
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Türkiye’de eğlence sektörü, yıllardır “yaşam tarzına müdahale” tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Pandemi nedeniyle uzun süre kapalı kalan eğlence mekânları ve sahnelerde 24.00’ten sonra müzik yayınının yasaklanması, bu tartışmayı bir kere daha gündeme taşımıştı. 7 Ocak 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'nde yapılan son değişiklikle eğlence yerlerinin faaliyetlerine yeni düzenlemeler getirildi. Bu düzenlemeler, toplumun bir kısmı tarafından müzik yasağının kalıcı hâle getirilmesi ve eğlence yerleri üzerindeki kısıtlamaların artırılması olarak yorumlandı. Yönetmelikte yer alan ifadelerin yoruma açık olduğu söylendi.
Yeni düzenlemeyle ne değişti? Eğlence mekânları üzerindeki baskı arttı mı? Sosyal yaşamımızdaki tercihlerimiz düzenlenmeye mi çalışılıyor?
Salon İKSV Direktörü Deniz Kuzuoğlu, festival organizatörü Siyabend Süvari ve Avukat İpek Çulha’dan yorumlarını ve öngörülerini aldık.
Avukat İpek Çulha: Yönetmeliğin kamuoyunda en çok yankı uyandıran kısmı, “Müzik yayını yapan eğlence yerlerinden kaynaklanan çevresel gürültünün önlenmesine ilişkin esaslar” başlığı altında daha önce iptal edilen maddelerin yerine getirilen yeni düzenlemeler. “Çok hassas”, “hassas”, “az hassas” ve “hassas olmayan alanlar”a ilişkin bir düzenleme öngörülüyor. Burada “açık ve yarı açık” eğlence mekânları üzerinden hareket ediliyor. İlgili değişiklikler ve yasaklar sadece açık ve yarı açık işletmeleri ilgilendirdiği gibi, kapalı mekânların bu yasaklara tabi olmadığını, yönetmelikçe belirlenen ses düzeyini aşmadığı ve izolasyonu sağladığı sürece canlı müziğe devam edebileceğini kendi fikrimce belirtmek isterim.
Çok hassas alanlar konut, yatılı okul, yaşlı bakımevi, hastane gibi yerler. Bunların yanında veya bitişiğinde bulunan “açık ve yarı açık” eğlence mekânlarının gündüz ve gece canlı müzik yayını yapması yasaklandı. Bu mekânlar kapalı hâle getirilecek, yeni açık ve yarı açık mekâna izin verilmeyecek. Yönetmelikte kapalı hâle getirilen eğlence yerlerinde canlı müzik yapılmasına engel olacak bir hükmün bulunmadığını düşünüyorum. Canlı müzik yayını dışında festival, konser, tören ve miting gibi faaliyetler gündüz ve gece tamamen yasaklanıyor.

Mac DeMarco, Fotoğraf: Onur Doğman
Hassas alanlar yani otel, eğitim kurumu, dinî tesisler gibi alanların bitişiğinde ve yanında bulunan yerlerde ise canlı müzik yayını; gece 24.00 ile sabah 07.00 arasında yasaklanıyor. Bu hassas alanlarda gece 24.00’e kadar yapılacak canlı müzik yayını, yönetmelikte yer alan ses sınırı değerlerini 1 yıl içinde 3 kez ihlal ederse bu mekânlar fiziken kapalı hâle getirilecek, yani açık yerler duvarlarla çevrilecek.
Az hassas ve hassas olmayan alanlarda canlı müzik yayınına saat sınırlandırılması getirilmiyor. Ancak hassas ve az hassas alanların yanında, altında, üstünde veya bitişiğinde miting, tören, festival, konser gibi faaliyetler saat 24.00 ile 07.00 arasında yasaklanıyor.
Çok hassas alanlardaki açık ve yarı açık mekânların 7 Ocak 2023 tarihine kadar fiziken kapalı hâle getirilmesi gerekiyor.
Yönetmeliğin tepki çekmesinin en büyük nedeni, canlı müzik yayını yapan neredeyse tüm işletmelerin çok hassas/hassas alanların yakınında bulunuyor olması ve İstanbul gibi kozmopolit bir kentte eğlence mekânlarının yaşam tarzına müdahale sayılabilecek ölçüde sınırlandırıldığının düşünülmesi. Bana göre bunun sebebi devletin temel hak ve özgürlüklerle ilgili bu zamana kadar yürüttüğü politikalara güven duyulmaması. Nitekim ilgili yönetmelikte de yine farklı yorumlara açık ve şeffaf olmayan noktalar mevcut. Örneğin yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra artık canlı müzik yayını için izin alma gerekliliği ve yeni düzenlemelerdeki koşulları yerine getirme zorunluluğu var. Bu da eğlence mekânlarının artık bu izni alamamasına ve şehir dışına taşınmasına yol açabilir.

Balthazar, Gezgin Salon 2021, Fotoğraf: Fatih Küçük
Deniz Kuzuoğlu: Yakın zamana kadar yönetmelikler oldukça netti; yerleşim yerlerine yakın açık hava mekânları gece yarısına ve belli bir desibel limitine kadar etkinliklere ev sahipliği yapabiliyordu. Kapalı mekânlar ise söz konusu mekânın çevre değerlendirmesine göre aldığı ruhsatta belirtilen saatlere göre işleyişlerini sürdürebiliyordu. Bu yeni yönetmelikte kapalı mekânlar için pandemi döneminde getirilen saat kısıtlaması hariç ek bir madde görünmüyor. Ama açık/yarı açık mekânlar ve etkinlikler için farklı yorumlamalara sebep olabilecek gri alanlar mevcut. Bu konuda ortak bir diyalog zemini oluşturularak, yönetmelikteki yoruma açık kısımların kültür-sanat etkinliklerinin bir şehre, bir ülkeye maddi ve manevi katkıları da gözetilerek netleştirilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Siyabend Süvari: Konunun açıklığa ihtiyacı var. Örneğin, belirlenen çok hassas ve hassas bölgeler ile ilgili bir harita var mı? Her lokasyon için ayrı bir değerlendirme mi yapılacak? Düğünler, törenler, kurumsal etkinlikler bu yönetmeliğin sınırlarına dâhil mi? Dâhilse, turistik oteller dâhil tüm otellerde sıfır etkinlik yapılması gerekiyor. Yönetmelikte anlaşılmayan ve açıklanması gereken çok detay var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The Weeknd'in Dawn FM albümüne birlikte hayran olmaya, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'ni tartışmaya ve haftanın filminde Polonya sinemasını keşfetmeye davetlisin.
14 Oca 2022

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




