Arı kovanına çomak sokmak: Swarm

Donald Glover ve Janine Nabers'ın yaratıcıları olduğu mini-dizi Swarm, popüler kültür ve hayranlık kültürünün etkilerini inceliyor.
Arı kovanına çomak sokmak: Swarm

7 Nisan - İBB Kültür AŞ - Duende
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Filmleştirilen kitaplar İstanbul Kitapçısı ’nda Kitabı Filminden Daha İyiydi! Şehrin birçok ilçesinde kitap-kafe ve kitap-dergi konseptli şubeleriyle hizmet veren İstanbul Kitapçısı , şube sayısını artırarak ve çeşitli kampanyalar sunarak daha fazla İstanbulluya ulaşmak üzere yola çıkıyor. Nasıl? Kitapseverleri İstanbul Kitapçısı’nın Kadıköy , Karaköy , Eminönü , Müze Gazhane ve Mecidiyeköy şubelerinde bekleyen Kitabı Filminden Daha İyiydi! kampanyası, filme uyarlanmış ünlü kitaplardan oluşan bir seçkiyi %20 indirimli olarak İstanbullularla buluşturuyor. Neler var? Türkiye ve dünya edebiyatının birbirinden değerli eserlerin yer aldığı Kitabı Filminden Daha İyiydi! seçkisinde Tolstoy’dan Hüseyin Rahmi Gürpınar’a, Peyami Safa’dan Ernest Hemingway’e uzanan onlarca yazar ve eser okurları bekliyor.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Dizi: Swarm

Yaratıcılar: Donald Glover ve Janine Nabers

Süre: 7 bölüm, toplam 245 dakika

Yapım yılı: 2023

Komedi dizisi Community ile yıldızı parlayan, Magic Mike XXL, The Martian ve Solo: A Star Wars Story gibi filmlerle beyaz perdede de oyuncu olarak izlediğimiz Donald Glover’ın çok yönlülüğünü bilirsin. Müzik dünyasında Childish Gambino olarak tanınan Glover, sinema ve müzik dünyasındaki varlığının bir harmanı denilebilecek televizyon dizisi Atlanta ile kariyerini daha da ilerilere taşıdı. 2016-2022 yılları arasında dört sezon olarak yayınlanan dizi, ABD’de siyah olmaya ve siyahların müzik endüstrisindeki varlığına dair absürt bir taşlamaydı. Dizinin toplamda 25 Primetime Emmy adaylığının dokuzu Donald Glover’a aitti: Yapımcı, yönetmen senarist ya da oyuncu olarak… Glover, Atlanta’da da birlikte çalıştığı Janine Nabers’le imza attıkları yeni projesi Swarm ile bu kez sadece kamera arkasında. 

Geçtiğimiz haftalarda Prime Video’da yayınlanan mini-dizi, dünyaca ünlü pop müzik yıldızı Ni’Jah’ya saplantılı bir hayranlık besleyen siyah genç kadın Dre’nin hayranlığının karanlık bir yöne evrilmesini konu alıyor.

Swarm | Fotoğraf: Warrick Page

Swarm'un tüm okları "Kraliçe'yi" işaret ediyor

Donald Glover’ın Atlanta’nın ardından bir kez daha müzik dünyasıyla yakından ilişkili bir diziye imza atması şaşırtıcı değil. İşbirliğini sürdürdüğü Janine Nabers’in Houstonlı oluşu da diziyle ilgili bir ipucu veriyor aslında. Houstonlı ünlüler arasında Lizzo, Megan Thee Stallion ve pek tabii ki Beyoncé var: Hani şu dünyanın en ünlü kadınlarından biri olan Beyoncé. Üstelik Beyoncé’nin hayran kitlesinin kendilerini “Bey Hive” (Bey(oncé) kovanı) olarak adlandırdığı düşünülürse Swarm (arı kümesi) adlı bir dizinin tüm okları henüz izlemeye başlamayanlar için bile “Kraliçe”yi işaret ediyor. Dizinin odağındaki Dre; yıllardır takip ettiği, dinlediği ve konserlerine gittiği Ni’Jah’ya saplantılı bir hayranlık, çekim ve adanmışlıkla bağlı. Kirasını ödeyememeyi bir Ni’Jah konserini kaçırmaya tercih etmesiyle henüz mini-dizinin ilk bölümünde izleyici için görünür olmaya başlayan saplantısı, dizi ilerledikçe Ni’Jah’nın agresif Twitter savunuculuğundan Ni’Jah için cinayetler işlemeye kadar evriliyor.

