aposto-logo
TR
TREN

Avrupa Birliği'nde Türkiye kaygısı

Avrupa Birliği, Türkiye'de temel haklar ve yargı bağımsızlığı konularında kaygılı
Avrupa Birliği'nde Türkiye kaygısı

Spektrum

Spektrum

Yerel ve uluslararası gündemi yakalamak için bir başucu kaynağı; her hafta seçim dosyaları, kamuoyu araştırmaları, analizler ve Son Düzlük podcastle yayında!

Dr. Büşra Kılıç

Avrupa Komisyonu, 8 Kasım 2023'te, genişleme politikasının temellerini oluşturan iletişim belgeleri yayımladı. Aday ülke statüsündeki Türkiye için Komisyon'un hazırladığı bir yıllık ülke raporu ve "2023 AB Genişleme Politikası Hakkında İletişim Belgesi" ülkemiz için büyük önem taşıyor. Raporun ana teması ise Avrupa Birliği (AB) - Türkiye ilişkilerindeki gerilemenin devam ettiği yönünde. Özellikle başkanlık sisteminin demokraside oluşturduğu yapısal sorunlar ve hukukun üstünlüğü ilkesinden uzaklaşması üzerinde vurgu yapılıyor. Raporları incelediğimizde, şu vurgular ön plana çıkıyor:

2023 Türkiye Raporu

Rapor, istatistiksel bilgiler veren ek kısım da dahil olmak üzere toplam 139 sayfa ve dört ana bölümden oluşuyor. Ayrıca bu uzun raporun ana bulgularını sıralayan dokuz sayfalık bir özet de mevcut. 

Bölümlerde, üyelik için gerekli olan fasıllarda, Türkiye'nin ilerleme durumu ele alınmakta. Fasılların büyük bir bölümünde Türkiye'nin durumu "kısmen hazırlıklı/orta aşamada" olarak değerlendiriliyor. "Şirketler Hukuku" faslındaki "ileri düzeyde hazırlık" ile "Fikrî Mülkiyet Hukuku", "Mali Hizmetler", "Tüketicinin ve Sağlığın Korunması" gibi fasıllarda olan "iyi düzeyde hazırlık"; İç Pazar'a (Internal Market) uyum açısından umut vaat ediyor.  

Raporun girişinde, özellikle 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminden bahsediliyor. Seçimlerin kurallara uygun ve çoğulcu bir sistemde düzenlendiği vurgulanmakla birlikte, medyanın taraflı bir tutum izlediği de not düşülüyor.

Demokratik kurumların işleyişi, insan hakları, hukukun üstünlüğü konularında gerileme olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye'nin AİHM kararlarını uygulamamakta ısrar etmesi ve Selahattin Demirtaş ile Osman Kavala’yı "özgürlüklerinden mahrum bırakması" ağır bir dil ile eleştiriliyor. Ara başlıklarla değerlendirildiğinde:

