aposto-logoCuma, 3 Şubat 2023
aposto-logo
Cuma, Şubat 3, 2023
Premium'a Yüksel

İklim kriziyle mücadelenin güvenilirliği

COP 27 süresince yayımlanan raporlar geleceğe dair olumlu sinyaller vermiyor.

Yüksek enflasyon, tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve enerji güvenliği gibi hususlar başta olmak üzere; iklim kriziyle mücadelenin önünde birçok engel tanımlanıyor. Oysa bugün 3 milyondan fazla kişi, iklim kaynaklı afetler karşısında risk teşkil eden bölgelerde yaşıyor. Tüm ekosistemin sürdürülebilirliği bulaşıcı hastalıklar, iklim mobilizasyonu ve sürdürülebilir tarım gibi başlıkları da içerecek biçimde çok daha kapsamlı bir tehditle karşı karşıya. Peki, atılması gereken adımların ötesinde, mevcut önlemler ne kadar güvenilir ve gerçekçi?

Bu kapsamda COP 27’de şu ana kadar gündeme gelen konulardan biri iklim krizi ile mücadelede verilen taahhütlerin güvenilirliği üzerineydi. Gerek kamunun gerekse özel sektörün iklim taahhütlerinin olabildiğince şeffaf olması gerektiği ve yeşil badanadan kaçınmanın gerekliliği vurgulanıyor. COP süresince açıklanan yeni raporlar, emisyon hesaplamalarının güvenilirliğini sorguluyor. Finansman üzerine yayımlanan raporlar ise hiçbir dezavantajlı grubu arkada bırakmadan atılacak adımların aciliyetini gündeme tekrar taşıyor.

Haberler kötü! Mevcut emisyon değerleri, bildiğimizden çok daha yüksek. Mevcut iklim finansmanı, ihtiyaçların çok gerisinde kalıyor ve adil bir dağılımdan çok uzak.

Sera gazı emisyonları, iddia edilenden üç kat daha fazla olabilir

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de COP 27’de vurguladığı üzere, iklim krizinde neyle karşı karşıya olduğumuzu, ancak ölçebildiğimiz değerler ile belirlemek mümkün. Bu noktada, Climate TRACE tarafından yayımlanan çalışma, yaklaşık 73 bin karbondioksit salım kaynağını inceleyerek mevcut ölçümlerin güvenilirliğini sorguluyor ve bizi iklim krizinin boyutlarına dair yeniden düşünmeye çağırıyor.

  • Emisyon envanteri: Çalışmada, mevcut emisyon kaynaklarının sera gazı salımlarını teyit etmek ve emisyon envanterini daha kapsayıcı hâle getirmek amacıyla yapay zeka kullanarak uydular, uzak sensörler ve diğer kaynaklar aracılığıyla yeni bir veri tabanı oluşturuluyor.
  • Çalışma ne gösteriyor? Çalışmanın çıktıları, sera gazı salımlarının en büyük 50 kaynağının yarısının petrol ve gaz üretim alanlarından oluştuğunu gösteriyor. Bildirilen emisyonlarda –özellikle metan gazı salımlarındaki artışla birlikte değerlendirildiğinde– kaçaklar olduğu ve rapor edilen emisyonların gerçekte olduğundan çok daha az olduğu belirtiliyor. 

Öte yandan, incelenen veriler emisyonların büyük kısmından az sayıda kirleticinin sorumlu olduğunu gösteriyor. Envanterde yer alan ve 2021 yılında toplam emisyonların %14'ünü içeren en büyük 500 emisyon kaynağı, veri tabanındakilerin %1'inden daha azını kapsıyor. En kirli 500 kaynağın %60’ını da enerji santralleri oluşturuyor. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası’na sunulan emisyon raporlamalarının henüz tamamlanmadığı ve 52 ülkenin de son 10 yılda emisyon raporlaması sunmadığı da vurgulanıyor.

Gelişmekte olan ülkelerin finansman ihtiyacı ne kadar?

