aposto-logoSalı, 28 Mart 2023
aposto-logo
Salı, Mart 28, 2023
Premium'a Yüksel

Biz kadınlar İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz

Canan Güllü
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı

Ülkemizde 2012 yılında kabul edilen ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi" yani kısaca Uluslararası İstanbul Sözleşmesi biz kadın STK'ları tarafından "kadınların anayasası" olarak kabul edilir.

Önleme, koruma, kovuşturma ve politika üretme ayaklarından oluşan bu uluslararası sözleşme, sorunun oluşmadan önlenmesini amaçlayan mekanizmalarla, kadın-erkek eşitliğini sağlamaya yönelik bir direktifler yönergesidir. Birbirini tamamlayan ve besleyen, sahadaki çakıl taşlarını temizleyerek yolları açan saha deneyimlerinin yansımalarıdır. Sorunların tespiti  ve çözüme yönelik mekanizmalarla devlet iradesinin önleme kararlılığı ile tamamlanmış bir belge olması onu önemli kılar.

Bu yüzden ortak kararlılıkla tamamen yerli ve millî bir belgedir İstanbul Sözleşmesi. Ancak siyasi saiklerle kabul tarihinden itibaren uygulanmamış ve nihayetinde Cumhurbaşkanı imzası ile hukuksuzca yürürlükten kaldırılmıştır.

Bir adım geriden: Nahide Opuz

Biraz geriye dönelim ve 1990 yılında henüz şiddetin şikâyete bağlı olduğu yıllardan bir vaka hatırlayalım birlikte. Diyarbakır ilinde dinî nikahla bir birliktelik yaşayan Nahide Opuz defalarca uğradığı şiddet sonrası kolluğa gitmiş, ancak şikâyet etme cesaretini gösteremediği için gerisin geri şiddete uğradığı eve ve onu döven erkeğin yanına dönmek zorunda kalmıştır; çünkü eğer şikâyet ederse onu koruyacak yasal mevzuatın yokluğu Nahide Opuz'u çaresizlik içinde bırakmaktaydı.

Nihayetinde koca 7 bıçak darbesiyle sonuçlanan bir şiddet sonrası kasten yaralama suçu ile yargılanmış, kısa bir süre ceza almış ve yargılaması 8 taksitte ödenmek üzere 800 lira para cezasıyla tamamlanmıştır. Geçen süre içinde hapisten tehditler alan Nahide annesini de yanına alarak şehri terk etme kararını hayata geçirdiği zaman da tahliye olan fail koca eşyaların yüklü olduğu kamyoneti yoldan çevirmiş ve Nahide'yi yaralayarak annesini katletmiştir.

Yargılama sürecinde verilen cezanın azlığı nedeniyle davacı taraf bu kez de iç hukuk yollarına başvurmuş ve orada da hukukun işlemediğine tanıklık edilmiştir. İç hukuk yollarının tükenmesi sonucu dava AİHM'e taşınmıştır. Uzun soluklu süreç sonucunda AİHM tarihinde ilk defa vatandaşının hayatını koruyamayan devlet olarak Türkiye'yi tazminata mahkûm etmiştir. 

Çağdaş demokrasi adımı: İstanbul Sözleşmesi

2000'li yılların başı ve iktidarda AKP hükümeti vardır. Avrupa Birliği üyeliği için uyum yasaları çıkarılmaktadır ve Avrupa Konseyi dönem başkanlığı Türkiye'dedir. "İşte tam zamanıdır" denerek ve şiddetsiz bir Avrupa dileyerek ülkelerin kapıları çalınmış ve ilk imzacısı olmakla övündüğümüz İstanbul Sözleşmesi üye devletlerin imzasına açılmıştır. Türkiye de bir bayram havası vardır. 

Nahide Opuz utancını ortadan kaldırmakla kalmayacak aynı zamanda Avrupa'dan da bir adım önde olacaktık. Atatürk'ün seçme ve seçilme hakkıyla kendi kadın nüfusuna yasal haklar tanımış Türkiye yine yeniden çağdaş demokrasi adımını atmıştı böylelikle.

Ancak iktidara gelmek için demokrasi trenine binerken özgürlükten, modern yaşamdan, eşitlikten söz edenlerin iktidara geldiklerinde takındıkları tavırla henüz karşılaşmamıştık. 