  • Dış Politika: Bir NATO üyesi ve bölgesinin önemli aktörü olan Türkiye, dış politika alanında "önemli bir partner" olarak anılıyor. Öte yandan Türkiye dış politikasının AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikasına uyumunun %10 düzeyinde kaldığı belirtiliyor. Bu oran 2022 raporunda %8 düzeyindeydi. 
  • Terörle Mücadele: İnsan haklarında yaşanılan "gerilemede", terörle mücadele operasyonları da eleştiriliyor. Bu kapsamda, terörizmin Türkiye tarafından "geniş biçimde yorumlandığı" ve özellikle "gazetecilere, siyasi muhaliflere, baro birliklerine ve Kürt meselesi üzerine çalışan insan hakları savunucularına" bir yargı baskısı olduğu belirtiliyor. 
  • Dezenformasyon Yasası: Dezenformasyon yasasının yine "geniş, belirsiz, muğlak" olması dikkate alınıyor. Yasaların bu kadar açık uçlu olması, yürütme gücü tarafından baskılanan yargının objektif şekilde çalışamamasına dair endişeleri beraberinde getiriyor.
  • Göç ve İltica: Aslında, kaydedilen tek ilerleme alanı, "Göç ve İltica" politikalarında sağlanan uyum olarak belirtiliyor. Türkiye'nin AB-Türkiye arasındaki göç mutabakatındaki taahhütleri yerine getirmeye devam etmesi bekleniyor. Bu kapsamda, Türkiye ile AB arasında yapılacak Yüksek Düzeyli Diyalog'un bir sonraki toplantısının 23 Kasım'da düzenlenmesi planlanıyor.
  • Bununla birlikte: Diğer taraftan, Türkiye'nin vize muafiyeti için gerekli şartları yerine getirmediği belirtiliyor. Türkiye, AB ile yaptığı geri kabul mutabakatında, vize serbestisi sağlanmaması durumunda mutabakatı tek taraflı olarak feshedebileceğini ifade etmişti. Ancak ülke raporu, vize muafiyetinin yürürlüğe girmesinin en azından kısa vadede mümkün olmadığını gösteriyor.

2023 Genişleme Politikası Belgesi

Batı Balkanlar, Türkiye, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'ın ele alındığı genel çerçeve belgesi, istatistikî ekler dahil 75 sayfa olarak yayımlandı. Belgede üyelik sürecindeki ülkelerden yalnızca Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisine iyi düzeyde hazırlıklı olduğu belirtiliyor. Diğer taraftan tüm ülkeler, demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel haklar gibi değerlerde ilerleme kaydetmeleri gerektiğine dair uyarılıyor.

Ukrayna, Moldova ve Bosna Hersek’in katılım müzakerelerinin başlatılması; Ukrayna ve Moldova ile birlikte başvuruda bulunan Gürcistan’a ise adaylık statüsünün verilmesi öneriliyor. 

İktisadi Kalkınma Vakfı Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Doğu Avrupa ülkelerindeki hızlı ilerlemeye rağmen Türkiye'nin aynı hızda ilerleyememesini "çarpıcı" olarak niteliyor. Nas’ın önerisi, “…her şeyden önce Türkiye’nin AB sürecinin neden başarıya ulaşamadığı ve nelerin eksik yapıldığına odaklanmamız gerektiği” şeklinde.

Türkiye hariç diğer ülkelerin kamu yönetimi reform stratejilerine sahip oldukları ya da mevcut stratejilerini güncelledikleri ifade ediliyor. Ülke raporunda, kamu yönetimi reformunda "siyasi irade eksikliği" olduğu ve başkanlık sistemiyle birlikte kamu yönetiminin "merkezileştiği" yönünde eleştiriler bulunmaktadır.

Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna için vizesiz seyahatin avantajlarına değiniliyor ve bu ülkelerin AB'nin vize politikalarına daha fazla uyum sağlamaları öneriliyor. Türkiye'nin ise Vize Serbestisi Yol Haritası hedeflerinde herhangi bir ilerleme kaydetmediği tekrar vurgulanıyor.

Türkiye'nin cevabı

Dışiişleri Bakanlığı, Komisyon raporları üzerine bir açıklama yayımlayarak raporun dilini eleştirdi ve "denk düzeyde bir sertlikle" eleştirilere yanıt verdi.

Türkiye'den yetkililer, Birlik içinde temel haklar alanında tartışmalı tutumları bulunan üyelerin varlığına dikkat çekerek rapordaki eleştirileri "AB’nin samimiyetsiz ve çifte standartlı yaklaşımının bir tezahürü" olarak değerlendirdi. Bakanlık, "Raporda yer alan, özellikle siyasi kriterler ile Yargı ve Temel Haklar faslındaki mesnetsiz iddiaları ve haksız eleştirileri tümüyle reddediyoruz" ifadeleri ile bu fasıllar için verilen tavsiyelere uymayacağının işaretini verdi.