Dominique Fishback’in karakter dönüşümünü fiziğine de yansıttığı Dre çok iyi yazılmış bir karakter. Karakter dönüşümüyle, geçmişle hesaplaşmak ve geçmişi reddetmek arasında gidip gelişleriyle, sürekli başkalaşmalarıyla bu kana bulanmış yol hikâyesinin her durağında farklı bir yönünü gösteriyor bize. Birçoğuna henüz ilk karşılaştığın andan itibaren potansiyel bir kurban gözüyle bakacağın yan karakterler -ki aralarında Chlöe, Billie Eilish ve Kiersey Clemons da var- kendilerine ayrılan süreyi çok iyi kullanıyorlar. Sevdiğim yönetmenlerden Trey Edward Shults’un filmlerinden beri radarımda olan görüntü yönetmeni Drew Daniels’ın işçiliği diziyi yükseltenlerden. Keza özellikle saplantı kaynaklı bir cinayete işaret eden arı seslerini gerilimi arttıran bir enstrüman olarak kullanan ses tasarımı da öyle.

Swarm | Fotoğraf: Amazon Prime Video

"Sanrılı taşlama"


Ortalama 35 dakikadan oluşan yedi bölümlük Swarm’un benim için öne çıkan bölümleri; Donald Glover’ın yazıp yönettiği pilot bölüm Stung, tuhaf bir tarikat hikâyesine dönüşen dördüncü bölüm Running Scared ve gerçek-suç-belgeseli biçiminde kurgulanmış altıncı bölüm Fallin’ Through the Cracks. Özellikle ters köşeye yatıran, tek başına ayakta durabilen bir sahte-belgesel denilebilecek Falling Through the Cracks dizinin tümü ve finali arasında köprü oluşturuyor, gözünden kaçmış olabilecek ipuçlarını ve yeni bilgileri önüne seriyor ve bütünlüğü sağlamaya yeterli fakat finalin ucunu açık bırakacak kadar yetersiz (yani tam kararında) bir malzeme sunuyor.

Donald Glover’ın Atlanta’da ya da Bill Hader’ın Barry’de yaptığı şeyin ne olduğunu adlandırmak zor. Her ikisi de olay örgüsünün fanteziye kaçan bölümlerle sekteye uğradığı, karakterlerin en derin ve karanlık duygularının tüm çıplaklığıyla ekrana yansıdığı, biçimsel dönüşümlerle şaşırtmayı seven diziler(di). Geçtiğimiz hafta Swarm’u neredeyse bir solukta izleyip aynı tadı alınca bu alt-türe kendimce bir isim buldum: sanrılı taşlama.

Swarm | Kaynak: IMDb

Saplantılı hayran topluluklarının sorumluluğu yıldızlarda mı?


Swarm müzik endüstrisinin kendisini değil; hayranlık müessesesini absürt bir şekilde ele alıyor, eleştiriyor. Beyoncé’yi hedef tahtasına yerleştirse de onun nezdinde başka isimleri de suçluyor, sorguluyor belki de. (Twitter’da Lady Gaga’ya ya da Taylor Swift’e dair olumsuz bir görüş bildirmeyi hiç denedin mi?) Saplantılı hayran topluluklarının, “liderleri” ya da “kraliçe arıları” için her şeyi göze alan kitlelerin var olmasında ve ileri gitmesinde sorumluluğu onlara yüklüyor. Öte yandan ABD’de siyah olmakla ilgili derdi de sürüyor ister istemez Glover’ın (ve Nabers’in): Swarm, Beyoncé’nin (ya da diğer siyah ikonların) beyazların da kendisini erişilebilir ve hayran olunabilir bulmalarını sağlamak için beyazlaştığını, bunun absürtlüğünü ve yanlışlığını ima ediyor.

Film ve televizyon veri tabanlarına göre bir komedi bu. Oysa dizide kan ve vahşet, psikolojik ve fiziksel şiddet kol geziyor. Yaratıcıların Ni’Jah’nın fiziksel ve sanatsal yanlarıyla kimi temsil ettiğini saklamaya çalışmadıkları dizide Dre gibi gözü dönmüş, her şeyi yapmaya hazır bir hayran portresi çizmeleri aklıma tek bir soru getiriyor: Donald Glover’ın Beyoncé ile ne derdi var?

Nerede izleyebilirsin? Swarm, tüm bölümleriyle Prime Video'da yayında.

Benzer işler:

  • Atlanta (2016-2022, Donald Glover)
  • Barry (2018-2023, Alec Berg ve Bill Hader)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🌘 Eşsiz ruh Ryuichi Sakamoto, arı kovanına çomak sokan Swarm

Dünyaya bedel eşsiz ruh Ryuichi Sakamoto, arı kovanına çomak sokan Swarm dizisi, Altın Gün'ün formüllere sığınan son albümü.

07 Nis 2023

İBB Kültür AŞ ile birlikte
Fotoğraf: Nathan Bajar

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah