Bir prensin büyüme sancıları: Young Royals

Netflix İsveç yapımı Young Royals, kraliyet dramalarını lise dramalarıyla harmanlıyor.
Bir prensin büyüme sancıları: Young Royals

22 Mayıs - Girard-Perregaux - Duende
Girard-Perregaux ile birlikte

Değişmeyen dayanıklı şıklık: Girard-Perregaux Laureato 42 Girard-Perregaux Laureato 42 Çok az tasarım uzun yıllar boyu gücünü ve cazibesini sürdürebilir. 1975’ten bu yana ikonik duruşunu koruyan Girard-Perregaux ’nun Laureato modeli, zamansız tasarım harikalığıyla ilk günden beri odada ilk göze çarpan detay olmayı başarıyor. Laureato 42: Yarım asırlık geçmişinde tarzından ödün vermeden hep daha iyi özelliklerle bezenen ikonik model ; paslanmaz çelik kasası, klasik lacivert kadranı, dayanıklı harmonik yapısı, ayırt edici ve spor şıklık sunan sekizgen çerçevesiyle çağın ötesinden sesleniyor. 10,68 mm gibi mütevazı bir yüksekliğe sahip olan saat gömlek kollarının altından kolaylıkla kendini gösterirken çelik kordonu rahatlıkla takılacak bir kullanım sunuyor. Ne diyebiliriz ki; moda değişiyor ama Laureato'nun tarzı dayanıklı ve şık olmaya devam ediyor.⁣ Calibre GP01800: Laureato 'nun kalbi Girard-Perregaux ’nun Ar-Ge laboratuvarında tasarlanıp geliştirilen Calibre GP01800 'ün ritmiyle atıyor. Otomatik mekanizmanın ana plakasında dairesel süslemeler ve çeşitli gravürlerin bulunması, 54 saatlik güç kapasitesi ve köprülerin klasik Côtes de Genève ile tasarlanması gibi pek çok rafine ayrıntıyla zenginleştirilmiş olduğunu belirtmemiz şaşırtıcı olmamalı. Kalbinin onun için atacağı ikonik bir model arıyorsan Laureato 42 ’yi bu bağlantıdan inceleyebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Wilhelm, lüks banyosunda. Kollarını lavaboya dayamış, aynaya bakarak derin bir nefes alıyor. Güzel yüzü yara bere içinde. Kapı çalıyor: "Prens Wilhelm? Araba burada." Jump-cut. Arabadayız, Wilhelm'in istemediği bir yere doğru yola çıktığı belli. Dışarıdan deklanşör sesleri geliyor. Flash-back. Elektronik müzik, kalabalık; önceki gece. Kulüp çıkışında Wilhelm, herkes cep telefonlarıyla kaydederken bir kavgaya karışıyor. Arabada, Wilhelm'in kulaklığında son ses çalan şarkı "I think it's wrong, I think it's bad, I think it's lame, I think it's horrible" diye bağırıyor. Kulaklığını çıkarmasını işaret eden danışman; biraz sonra sarayda yapacağı, ilk kez gördüğü özür konuşmasını uzatıyor: "...bu sebeple ailem ve ben derhâl Hillerska Yatılı Okulu'na kaydolmama karar verdik."

Young Royals | Kaynak: Netflix

Kraliyet dramalarındaki, yaldızlı yaşamların ardındaki karakter bunalımlarını ve bireysel çatışmaları düşün. Bir de ergenliğin, büyüme sancılarının ve cinsel uyanışların dönüştürdüğü gençlerin bir araya tıkıldığı okullarda geçen lise dramalarını. Odağına 16 yaşındaki İsveç prensi Wilhelm'i alan Young Royals, işte tam bu iki kategoriyi birbirine yakınlaştırıyor. 

"Neden nasıl yaşayacağıma ben karar veremiyorum? Ben normal bir hayat istiyorum." Hayır. Bu cümle Netflix'in İngiliz kraliyetinin son yüzyılını Kraliçe II. Elizabeth'in yaşamı üzerinden aktaran, televizyon tarihinin en pahalı prodüksiyonlarından The Crown'dan bir alıntı değil. Ama olabilirdi de. Young Royals'ın odağındaki, 16 yaşındaki İsveç prensi Wilhelm gençlik ateşinin ve gece hayatının etkisiyle yaptığı hatanın bedelini ağır ve ivedi bir şekilde ödemek zorunda kaldığında, kraliçeye (yani annesine) bu cümlelerle isyan ediyor. Fakat The Crown takipçilerinin çok iyi bildiği gibi ne kendi kararlarını alması ne de normal bir hayat yaşaması mümkün. Üstelik veliaht prens olmasa, en azından bu yük abisi Erik'in üzerinde olsa da...

