aposto-logo
TR
TREN

Alaçatı’da birbirimizin, köyümüzün, her anımızın kıymetini bildiğimiz zamanlar sonbahar, kış ve ilkbahar

Mahalle: Alaçatı, Mahalleli: Zeynep Boneval, Yazı & Fotoğraflar: Zeynep Boneval
Alaçatı’da birbirimizin, köyümüzün, her anımızın kıymetini bildiğimiz zamanlar sonbahar, kış ve ilkbahar

SOLİ

SOLİ

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

1995′te Alaçatı — henüz otel veya restoran yok, kendi hâlinde bir köyken bu uyuyan güzele dışardan ilk gönül veren kişi, rahmetli Leyla Figen olmuş. Kemal Paşa Caddesi üzerindeki eski tütün deposununa âşık olan Leyla Hanım burayı restore ederek sonradan Agrilia Restoran adını alan kafeye dönüştürüyor. Karşısında yer alan Alaçatı’nın en güzel evini de kendine mesken ediniyor. Alaçatı yerlisinin yanı başında şehirlinin yaşamı ilk Leyla Hanım’la başlıyor. Bu ev, civarındaki beş binayı ve bahçeleri de ekleyerek bugün Alavya Otel olarak hizmet veriyor.

Biz hemen sonrasında taşınıyoruz — tarihî Rum evleriyle bezenmiş köyün şose parkeli daracık sokaklarında sıralı taş evlerin özgün mimarisine; pencereleri ve cumbaları, renk renk begonvilleri ve sardunyalarına vurularak. Biz ve bizim gibi bir avuç insan.

Kimimiz evler yaptık kimimiz oteller restoranlar açtık çünkü Alaçatı her göreni kendine hayran bıraktı. 1995–2010 yılları arasında her dükkânın ve işletmenin yaratıcısının kendinden bir ruh kattığı, her birinin ayrı karakteri ve kimliği olan bir yerdi burası. Masaların ve müziğin sokaklara taşmadığı bir yer — şahsına münhasır işletmelerde tangolar yapılan. Ev yapımı binbir çeşit meyve reçelini pazardan alabileceğin; rüzgârlı günlerde denizin üzerinde uçarcasına sörf yaptığımız; sörf yolunda taze kokan mis gibi havayı içimize çekerek çıktığımız bisiklet turundan manzaraları ve gün batımını izleyerek döndüğünüz, “İşte hayat bu!” dediğimiz günlere mesken.

 Zeynep, tarlada


Yazları eğlenceye terk edilen Alaçatı

Alaçatı’nın değişimi, pek çok gazete ve dergide yazılıp çizilmesiyle başlıyor. Büyüyen ilgiden ve hiç bitmeyen insan trafiğinden yararlanmak isteyen; sürümden para kazanma arzusu taşıyan işletmeler kapı önlerine masalar, sandalyeler ve platformlar atarak işgal ediyorlar kaldırımları. Binaların önünü tabelalar ve şemsiyeler kaplıyor. Alaçatı artık o eski Rum kasabası değil — gürültünün, kirliliğin yazlığına dönüşüyor; imajı, “yazın eğlence”ye indirgeniyor. 

Yaz sonunda sokaklar boşalmaya başladığında Alaçatı’ya miras kalansa enkaz oluyor. Sokağa çıktığında insanların esnafı ve birbirini tanıdığı, selam verip sohbet ettiği, gökyüzünü görebildiğimiz, birbirimizin sesini duyabildiğimiz, tertemiz havayı birlikte soluduğumuz, doğanın içimizden geçtiği, trafiğin ve gürültünün patırtının olmadığı, yani aslında asıl medeniyeti yaşayabildiğimiz bir yer Alaçatı yaz dışındaki mevsimlerde oysaki.

Alaçatı'da bir antikacı


12 ay turizm mümkün mü?

Alaçatı yerlisi ve sonradan yerleşenleri arasında komuşuluk ilişkileri çok iyi olsa bile beldenin kaderiyle ilgili tam bir fikir birliği ve dayanışma yok ne yazık ki. Sonradan Alaçatılı olanlar sürdürülebilir bir gelişim için Turizm Derneği veya platformlar oluştururken yerli halk sahip oldukları emlağın değeri yükseldiği yaz aylarındaki eğlence kültürüne karşı çıkmıyor. 

Bugüne kadar 12 aya yayılan bilinçli ve sürdürülebilir turizmin uzun vadeli katma değer sağlayacağını ne belediyeye ne de yerli halka anlatamadık. Belediye geceleri uyumayı imkansız kılan müzikle ilgili yapacağı uygulamalar hakkında verdiği sözlerin hiç birisini tutmadı. Ancak şimdilerde yerli halk da yüksek sesli müzikten şikayet etmeye başladı — belki bazı konularda olsa bile birlik olmak mümkün olur.

Ilıca Plajı


Evinden çıkıp yürüyerek yaşabilmek en büyük medeniyet

21 yıl önce Alaçatı sokaklarında ilk yürüdüğümde çocukluğumda yazları geçirdiğim eski Ayvalık sokaklarına adım atmış gibi geldiğinden kendimi eve dönmüş gibi hissetmiştim. 16 yıldır Alaçatı’da evimiz var, 5 yıldır yaz-kış Alaçatı’da yaşıyoruz. Alaçatılı olmamdaki en önemli faktör o aidiyet hissi sanırım.

Eğer yerleştiğin yere gerçek bir katkın olmasını istiyorsan önce durup oranın ruhunu, kültürünü, yaşamını, gelişimini gözlemlemen ve sonra da kendine özgü yetilerin ve becerilerin ile bulunduğun yerin özünü bozmadan değer katmaya çalışman gerekiyor. Yoksa dışarıdan yapılan her müdahale yapıştırma oluyor. Dökülüyor, kırılıyor, parçalanıyor.

Daha önce fark etmediğimiz yönlerimizle temas etmek için bir aracıya dönüşüyor yol. Ben yolcuyum. Hem mekânın hem zamanın yolcusu. Seyahat anlatıcısı olduğum için yolculuklarıma burayı üs yaptım — yazılarımı, podcast’lerimi buradan hazırlayıp çevrim içi paylaşabiliyorum. 

Ayrıca okullarda yarımadanın çocuklarına, zaman zaman da farklı mekânlarda yetişkinlere dünyayı anlattığım sunumlar yapıyorum. Her gün 9-10 kilometre yürüyorum; bazen plaja bazen köyün içinde bazen çamlar altında bazen de yakınlardaki doğa rotalarında — Ilıca’daki ahşap gözetleme kuleleri kutup yıldızım oldu. Evinden çıkıp yürüyerek yaşabilmek bence en büyük medeniyet ve insanca yaşam biçimi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

SOLİ

SOLİ

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

tango

Alaçatı

ALAÇATI

NEREDE YAYIMLANDI?

SOLİSOLİ

BÜLTEN SAYISI

ÜYELERE ÖZEL

🏄 Alaçatı, Zeynep Boneval

Alaçatı’yı nasıl bilirsin? Bu hafta Zeynep'in peşinde turluyoruz Alaçatı'da.

09 Oca 2022

Fotoğraf: Zeynep Boneval

YAZARLAR

SOLİ

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

;