Sözleşme TBMM'de neredeyse havai fişeklerle kutlanmasına rağmen bir gariplik vardı. Sözleşme mekanizmaları hayata geçmiyordu. İç hukukta uluslararası sözleşmeleri destekleyecek yeni yasal mevzuat hazırlanırkenki adı "Kadına şiddetin önlenmesi" iken parlamentoya onaya geldiğinde adı "Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesi" olmuştu. İşin içine aile girmiş ve eşitlik rafa kalkmıştı. 

"Biat et, rahat et"

Kadınlar evde, sokakta, iş yerinde, her yerde incir çekirdeğini doldurmayan sebeplerden öldürülmeye başlandığı zamanlarda önleyici politikalar yoktu. Ailenin tamamlayıcı unsuru kadınlar "biat et, rahat et" felsefesine feda ediliyorlardı. Bu da yetmezmiş gibi sözleşme iç siyasetin pazarlık malzemesi yapılmış ve Saadet Partisi Disiplin Kurulu üyesi Oğuzhan Asiltürk tarafından İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçilmesi hâlinde tabanın AKP oy vereceği konuşulmuştu bir buluşmada.

Talepten gerçeğe

Akla hayale sığmayan bu talep gerçek oldu ve 21 Mart 2021 günü Resmî Gazete'de Cumhurbaşkanının tek başına kararı ile sözleşmeden çekilme kararı yayımlandı. 

Hepimiz şaşkındık. 2008-2021 yılları aralığında 3 bin 750 kadının katledildiği ülkemizde sözleşmeden vazgeçmek akıl işi değildi. 

Yaklaşık 220 kurum ve kişi tarafından kararın iptali yönünde Danıştay’a dava açıldı. Bu davaların bir kısmı duruşmalı olarak yapıldı. Danıştay salonunda yaklaşık 40 kişi ve kurumun duruşması oldukça yoğun bir katılımcıyla takip edildi. 4 kez yapılan toplu duruşmaların savcıları mütalaalarında istemin haklı olduğu ve kararın iptali yönünde görüş bildirdi. 

Ancak Danıştay 5/2 oylama ile bu hukuksuz kararı onayarak ona meşruiyet sağlamıştır. Bu onama; 

  1. Anayasamızın 90. maddesi, uluslararası sözleşmelerin yürürlükten çekilme durumlarında sözleşmenin kabul edildiği şekliyle, yani parlamento kararıyla çekilmesini gerekli kılar. Bu kararla Danıştay, Anayasa'ya "darbe" yapmıştır.
  2. Parlamentonun yetkileri gasp edilmiş olup TBMM’ye "darbe" yapılmıştır.

Ülkede hukuk katledilmiştir; hem de yüksek mahkeme eliyle. Ayrıca tek adam rejimiyle bir gece uluslararası sözleşmelerden çekilme riski kapımızın önünde tehlike olarak, patlamaya hazır bir bomba olarak bırakılmıştır.

Kim bilir hangi gizli görüşmelerde nelerin pazarlıkları yapılacaktır. İşin bu kısmın bilemeyiz; ama bildiğimiz bir şey varsa o da bu ülkenin kadınları öyle kolay pes etmez.

Bu karara itiraz yolu açıktır. Hukuki olarak yola devam ederken sahada mücadeleye devam edeceğiz.

İstanbul Sözleşmesi'nin önleme politikalarını sürdürmek için yerel yönetimlerle iş birliklerimize ve özel sektörle zihniyet değişimi çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.

Çünkü biz biliyoruz ki mücadele kazandırır. 

Biz kadınlar, İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz.


Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

İlgili Başlıklar

şiddet

kasten yaralama

Canan Güllü

Türkiye Kadın

Avrupa Konseyi

İstanbul Sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi

NAHIDE OPUZ

Diyarbakır

AİHM

Hikâyeyi beğendiniz mi?

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Nerede Yayımlandı?

✊ Kadınlar vazgeçmiyor

Yayın & Yazar

Aposto Gündem

Hafta içi her sabah 06.30’da, 5 dakikada gündeme hakim ol. Kısa, öz, elle derlenmiş hikâyelerle gürültüden uzak bir haber deneyimine adım at.

;