aposto-logo
TR
TREN

Gece Yarısı Kütüphanesi’nde yaşamla ölüm arasında

Edebiyatın gücü ve depresyonla tetiklenen bir limbo üzerine.

Yazar(lar): Sinem Uğurdağ ve Alara Demirel

Bovarizm’e (Bovarysme) kaymadan edebiyatın dönüştürücü gücünü kurgulaştırmak mümkün olur mu? Desdemona’yı etkileyen Othello muydu yoksa onun hikâyeleri mi? Peki Northanger Abbey’nin Catherine Morland’ı gotik edebiyattan mı daha çok korkmalıydı gerçek hayatın kendi tehditlerinden mi?

Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi, kimsenin trajik düşüşüne kaptırmadan okuyucusuna edebiyatın ve kurgunun insanlar üzerindeki gücünü yansıtıyor. Açılışta karşılaşılan Sylvia Plath alıntısı ve devamında verilen cümlelerden anlaşılacağı üzere kütüphaneler sayesinde yaşayabileceğimiz veya kendimizi yaşamla ölüm arasındaki limbodan çıkarabileceğimiz anlar, kurguda mevcut.

"Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var," dedi. "Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansı sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün... Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?"

Hayatla kütüphane analojisi beraberinde bir gündelik yaşam anlatısı

Gece Yarısı Kütüphanesi’nin hikâyelerin dönüştürücü gücüne ele aldığını ifade etmek, ilk sayfadan itibaren mümkün oluyor. Baş kahraman Nora Seed ve anılarıyla tanıştıkça da bu durumun önemini görmeye devam ediyoruz. Matt Haig, bunu kısa tuttuğu bölüm araları ve çok da sık olmayan zaman atlamalarıyla nispeten daha az uygulanan bir hikâye anlatıcılığıyla kelimeleştiriyor.

Kütüphane analojisini hayatla bir tutmak kitap boyu mümkün—bütün olasılıkları mümkün kılan bir yer burası. Sonsuz olasılığın ortasındayız ve karmaşıklık, kaotiklik, hayatla yaşam arasında depresif bir limbo var bu gerçeklikte. Yalnız Haig, burada araya giriyor ve gündelik yaşam anlatısıyla tetiklemeden uzak bir hayat anlatısı gerçekleştiriyor.

Olmak istediğim her şey olmam, yaşamak istediğim bütün hayatları yaşamam mümkün değil. İstediğim bütün yetenekleri geliştirmem mümkün değil. İstememin nedeni ne peki? Hayatımda, olası bütün zihinsel ve fiziksel deneyimlerin her bir rengini, tonunu ve her çeşidini yaşamak istiyorum.

— Sylvia Plath

Depresyonun ürpertici gerçekliği ve binbir olasılık

Gece Yarısı Kütüphanesi, hüzünlü veya talihsiz anların koleksiyonu olarak açılıyor. Haig’in anlatısı, okuyucuyu depresif anlarla boğmak yerine hikâyeye bağlı tuttukça mizahın gücünü kullanarak meraklanmaya devam ettiriyor. "Başarılı hayat" anlatısı yerine tercih edilen küçük şehirde yaşamın öyküsü; "sıradan hayat"ta kalmakla gelen bir işten kovulmak; hayatına eşlik eden kedinin kaybı; ailenin yokluğu ve kalanın seninle konuşmaması üzerine depresif bir limbo burası. Evet, oldukça ürpertici duruyor olabilir.

"Kendi hayallerinin peşinden gitmelisin!" retoriğini kitap tatlı bir dille eleştirirken aslında hayalimizi bulmanın, hayali hayata dönüştürmenin zorluğuna parmak basıyor. Kimi zaman en yakınımızdaki kişilerin hayallerini kendi hayalimiz olabileceğini hatırlatıyor. Kitap boyunca en yakın ilişkileri sorgulatırken, aslında hayallerimizin ve benliğimizin bir soğan gibi iç içe geçtiğini fark ettiriyor. Hangisi benim hayalimdi, hangisi bir başkasının gerçekliğiydi sorularına yeni bir gözlükle bakmamızı sağlıyor.

Peki ya hayalimiz olsun olmasın sonsuz olasılıkları Nora Seed ve anılarıyla keşfedebiliyor olsaydık? O zaman okumaya devam etmeyi tercih eder miydik yoksa hayatın sıra dışılığı anlatısı da mı ilgimizi çekmezdi? İşte Gece Yarısı Kütüphanesi, burada literal anlamıyla karşımıza çıkıyor: Burası hayatın kendisine dair kitaplarla dolu bir kütüphane. O hâlde soru şuna evriliyor: Tek bir kitaptan hepsini ziyaret etmek ister miydiniz?

Ve sonra şöyle düşündüm...

Özgürlüğün, seçimlerimizin ötesinde kendimizi tanımakla ilgili olduğunu, eskinin tahakkümü ve pişmanlığı altında kimsenin kalmak zorunluluğu  olmadığını yeniden hatırladım. Sonsuz seçimler içerisinde bugünü ve bu gerçekliği seçmeyle kurulan ilişkinin hiç tahmin etmediğim kişilerin etkisi altında kalmış olabileceğimi yeni bir gözle fark ettim. 

Hayallerin peşinden gitme dürtüsünde kimin hayali, hangi zaman ve kiminle gittiğinizi hatırlamak çok kıymetli. Kitapta da olduğu gibi tek doğrunun olmadığını, bazen basit bir hayatın kompleks bir hayattan daha rahatlatıcı olabileceğini ve bunların hepsinin birer tercih olduğunu yeniden her gün hatırlamaya ihtiyacımız var. Farkındalığın farklı katmanlarda gerçekleştiğini ve çevremizle olan ilişkimize yeniden bakmanın rahatlatıcı bir nefes olduğu kitaptan bende kalanlardan yalnızca biriydi. 

Gitmeden, son bir soru: Mümkünatların genişliğini en son ne zaman düşündünüz?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

limbo

Sinem Uğurdağ

Alara Demirel

Bovarizm

Othello

Northanger Abbey

Catherine Morland

Matt Haig

Gece Yarısı Kütüphanesi

Sylvia Plath

hane

Nora Seed

Haig

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto KitapAposto Kitap

BÜLTEN SAYISI

ÜYELERE ÖZEL

🔖 Gece Yarısı Kütüphanesi: Yaşamla ölüm arasında

Edebiyatın gücüne odaklanmak, gündelik yaşamı keşfetmek ve insanın durumunu irdelemek, kütüphane analojisiyle nasıl anlatılır?

12 Tem 2023

Gece Yarısı Kütüphanesi, Matt Haig

YAZARLAR

Aposto Kitap

Kitap incelemeleri, edebiyat haberleri, editörden okuma önerileri.

İLGİLİ OKUMALAR

;