🗣️ Hikâyeleriyle şarkılar: Billie Holiday, Strange Fruit


İstanbul’un tarihî sarnıçlarında bir haziran ayı: Night Shift
Tarihinin en kapsamlı restorasyonunun ardından ziyarete açılan 1500 yıllık Yerebatan Sarnıcı ve İstanbul'un en eski sarnıçlarından 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı, Night Shift etkinlik serisiyle farklı deneyimler sunmaya devam ediyor. Nedir?…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
7 Ağustos 1930, Marion, Indiana
Günümüzden 92 yıl önce Lawrence Beitler adında bir fotoğrafçı, siyahlarla beyazları ayrıştıran Jim Crow yasalarının yürürlükte olduğu ırkçı ve ayrılıkçı Güney eyaletlerinden Indiana'nın Marion şehrinde insanlık dışı bir sahneye şahit oldu. Hiçbir zaman kanıtlanamamış cinayet ve tecavüz suçlamalarına maruz kalan iki siyah adam, Thomas Shipp ve Abram Smith, beyazların lincine uğramış; cesetleri bir kavak ağacından boyunlarına sarılı bir iple "ibretiâlem" olsun diye sarkıtılmıştı. Beitler, sonradan binlerce kopyasıyla satılan o dehşetengiz anı tarihe not düşerken, fotoğrafının ne ABD'nin utanç verici kölelik geçmişinin ikonik dokümanlarından biri olacağını ne de Billie Holiday'ın eşsiz sesinde cisimleşecek ölümsüz bir şarkıya esin vereceğini öngörememişti.

"..."| Fotoğraf: Lawrence Beitler
1937, New York öğretmenlerinin sendika dergisi
Beitler'in binlercesi dağıtılan fotoğrafı Bronx, New York'un bir lisesinde öğretmenlik yapan Abel Meeropol'ün de eline geçti. Komünist görüşleriyle bilinen ve evlat edindiği iki oğlunu ajan suçlamarıyla ABD'nin ceza sistemine kurban veren Meeropol, gördüğü fotoğrafın gaddarlığı karşısında sessiz kalamadı. Boş bir sayfanın üstüne Bitter Fruit başlığını attı ve 3 dizeden oluşacak o çarpıcı şiirinin trajedinin habercisi ilk cümlesi ellerinden kağıda döküldü: Southern trees bear a strange fruit...
Meeropol'ün sonradan Strange Fruit adını alacak şiiri 1937 yılında New York öğretmenlerinin sendika dergisinde, yazarının Lewis Allen mahlasıyla yayımlandı. Şiir, kısa bir süre sonra Meeropol'ün bestesiyle New York şehrinin sol görüşlü sakinlerinin buluşmalarında sergilenen bir şarkıya dönüştü. Mikrofonun başına geçenler arasında Anne Meeropol, Meeropol çiftinin arkadaşları, hatta 1938 yılının bir akşamı Madison Square Garden'daki performansıyla Laura Duncan bile vardı. O akşam Duncan'ı izleyen kalabalıklar arasında yer alan Robert Gordon adında bir adam ise Strange Fruit'u Billie Holiday'le buluşturan köprü olacak; şarkının edebi vuruculuğunu ölümsüz bir caz divasının yürek çiğneyen vokallerine taşıyacaktı.

Billie Holiday. | Fotoğraf: Don Hunstein, Getty Images
Mart 1939, Café Society
Robert Gordon, 20'li yaşlarının başında yeni yeni mikrofon arkasına geçen Billie Holiday'in sahneye çıktığı mekânlardan birinde çalışıyordu. Batı New York'un 4. caddesinde yer alan, siyahlarla beyazların bir arada bulunabildiği bu yerin ismi Café Society'ydi. Holiday'in buradaki headliner şovunu yöneten Gordon, Duncan'dan dinlediği Strange Fruit'u sahnesine getirmek istedi. Kısa bir süre sonra Abel Meeropol, Robert Gordon ve Café Society'yi hayata geçiren Barney Josephson arasında mekik dokuyan bir pazarlık başladı. Meeropol, Gordon'ın arabuluculuğunda buluştuğu Josephson'a şarkıyı dinletti ve sordu: "Strange Fruit'u Billie Holiday'in söylemesi mümkün mü?"
Holiday şarkıyı dinler dinlemez müstakbel müzikal kariyerini ve mirasını baştan sona değiştirecek bir aşka tutuldu. Daha önce protest hiçbir şarkı seslendirmeyen, eğlencelik ve seyirlik performanslarıyla tanınan Holiday için Strange Fruit bir yol ayrımını beraberinde getirdi. O, bu şarkıdan sonra hiçbir zaman eski Billie olmayacak; 20 yıl daha devam edecek yaşamı Strange Fruit'un yankıları ve baş ağrılarıyla geçecekti. Dahası, nevişahsına münhasır vokal tonlamarı ve ifadeselliğiyle ışıltılı bir kariyerinin eşiğinde duran müzisyen, ABD ırkçılığının grotesk hakikatleriyle doğrudan yüzleşen sansürsüz bir klasiği sahiplenerek müzik endüstrisi için de bir şok dalgasının tetikleyicisi oldu.
1939 yılının Mart ayıydı. Billie Holiday Café Society'deki setinin sonuna gelmişti. Mekân, dinleyicileri için tekinsiz bir bilinemezliğin hazırlığında ışıklarını kaparken, solistinin yüzü aydınlık kalan yegâne şey oldu. Işıklar altında Holiday, mikrofonunun arkasına geçti ve o gece karşısına aldığı kalabalıktan başlayarak sesine kulak veren herkesi keder ve hiddet dolu duygusal bir fırtınanın içine sürükleyen Strange Fruit performanslarının ilkini gerçekleştirdi:
Southern trees bearing a strange fruit
Blood on the leaves and blood at the root
Black bodies swinging in the Southern breeze
Strange fruit hanging from the poplar trees
Pastoral scene of the gallant South
The bulging eyes and the twisted mouth
Scent of magnolia sweet and fresh
Then the sudden smell of burning flesh
Here is a fruit for the crow to pluck
For the rain to wither, for the wind to suck
For the sun to rot, for the trees to drop
Here is a strange and bitter crop
Billie Holiday, Strange Fruit
20 Nisan 1939, Brunswick World Broadcasting Stüdyoları
Billie Holiday, Café Society'deki performansından bir ay sonra Strange Fruit'u dünyaya tanıtacak kayıt için soluğu müzik stüdyolarında aldı. Müzisyenin hâlihazırdaki plak şirketi Columbia, amansız sözleriyle statükonun konforunu bozacak şarkı için Holiday'i geri çevirirken; Milt Gabler'in butik plak dükkanında merkezlenen Commodore Records müzisyenin ve orkestrasının yeni evi oldu.
Nihayet 20 Nisan 1939 tarihinde Brunswick World Broadcasting stüdyolarına giren Billie, Frank Newton ve 8 parçalık orkestrası 4 saatlik tek bir seansla Strange Fruit'u kaydetti. Newton'ın trumpetinin ve Sonny White'ın minimal piyano akorlarının kasvetli dinginliğinde direksiyona geçen Holiday; 20. yüzyılın en cesur, en devrimci ve ilhamı engin şarkılarından birini efsanevi vokal biricikliğiyle buluşturup New York'un caddelerine döndüğünde, ne Holiday ne de dünya bir daha eskisi gibi olmayacaktı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rock 'n' roll'un kraliçesi Tina Turner'in ilham dolu müziği ve yaşamı; Örümcek-Evreni'nin yeniden açılan kapıları, Billie Holiday'in ABD ırkçılığının grotesk hakikatleriyle doğrudan yüzleşen sansürsüz klasiği Strange Fruit'un hikâyesi.
02 Haz 2023

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.





