

Salt’tan: Bilinmeyene Doğru
Nedir? Sergi . Salt’ın Varşova Modern Sanat Müzesi iş birliğiyle düzenlediği ve adını Deimantas Narkevičius’un, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Portre’nin bu haftaki konuğu: Ahmet Atalay. Çarpıcı renkler, çarpıcı çizgiler ve old school bir dokunuşla tenin üstüne yerleşen gösterişli tasarımlar desek bizce Atalay’ı kısaca tanıtabilmiş oluruz. Büyük tasarımlara bulaşan katmanlı siyahlar, kırmızılar, sarılar, maviler ve yeşiller onun imzasını taşıyan dövmelerin baş kahramanları. Uzun yıllardır büyük heyecanları ten üstüne taşıyan İstanbul’un old school dövme elçilerinden Ahmet Atalay’la sohbetimize hoş geldin.
1. Biz söze girdik ve sana dair bir şeyler paylaşmaya çalıştık ama elbette tasarımlarındaki bakış açını senden dinlemek isteriz.
Çalıştığım tarza traditional veya old school deniyor. Keskin çizgiler, canlı bir renk paleti ve solid gölgelerle çalışmayı seviyorum. 1900 ve 1950'ler arasında Amerikalı askerlerin, denizcilerin ve sirk çalışanlarının yaptırdığı tasarımlar traditional tarzın temelini oluşturuyor. Uzak Doğu'ya yaptıkları seferlerden aldıkları ürünler, etkilendikleri resimler, sirk afişleri ve o dönem yapılan grafik tasarım işleri dövmecilere ilham kaynağı olmuş. Ben de tasarımlarımda genellikle bu dili kullanmayı seviyorum.
Geleneksel dövme benim için senden çok önce gelen bir geleneği besleyerek senden sonra da devam etmesini sağlamak. Bir yandan eski bir kültürün sürdürülebilmesi için çaba gösterirken bir yandan da bu tarzı güncel tutabilmek için eski ve yeniyi aynı anda takip ederek bir araya getirmeye çalışıyorum.

Ahmet iş üzerinde
Fotoğraf: Deniz Sabuncu
2. İstanbul’da bir dövme tasarımcısı olmak nasıl gidiyor? Bu şehrin sana ve işine kattığı motivasyonlar var mı?
İstanbul'da dövmeci olmak havalı bir meslek. Şehir güçlü dinamik ve yeniliklere aç. Burada yaşadığım ve doğduğum için mutlu ve şanslı hissediyorum. Hatta İstanbul ile ilgili bir dövmem bile var.
Şehir her zaman aktif; her daim insanları besleyen, buluşturan bir şehir. Kalabalık olması çeşitliliği beraberinde getiriyor. Bir sergide, bir gece kulübünde, hatta kahvaltı yaptığınız bir mekânda bile yeni birileriyle tanışıp çok farklı karakterlerle karşılaşabilirsiniz. Dövme yaptığım insanlar çoğunlukla İstanbul’da yaşıyorlar ve gerçekten her meslek grubundan insanla tanışma şansım oluyor. Potansiyelin ve çeşitliğin bol olması beni motive ediyor.
3. Bizce yıllar içerisinde insanların dövme sanatına karşı — ücretlerden verilen emeğe yaklaşımlarına kadar bakış açılarında bizce bir değişiklik söz konusu oldu, sence de öyle mi?
Mesleğimin ilk yıllarında dövme şimdiye göre çok daha underground bir kitleye hitap ediyordu. Yeni medyanın da etkisiyle Türkiye’de dövme sektörü son 10 senede çok hızlı ve iyi yol katetti. Toplumun neredeyse her kesmine ulaştı. Bu genişleme vasat işlerin üretilmesine sebep olurken aynı zamanda rekabetin artmasına, kaliteli işlerin çoğalmasına ve kalite işlerin fark edilmesine de yol açtı.
Dövme stüdyoları arttı. Eskiden dövmeli insanlar işe bile zor alınıyorken şimdi daha risksiz denilebilecek kurumsal işlerden ayrılıp bu mesleği yapmak isteyen insanlar dâhi var.
Ekipman teknolojisinin gelişmesi de işin hızlanmasında büyük rol oynadı. Kısacası arz ve talep arttı diyebilirim. Arz ve talep arterken görünürlüğü de arttı. Gittiğiniz doktorda, ensafta, her kesimden insanda dövme görebilirsiniz. Dövme eskisine göre artık daha görünür hâlde. İnsanlar dövmeye karşı daha tutkulu daha bilinçli. Bu gelişim ve değişim dövmeye verilen ücrete ve emeğe olan değeri artırdı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haziranın son pazarından herkese merhaba. Bu hafta şehrin ajandasında; dinlemelik Agnes Obel konseri, hareketlenmelik +1'li Gece Gezmesi, katılmalık Red Bull İstanbul Unlocked ve dahası var.
26 Haz 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