Finance for Climate Action tarafından yayımlanan rapor, gelişmekte olan ülkelerin iklim kriziyle mücadelede 2030’a kadar senelik 2 trilyon dolara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Çin’in gelişmekte olan ülkelere dâhil edilmediği bu hesaplamada, söz konusu fonun fosil yakıtlardan uzaklaşmak, yenilenebilir enerjiye/düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmak ve aşırı hava olaylarının etkileri ile başa çıkmak üzere kullanılması gerektiği belirtiliyor. Bugün gelişmekte olan ülkelerdeki –Çin hâriç– yatırımlar, 500 milyar dolar seviyesinde. Öte yandan, bugün 30 milyar dolar seviyesinde olan yıllık hibe ve düşük faizli kredilerin 2025’e kadar 60 milyar dolara çıkması gerektiği vurgulanıyor.

  • Finansman kaynağı: Bu fonun finansman kaynaklarının yaklaşık yarısının (1,4 trilyon dolar), sermaye piyasalarını da kapsayacak şekilde, yerel kaynaklar tarafından karşılanması bekleniyor. Geri kalan kısmı için Dünya Bankası ve diğer çok uluslu kalkınma bankalarına roller tanımlanıyor. 
  • Finansman taahhütleri: Gelişmiş ülkeler, 2020 yılından itibaren iklim krizi karşısında kırılgan ülkelere yıllık 100 milyar dolar sağlama sözünü hâlâ yerine getiremedi. 2009 tarihinde belirlenen hedef, son olarak 2025’e ertelendi.

Rapor, uyum ve kayıp-hasar finansmanı tartışmaları kapsamında, gelecek yatırımların yönüne dair ipuçları sunması bakımından önemli olarak değerlendiriliyor. Finansman sağlamanın tek başına yeterli olmayacağı, bu kaynağın doğru politikalarla desteklenmesi gerektiği de ayrıca ifade ediliyor.

İklim finansmanında adalet

Gerekli finansmanın sağlanmasında esas görev gelişmiş ülkeler üzerinde olsa da bu ülkelerin gerekli çabayı göstermekten uzak olduğunu söylemek mümkün. Carbon Brief tarafından yapılan analiz, emisyonların %40’ından sorumlu 24 gelişmiş ülkeyi iklim finansmanına sundukları katkı kapsamında değerlendiriyor.

Geçmişteki emisyonları nedeniyle üstüne düşen pay 40 milyar dolar olan ABD, 2020’de sadece 7,6 milyar dolar aktarırken, Avustralya ve Kanada, adil payının yalnızca üçte birini karşılamış durumda. Birleşik Krallık kendine düşen payın dörtte üçünü sağlasa da iklim finansmanına 1,4 milyar dolar daha aktarması gerekiyor. 

Öte yandan, İsviçre'nin sağladığı iklim finansmanı üstüne düşen payın dört katından fazla. Fransa ve Norveç'in iklim finansmanı üstüne düşen payın üç katından fazla. Japonya ise 13 milyar dolar ile üstüne düşen payın iki katından daha fazla iklim finansmanı sağlıyor. 2021’den bu yana sağladığı finansmanı artıran yalnızca beş ülke var: Japonya, İtalya, Hollanda, Norveç ve İsveç. Ayrıca ABD, Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık tarafından sağlanan fonlar, çoğunlukla hibelerden oluşuyor. Hâlihazırda yüksek düzeyde borç taşıyan gelişmekte olan ülkeler, kredi kullanımından öte hibelerden faydalanmayı tercih ediyor.

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

İlgili Başlıklar

sürdürülebilir tarım

SERA GAZI

karbondioksit

Birleşmiş Milletler

Antonio Guterres

Hikâyeyi beğendiniz mi?

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Nerede Yayımlandı?

🌍COP 27'de ilk hafta geride kaldı

Yayın & Yazar

SEFiA İklim Gündemi

İklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilirliğin finansmanı alanlarındaki gelişmeleri-araştırma sonuçlarını derleyen ve her ayın birinci ve üçüncü haftalarının pazartesi günleri yayımlanan dijital gazete.

;