aposto-logo
TR
TREN

Antalya'da bağımsız bir sahnenin direnişi

Yersiz Yurtsuz Tiyatro'da kadın kadının yurdu
Antalya'da bağımsız bir sahnenin direnişi

Kadınların sanatsal üretimlerini görünür kılmak, yaşamlarını hak ettikleri gibi anlatabilmek cinsiyet eşitliği mücadelesinde büyük bir öneme sahip. Tam bu nedenle, bu hafta yaratıcı endüstrilerden tiyatroda kadın direnişinin izini sürebileceğim, Antalya'daki Yersiz Yurtsuz Tiyatro’nun kurucusu Ruteba Doğan ile görüşüyorum.

Kültür ve sanat, bir ölçüde aşkınlaştırmamız sebebiyle eşitsizliklerden azade görünse de kadınların mücadele verdiği alanların başında yer alıyor. Araştırmacı Dr. Erman M. Demir’in, 2018’de yaptığı araştırmaya göre içlerinde Antalya’nın da yer aldığı 18 kentte yaratıcı emeğin yalnızca yüzde 36,73’ünü kadınlar yapıyor. Azınlık olanın dayanışma içinde var olabilmesi ise direnç göstermenin en kritik yöntemlerinden.

Daha önce eğitim verdiği üniversiteden ve Antalya Şehir Tiyatrosu’ndan ayrılarak, Yersiz Yurtsuz’u kuran Ruteba Doğan, tiyatro oyunlarının metin yazarlığını, yönetmenliğini üstleniyor. Yersiz Yurtsuz Tiyatro’da mutlaka bir kadın anlatısına yer verdiğini vurgulayan Ruteba Doğan, tiyatro çevresindeki dayanışmayı şöyle açıklıyor:

Suser Başaran öğrencim. Hoca – öğrenci ilişkisinden meslektaşlığa evirildi. Çok uzun zamandır Yersiz Yurtsuz’un oyuncusu. Birlikte yol alıyoruz. Sadece tiyatro yapmadık. Hayatın içinde, kadın dayanışmasını da birlikte yürüttük. Çocukluk, gençlik, yetişkinlikte kadınların karşılaştığı zorlukları birlikte paylaştık. Bir kadın daha var. Antalya Senfoni Orkestrası’ndan Çağla Bilgin. Benim için çok değerli. Çağla ile yolculuğumuz da dört seneyi geçti. Oyunlarımızda çellosu ile müzik yapıyor. Fakat bunun dışında birlikte düşünüyoruz. Birlikte yol alıyoruz, üretiyoruz. Yazı ile müziği buluşturduğumuz bir kardeşlik oldu bizimkisi. İki sanatın birleşmesi bizim için bir kardeşlik yarattı. Son olarak unutmamam gereken bir kadın daha var. Aysun Telli. Yersiz Yurtsuz’un dekor ve sahne tasarımını birlikte yürütüyoruz. O bizim sahne ressamımız.

Komik olacak ama bir tür komün gibi yaşamaya çalışıyoruz. Çünkü bu bizim hem üretimlerimizi, hem de kişisel hayattaki gücümüzü, direnişimizi destekliyor. Ben kadınlarla hep üreterek karşılaştım. Bir oyun sahnelerken, bir müzik ararken, bir resme bakarken hep bir kadınla karşı karşıya geldim. Elbette kadınlarla her yerde karşılıyorum ama üretmek istediğim her an bir kadın başucumda. Bu yüzden 'Yersiz Yurtsuz’un kurucusu benim' diyemiyorum.   

Daha önce farklı yayınlarla da görüştüğünü söyledikten sonra biraz duraksayan yazar, Yersiz Yurtsuz kadınlarının hiç sorulmadığını paylaşıyor benimle. Metinlerinin yanı sıra tiyatrosunun kadın direnişi için açmaya çalıştığı sahayı birlikte tekrar fark ediyoruz. Erkeklerin de kadınların gösterdiği dirence ortak olmasının ne kadar önemli olduğunun altını çizdikten sonra mücadele konusu üzerine konuşmaya başlıyor. Kültür/sanat sektöründe var olmanın güçlükleri ve kendi direnişi hakkında sorumu soruyorum ona, şöyle diyor:

Dramatik yazarlık mezunuyum. Öğrenciliğimden bugüne işim yazmak. Varlık Dergisi’ne, Sözcükler’e öyküler yazdım. Gazetelere yazılar yazdım. Oyunlar yazdım, yazıyorum. 'Bunları nasıl kadın yazabilir?' sorusuyla hâlâ karşılaşıyorum. Mültecileri, politikayı, ekonomiyi, erki, toplumda 'ciddi konular' olarak görünenleri anlatabileceğinize inanmıyorlar. Daha naif hikâyeler bekliyorlar.

Bir oyunumuzun prömiyerinde 'Küçücük bir kadınsınız. Bu oyunları hödö-mödö bir adam yazıyor sandık' demişlerdi. Bu iltifat gibi göstermeye çalışsalar da büyük bir yergi. Bunun dışında kadınların erk ile yaşadığı sorunların tamamı tiyatro yaparken de sizinle birlikte. Benim direncim de üretimle, yol arkadaşlarımla var olabilmek.

Doğan’ın sektörde var olabilmek adına verdiği mücadelenin yanı sıra kültürel üretim ve tüketim mekânlarının nasıl yurt olabileceğini onun hikâyelerinden dinlemeye devam ediyorum:

Diyarbakır turnesinde iki kadın izleyici oyunu çok yüksek sesle, kahkahalarla izlemişti, oyuncuların sesini duyamayacak noktaya gelmiştik. Oyun sonrasında yanıma geldiler. 'Biz güldük ama kendi halimize güldük. Yoksanız, yoksunuz işte. Görmüyorlar. Ağlanacak halimize güldük' dediler. Eşlerinden 'izinsiz' gelmişler.

Sizin teorik metinler okuyarak anlattıklarınızı tek cümlede özetleyen kadınlarla karşılaşıyorsunuz. Onlarla birlikte var oluyorsunuz. Oyunu hayatın farklı alanlarından kadınlar yan yana izlediğinde direndiğimi, var olduğumu tekrar hissediyorum. Benim için birliktelik, bir direniş.

Antalya’nın Yersiz Yurtsuz'u yaratıcı endüstrilerde varlık göstermeye, kadın anlatılarıyla, kadınlarla buluşmaya devam ediyor. İsmi mekânsızlığı ve dışarıda bırakılmayı temsil etse de kadınların birlikte büyüdüğü, birbirini desteklediği ve bu direnişte bir araya getiren tiyatro, Antalya’da önemli yurtlardan biri gibi görünüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

cinsiyet eşitliği

Antalya

Antalya Şehir Tiyatrosu

tiyatro

Tiyatro

Antalya Senfoni Orkestrası

Çağla Bilgin

Aysun Telli

NEREDE YAYIMLANDI?

Direniş Hikâyeleri

Uluslararası hukuktan sanata, Ankara'dan Van'a direniş hikâyeleri

31 May 2023

YAZARLAR

Aybüke Doğan

Yazar @ Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.

İLGİLİ OKUMALAR

;