Young Royals | Kaynak: Netflix

Mevzu nedir? Netflix İsveç yapımı Young Royals; Wilhelm'in (Edvin Ryding) isteği dışında ve hiçbir söz hakkı olmadan okulundan, yaşadığı şehirden ve arkadaşlarından koparılarak yatılı okula yollanmasıyla başlıyor. Varlıklı ve soylu ailelerin çocuklarının, kasabanın yerlisi bir avuç gençle bir arada okuduğu Hillerska Yatılı Okulu, Wilhelm için birçok sorgulamayı beraberinde getiriyor. Genç prens bir yandan ailesinin ve kendisinin temsil ettiği monarşiyi ve ailesini, diğer yandan da her ergen gibi arkadaşlık ilişkilerini ve cinsel kimliğini sorguluyor. Sessizce atması beklenen çığlıkları yetmezmiş gibi, kendisinden beklendiği şekilde soylu ve varlıklı bir kıza değil, sınıfsal ve kültürel olarak farklı bir aileden gelen bir oğlana, Simon'a (Omar Rudberg) gönlünü kaptırıyor.

Wilhelm bir prens gibi davranmadığı ya da bir prens gibi davranması beklenmediği her an gerçek özgürlüğü hissediyor. Oysa bu çok zor: Saraydan ve şehirden uzaklaşmış olsa da abisinin eski okulu olan Hillerska'nın kapısından girdiği anda onun bir parçası sanki hâlen koridorlarda dolaşıyor. Wilhelm'den sanki onun yerini doldurması bekleniyor.

Young Royals | Kaynak: Netflix

Bu bir kraliyet draması. Çünkü genç veliaht prens kendini hiç beklemediği anda farklı sorumluluklar altında buluyor, kraliyetin bir üyesi olarak gençliğini dilediğince yaşamasının önünde tüm ülkeyi ilgilendiren engeller var ve karşısında durmasına rağmen sahip olduğu otoriteyi kullanmaktan da geri durmuyor. 

Öte yandan bu bir lise draması. Öğrenciler arasındaki sınıf çatışmaları, cinsel kimliklerini keşfeden ergenlerin kendileri, hisleri ve arzularıyla çatışmaları, yüksek beklentilere sahip ebeveynlerin adeta boğdukları evlatlarıyla çatışmaları… Ekonomik sıkıntılarını gizlemeye çalışan zenginler, sınıf arkadaşları kadar varlıklı ailelerden gelmese de onların kolayca yaşadığı hayatı yaşamaya çalışanlar, ebeveynlerinin hayalindekinden farklı birer birey oldukları için onlara yalan söylemek zorunda kalanlar… Zorbalıklar, uyuşturucu ya da alkolle tanışmalar, çıplak fotoğrafları ya da ilk cinsel deneyimleri sosyal medyada yayılanlar… Hillerska bazen Sex Education'ın Moordale High'ını, bazen Elite'in Las Encinas'ını bazense 13 Reasons Why'ın Liberty High School'unu anımsatıyor.

Young Royals | Kaynak: Netflix

Azla yetinmek. Young Royals'ın Rojda Şekersöz, Erika Calmeyer, Kristina Humle ve Lisa Farzaneh'in yönettiği altışar bölümlük iki sezonu, ergenlik çığlıklarını iyi seçilmiş renkler ve müzikler eşliğinde aktarıyor. Bir Z-kuşağı dizisinden beklenen şekilde mesajlaşmaları ve sosyal medyayı bölümlerinde yaratıcı kurgu oyunlarıyla dâhil ediyor. Dizinin azla yetinen bir hâli var: Sezonların bölüm sayısı, bölümlerin uzunluğu da bu hâlin bir sonucu; romantizm ve cinselliğin gerçek hayattaki kadar mütevazı ve doğal kullanımı da. Wilhelm ve Simon arasında yaşananları anlamak için çoğu zaman kısa bir bakışma, hissedilen bir nefes ve anlık göz göze gelişler ya da ten temasları yetiyor. Dizinin yan karakterleri de tam kıvamındalar: Ne altı bölümlük sezonlara sığmayacak kadar derin ve büyük ne de Wilhelm'in hayatında bir figüran olmak dışında işlevleri yokmuş kadar yüzeysel ve küçük.  Özellikle dizinin kötüsü olmasına rağmen gözlerinizi alamayacağınız August (Malte Gårdinger) ve dizinin ilk bölümüyle son bölümü arasındaki dönüşümüne gülümseyeceğiniz Felice (Nikita Uggla) esas hikâyeyi zenginleştiriyor.

Nerede izleyebilirsin? Üçüncü ve son sezonu bu yıl sonunda yayınlanacak Young Royals'ın ilk iki sezonunu Netflix'te bulabilirsin.

Benzer işler:

  • The Crown (2016 - 2023, Peter Morgan)
  • Elite (2018 - ..., Darío Madrona, Carlos Montero)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🧜‍♀️ Disney'in yeniden-çevrimleri, Netflix'in yeni nesil kraliyet hikâyesi

Son örneği The Little Mermaid bu hafta gösterime girecek Disney yeniden-çevrimlerine toplu bir bakış, Netflix İsveç'in kraliyet dizisi Young Royals.

24 May 2023

Girard-Perregaux ile birlikte
The Little Mermaid | Kaynak: Disney Türkiye

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi