Borusan Quartet ile Süreyya Operası’nda


51. kez şehirde: İstanbul Müzik Festivali
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve Borusan Holding ’in festival sponsoru olduğu 51. İstanbul Müzik Festivali , dün gece AKM ’de gerçekleşen görkemli açılış konseriyle başladı.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Yer: Süreyya Operası. Esen Kıvrak, Çağ Erçağ, Efdal Altun ve Nilay Sancar ile birlikte. Opera binasının içinde sağa ve sola doğru uzanan iki merdiven üst kattaki bale salonuna çıkıyor. Yapının tavanında Rusya asıllı ressam Naci Kalmukoğlu (Kalmukov) tarafından yapılmış freskler, ön cephede ve opera salonundaysa Türkiye’de yetişmiş ilk heykeltıraşlarından İhsan Özsoy'un eseri olan heykeller var. Her köşede farklı bir an, farkı bir anı. Daimi eşlikçi: Notalar. En üst kattaki kahverengi koltuklarda oturuyoruz şimdi. Soru: Nasıl bir his “quartet” olmak?
“Quartet” olmak
Bir arada çalmak bir arada üretmek bir arada büyümek bireysel performans ve üretimden nasıl ayrılıyor?
Esen Kıvrak (Birinci Keman): Bireysel eğitimimiz sırasında tabii ki oda müziği derslerimiz oldu fakat ciddi anlamda tüm boyutlarıyla oda müziğiyle tanışmamız Borusan Quartet ile gerçekleşti. Bir şefin olmadığı, birlikteliğin sadece bakış ve nefesle sağlanabildiği oda müziğinde en anahtar kelimelerden birisi; kemikleşmedir ve kemikleşme sadece geçirilen zamanla bağlantılı olur. Beraber ne kadar vakit geçirip detaya inerseniz müzik o derece sizindir, teklikten çıkıp aynı anda nefes alıp veren bir organizmaya dönüşür. Quartet üyelerinin birbirinden farklı dört karakter olması her ne kadar dezavantaj gibi gözükse de aslında müzik açısından tekillikte bulunmayan büyük bir zenginlik yaratır. Dört farklı hissediş dört farklı teknik dört farklı düşünce. Tabii ki bunun sağlıklı işleyebilmesi için size ters gelen düşüncelere bile açık olmanız gerekir, üslup en az çalgıdaki ustalık kadar önemli konudur bizde. Sonuçta işimizin önemli bir kısmı; ortak iyiye ulaşmak için birbirimizi eleştirmek. Ama quartet bir orkestraya nazaran daha demokratik bir ortam sağlıyor: çoğunluk ne derse o.

Konser öncesi
İçlerinde Cezayir, Hollanda, Sırbistan, Portekiz, Tanzanya, Yunanistan, ABD, Barbados, Japonya, St. Vincent ve Grenadinler olan pek çok ülkede konserler verdiniz. Müziğin evrensel, birleştirici, hissettirici, kolektif dili hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Efdal Altun (Viyola): Klasik müziğin evrensel dilini bilmenin ötesinde bu dili iyi konuşmak uluslararası platformda kabul görmek için büyük önem taşıyor, o noktada müziğin birleştirici gücünü hissedebiliyorsunuz. Oda müziğinin kilometre taşı niteliğinde birçok eser repertuvarımızın yanında ülkemizin yöresel motiflerini yine klasik müziğin evrensel çok sesli dokusuyla düzenleyerek çoğunlukla “bis” parçası olarak seslendiriyoruz. Almanya’da tamamı Alman dinleyicilere çaldığımız bir türküye göz yaşları ve alkışla verilen reaksiyon müziğin birleştirici gücünü hissetmemize neden oluyor. Japonya’da asırlık orijinal samuray kıyafetleri giymemiz ve bunun geleneksel Japon seramonisi şeklinde yapılması, Karayipler’de Karayip Korsanları film ekibiyle aynı otelde kalmamız, Selanik’te Atatürk Evi Müzesi’nde çektiğimiz klip ya da ABD’de yarışma sonunda birinci olarak ilan edildiğimiz an gibi birçok unutulmaz anı da bu seyahatlerden bellekte kalanlar arasında.
İdil Biret, Itamar Golan, Fazıl Say, Valentin Erben, Gülsin Onay’ın da aralarında bulunduğu pek çok virtüözle oda müziği konserleri verdiniz. Bu konserler pandemi döneminde canlı ve kayıttan radyo konserleri olarak ve borusansanat.tv üzerinden yayınlandı. Müzisyenler ve dinleyenler için etkileşim ve üretim alanı oluşturmanın dijital çağdaki olanakları neler?
Nilay Sancar (İkinci Keman): Aslında başlangıç noktası 30 yıl kadar öncesine dayanan dijital çağ, birçok alanda olduğu gibi müzikte de en büyük ivmesini 2020 yılında başlayan pandemi dönemiyle gerçekleştirdi. Öncelikle dijital iletişim kanalları dinleyicilerin konser salonuna gidememe çaresizliğine alternatif oldu ve farklı bir konser deneyimi yaşama fırsatı doğurdu. Çevrimiçi etkinlikler, soru-cevap şeklinde ilerleyen etkileşimli yayınlar, sanatçıların evlerinden hazırladıkları eğitici-tanıtıcı videolar dinleyicinin daha fazla bilgi ve yakınlık sahibi olmasına, dinleme deneyimini zenginleştirmesine olanak sundu. "Çalışmak İçin Piyano", "Rahatlamak İçin Klasik Müzik" gibi başlıklarda toplanan çalma listelerinin popülaritesinin artmasıyla yeni dinleyiciler kazanıldı. Bütün bu artan taleple dijital dünya daha da gelişti. Tüm dünyada kurumlar -ki Türkiye'de de Borusan Sanat bu kurumların başını çekiyor- konserlerini pandeminin zor şartlarında seyircisiz yaptı. Sesi, iyi ekipmanlarla kaydetmeye ve dijital ortamlarda dinleyiciyle paylaşmaya başladı. Süreç boyunca günden güne platformların arama işlevlerini daha iyi hâle getirdiğine, ses kalitelerini artırma arayışına ve içeriklerdeki zenginleştirmeye tanık olduk.

Süreyya Operası'nın duvarları
Dijitalleşme sayesinde özellikle yeni nesil sanatçılar izleyiciyle daha çok iletişim hâlinde olmaya çalışıyor. Kişisel haber akışı müzik hayatının sürdürülmesinde çok yardımcı. Öte yandan dünyanın bir ucundaki konserin kaydına, bir yarışmanın canlı yayına, ihtiyacımız olan materyallere ulaşabiliyor olmak ya da kendi üretimimizi dijital platformlarda arşivlemek, etkileşimi ve motivasyonu artıran ve üretim sürecini hızlandıran faktörlerden. Fakat pandemi sürecinin mirası olan bu pozitif yeniliklerin hiçbiri dinleyici, sanatçı ve mekân arasında oluşan güçlü bağdan ve enerji akışından vazgeçmemizi sağlayamaz. Bu üçgenin içinde oluşan duygu durumunu hiçbir dijital ortam aktaramaz. Salt mekânın enerjisiyle birleşip her defasında yeni bir atmosfer yaratan farklı ya da aynı hisler içindeki dinleyici ve sanatçı bileşenidir bence. Haftalarca hazırlanıp saatlerce çaldığınız bir konserden sonra alkışsız kalmanın yarattığı boşluğu tarif edemem. Üstelik pandemi süreci de dahil yaşadığımız her zorlukta, acıda, toplum olarak gördük ki müzik ve tabii ki tüm kültürel hayata aktif katılım; yeniden toparlanmanın, iyileşmenin, yaraları onarmanın ve geleceğe bakmanın en önemli parçası.
Ekip ruhuyla çalışıyorsunuz, mahalleyi de birlikte var olan bir takım olarak görürsek sizin için bir mahallenin enstrümanistleri kimlerdir, nelerdir, nerelerdir?
Çağ Erçağ (Viyolonsel): O mahalleyi yaşatan bakkal amcadan kasabına herkes bir mahallenin enstrümanisti olabilir. Bu insanların ahenk içinde yaşaması tıpkı bir orkestra veya quartetin yapısı gibi. Benim zamanımda hâlâ var olan Altındağ Sanat Tiyatrosu, Süreyya Sineması (Aydınlıkevler, Ankara) ve Süreyya Operası gibi mekânlar da bu enstrümanistlere ev sahipliği yaparak en az sanatçıları beslediği kadar dinleyen herkesi de besliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ayaküstü: Borusan Quartet (Esen Kıvrak, Efdal Altun, Nilay Sancar ve Çağ Erçağ) ile müzik ve bir arada yaratmak üzerine.
02 Haz 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.



