, Lynch, Almodóvar gibi geceler de programlayıp bir çeşitlilik yaratmak istiyoruz. Sosyal medya da bir taraftan etkili tabii; devam ettiğini görünce seyirci de önerileriyle gelmeye başlıyor.

Kadıköy Sineması, Salon 1
Şimdilik gözlemlediğiniz kadarıyla gösterimlere katılan seyirci kitlesi daha çok sevdiği filmleri yeniden izlemek isteyen, işin biraz nostaljisinde olanlar mı yoksa bu filmleri ilk kez izlemek isteyen, eksiklerini kapatmak isteyenler mi ağırlıklı?
Bu geceleri yeni bir film izleme alanı olarak çok görmüyor seyirci. Hiç izlemediği bir filmi izlemeye gelen az sayıda insan vardır. Bu etkinliği yaratan şey aslında birkaç arkadaşın bir araya gelip daha önce seyredip çok keyif aldıkları bir filmi birlikte tekrar izleme isteği. Bir yönüyle de garip bir challenge yaratıyor aslında. David Lynch’i duyururken "Kendisi bile kendi filmlerini peş peşe izlemiyorken…" şeklinde başlamıştık duyuruya. Sosyal medyada "izlenir mi o filmler sabaha kadar!" tepkilerinin bir kısmı "dur bakalım izleniyor muymuş?" noktasına evriliyor. Kısacası salondaki insanların hemen hepsi farklı bir motivasyonla geliyor oraya.
Tüm geceyi sinemada geçirmek farklı bir deneyim. İnsanlar geceyi rahat geçirmek için gün içindeki seanslardan farklı olarak nasıl hazırlıklarla geliyorlar?
İnsanlar çok hazırlıklı geliyor öncelikle. Herkes bir noktada uyuyakalabileceğinin farkında olduğu için yastık, şal vs. çok görüyoruz. Pijamalarıyla gelen çok sayıda insan oluyor. Bu bir noktada insanların sinema salonuyla bağını yeniden şekillendiriyor bence. "Haydi bu gece sinemada kalıyoruz!" cümlesi bile garip bir şekilde çok eğlenceli.

Kadıköy Sineması'nın meşhur sinema salonu
Toy Story gecesinden sonra sırada ne var?
5 Şubat’ta Almodóvar gecemiz var. Birkaç sinema salonuyla birlikte yapıyoruz bu geceyi. Almodóvar’ın ardından Nolan gecesi düşünüyoruz. Sonrasında tematik gecelerimiz olacak. Her program tabii ki herkesin hoşuna gitmeyebiliyor, ama ne kadar çeşitlilik sağlarsak o kadar çok insana ulaşabiliriz. Miyazaki gecelerine belki beş altı kez daha devam etme ve salonu doldurma imkânımız varken iki gösterimle bırakıp daha farklı şeyler denemek istedik. Önümüzde üç-dört aylık hazır bir program yok. Günün şartları çok değişiyor çünkü. Denemek istediklerimizi, seyircinin beklentilerini önümüze koyup gösterimlerden bir ay önce yapıyoruz programlarımızı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayıda Kadıköy'e yolumuz düştü, beyazperdenin kapısını araladık. Oradan Altın Gün dinlemeye geçtik ve yeni sesler keşfetmenin gücüne tutulduk.
21 Oca 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