Bir diğer dikkat çeken yanıt ise AB'nin Türkiye'yi "Hamas'ı desteklemekle" suçlamasına karşı verildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: 

"Orta Çağ karanlığından 21. yüzyılda hortlamış sivil bir katliamın karşısında tarihin yanlış yerinde duran AB’ye, evrensel değerlere, uluslararası hukuka ve insancıl ilkelere dayalı politikaların sadece Ukrayna veya Avrupa’nın başka bir bölgesi için değil, Ortadoğu dâhil tüm dünyada geçerli olması gerektiğini hatırlatma gereği duyuyoruz."

Yargı krizi ve AB ile ilişkiler

Türkiye kamuoyu, Avrupa Komisyonu raporunun hemen ardından bir "yargı krizi"ni konuşmaya başladı. Yasama organları arasındaki yetki tartışmaları sürerken siyasiler konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİP Milletvekili Can Atalay’a ilişkin kararda Anayasa Mahkemesi (AYM) ile Yargıtay arasında çıkan görüş ayrılığından sonra, Yargıtay'ı destekledi. Erdoğan, AYM’ye bireysel başvurunun zorlaştırılması da dahil olmak üzere yeni yasal düzenlemelerin sinyalini verdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, Anayasa’nın değişmesini ve AYM yetkilerinin kısıtlanmasını desteklerken CHP ve İYİ Parti yetkilileri Anayasa'nın askıya alınmasının ve değiştirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Bu gelişmeler, AB'nin yargı bağımsızlığına dair endişelerini bir bakıma haklı çıkardı. Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, sosyal medyada yaptığı paylaşımda Yargıtay'ın AYM kararına uymaması ve üyeleri aleyhine suç duyurusunda bulunmasını "eşi benzeri görülmemiş bir kurumsal kriz" olarak değerlendirdi ve bu adımın, yıllardır AB tarafından ifade edilen tüm endişeleri doğruladığını ileri sürdü.

AB henüz Türkiye’de tartışılan yargı krizi ile ilgili resmî bir açıklamada bulunmadı. Zaten 2023 raporunda Can Atalay'a hiç değinilmiyor. Ancak tutukluluk durumunun devam etmesi hâlinde konunun 2024 raporunda detaylı bir şekilde inceleneceğini tahmin etmek zor değil. Zira Kavala, Demirtaş ve Atalay gibi önemli muhalif figürlerin tutsak olması, yargı reformu ile ilgili yapılacak değerlendirmeyi doğrudan etkiliyor. Öte yandan Ankara’nın Komisyon'un "Yargı ve Temel Haklar" faslındaki eleştirilerini tümüyle reddetmesi, AB ile ilişkileri düzeltmek üzere —en azından yargı reformunda— bir adım atmama niyetini ortaya koyuyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Yerel ve uluslararası gündemi yakalamak için bir başucu kaynağı; her hafta seçim dosyaları, kamuoyu araştırmaları, analizler ve Son Düzlük podcastle yayında!

İLGİLİ BAŞLIKLAR

hukukun üstünlüğü

Avrupa Komisyonu

Türkiye

Avrupa Birliği

AİHM

Selahattin Demirtaş

Osman Kavala

NATO

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🖊 Türkiye kaygısı, tarafsızlık baskısı

Avrupa Komisyonu'nun yayımladığı aday ülke statüsündeki ülkelerin değerlendirme raporunda Türkiye'ye ilişkin eleştiriler ve yorumlar, Batı ülkelerinin Filistin'i destekleyen kişi ve kurumlara yönelik sansür ve baskıları

15 Kas 2023

Fotoğraf: Al Jazeera

YAZARLAR

Spektrum

Yerel ve uluslararası gündemi yakalamak için bir başucu kaynağı; her hafta seçim dosyaları, kamuoyu araştırmaları, analizler ve Son Düzlük podcastle yayında!

İLGİLİ OKUMALAR

;