

Salt’tan: Bilinmeyene Doğru Nedir? Sergi . Salt’ın Varşova Modern Sanat Müzesi iş birliğiyle düzenlediği ve adını Deimantas Narkevičius’un, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20. yıldönümü vesilesiyle ürettiği işinden alan güncel sergisi Bilinmeyene Doğru , 1989 sonrası dünyada sanatın yerleşik, tarihsel ve kültürel anlatıların ötesinde başka öznelliklere alan açma potansiyeline odaklanıyor. Nerede? Salt Beyoğlu ve Salt Galata’da Ne zaman? 14 Ağustos’a kadar Neden gitmeli? Kurmacadan deneysel veya buluntu filme, hareketli görüntünün farklı formlarını ve farklı disiplinlerden gelen 11 sanatçıyı ağırlayan Bilinmeyene Doğru sergisi, 10 filmlik bir seçkiden oluşuyor. Not almalı: Eski Doğu Bloku’ndan günümüz Doğu Avrupa’sına uzanan bir toplumsal panoramaya tanıklık edebileceğin Bilinmeyene Doğru sergisiyle ilgili ayrıntılı bilgiyi saltonline.org ’da bulabilirsin. Aman dikkat: Salt Beyoğlu ve Salt Galata’yı salı’dan cumartesi’ye 11.00-19.00 saatleri arasında, pazar günü ise 11.00’den 18.00’e kadar ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Portre’nin bu haftaki konuğu: Ahmet Atalay. Çarpıcı renkler, çarpıcı çizgiler ve old school bir dokunuşla tenin üstüne yerleşen gösterişli tasarımlar desek bizce Atalay’ı kısaca tanıtabilmiş oluruz. Büyük tasarımlara bulaşan katmanlı siyahlar, kırmızılar, sarılar, maviler ve yeşiller onun imzasını taşıyan dövmelerin baş kahramanları. Uzun yıllardır büyük heyecanları ten üstüne taşıyan İstanbul’un old school dövme elçilerinden Ahmet Atalay’la sohbetimize hoş geldin.
1. Biz söze girdik ve sana dair bir şeyler paylaşmaya çalıştık ama elbette tasarımlarındaki bakış açını senden dinlemek isteriz.
Çalıştığım tarza traditional veya old school deniyor. Keskin çizgiler, canlı bir renk paleti ve solid gölgelerle çalışmayı seviyorum. 1900 ve 1950'ler arasında Amerikalı askerlerin, denizcilerin ve sirk çalışanlarının yaptırdığı tasarımlar traditional tarzın temelini oluşturuyor. Uzak Doğu'ya yaptıkları seferlerden aldıkları ürünler, etkilendikleri resimler, sirk afişleri ve o dönem yapılan grafik tasarım işleri dövmecilere ilham kaynağı olmuş. Ben de tasarımlarımda genellikle bu dili kullanmayı seviyorum.
Geleneksel dövme benim için senden çok önce gelen bir geleneği besleyerek senden sonra da devam etmesini sağlamak. Bir yandan eski bir kültürün sürdürülebilmesi için çaba gösterirken bir yandan da bu tarzı güncel tutabilmek için eski ve yeniyi aynı anda takip ederek bir araya getirmeye çalışıyorum.

Ahmet iş üzerinde
Fotoğraf: Deniz Sabuncu
2. İstanbul’da bir dövme tasarımcısı olmak nasıl gidiyor? Bu şehrin sana ve işine kattığı motivasyonlar var mı?
İstanbul'da dövmeci olmak havalı bir meslek. Şehir güçlü dinamik ve yeniliklere aç. Burada yaşadığım ve doğduğum için mutlu ve şanslı hissediyorum. Hatta İstanbul ile ilgili bir dövmem bile var.
Şehir her zaman aktif; her daim insanları besleyen, buluşturan bir şehir. Kalabalık olması çeşitliliği beraberinde getiriyor. Bir sergide, bir gece kulübünde, hatta kahvaltı yaptığınız bir mekânda bile yeni birileriyle tanışıp çok farklı karakterlerle karşılaşabilirsiniz. Dövme yaptığım insanlar çoğunlukla İstanbul’da yaşıyorlar ve gerçekten her meslek grubundan insanla tanışma şansım oluyor. Potansiyelin ve çeşitliğin bol olması beni motive ediyor.
3. Bizce yıllar içerisinde insanların dövme sanatına karşı — ücretlerden verilen emeğe yaklaşımlarına kadar bakış açılarında bizce bir değişiklik söz konusu oldu, sence de öyle mi?
Mesleğimin ilk yıllarında dövme şimdiye göre çok daha underground bir kitleye hitap ediyordu. Yeni medyanın da etkisiyle Türkiye’de dövme sektörü son 10 senede çok hızlı ve iyi yol katetti. Toplumun neredeyse her kesmine ulaştı. Bu genişleme vasat işlerin üretilmesine sebep olurken aynı zamanda rekabetin artmasına, kaliteli işlerin çoğalmasına ve kalite işlerin fark edilmesine de yol açtı.
Dövme stüdyoları arttı. Eskiden dövmeli insanlar işe bile zor alınıyorken şimdi daha risksiz denilebilecek kurumsal işlerden ayrılıp bu mesleği yapmak isteyen insanlar dâhi var.
Ekipman teknolojisinin gelişmesi de işin hızlanmasında büyük rol oynadı. Kısacası arz ve talep arttı diyebilirim. Arz ve talep arterken görünürlüğü de arttı. Gittiğiniz doktorda, ensafta, her kesimden insanda dövme görebilirsiniz. Dövme eskisine göre artık daha görünür hâlde. İnsanlar dövmeye karşı daha tutkulu daha bilinçli. Bu gelişim ve değişim dövmeye verilen ücrete ve emeğe olan değeri artırdı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haziranın son pazarından herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; dinlemelik Agnes Obel konseri, hareketlenmelik +1'li Gece Gezmesi, katılmalık Red Bull İstanbul Unlocked ve dahası var.
26 Haz 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




