aposto-logoPazartesi, 5 Haziran 2023
aposto-logo
Pazartesi, Haziran 5, 2023
Aposto Üyelik

İnsan hakları ihlaline giden yol: nefret söylemi

“Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.” -Madde 1

“Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır” - Madde 19 

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan ve tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olduğu kabulünden köklenen 30 madde, doğuştan gelen temel hak ve özgürlükleri bireylere, kurumlara ve devletlere karşı güvence altına alıyor. 

İnsan hakları ihlali nedir? 

İnsan hakları ihlali; devlet, kurum ya da bireylerin belirli bir topluluk ya da kişilerin temel haklarına yaptıkları müdahale ve engellemeleri tanımlıyor. Kadın cinayetlerinden George Floyd’un ölümüne, Arakanlı Müslümanların Myanmar'da uğradıkları saldırılardan LGBTİ+ topluluklarının ülkelerde maruz kaldıkları ayrımcılığa, haksız tutuklamalardan internet kısıtlamalarına kadar birçok olay, insan hakkı ihlali olarak değerlendiriliyor. 

Türkiye’deki insan hakları ihlalleri

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye'de son 11 ayda yaşanan hak ihlallerini açıkladı. Rapora göre; 

  • Son 11 ayda Türkiye'de insan hakları ihlali nedeniyle toplam 2.344 kişi yaşamını yitirdi. 
  • 2.953 kişi işkenceye ya da kötü muameleye maruz kaldı. 
  • Son 11 ayda 290 kadın öldürüldü, 1.853 "iş cinayeti" yaşandı. 

Örgütlenme özgürlüğü ihlallerine de değinen Tanrıkulu, son bir yılda 37 parti, dernek ve meslek örgütünün basıldığını açıkladı. Tanrıkulu, bu süreçte yazıları, konuşmaları ya da genel olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek etkinlikleri nedeniyle 34’ü gazeteci, yazar ve yayıncı olan en az 78 kişinin hapis ya da para cezasına mahkûm edildiğini aktardı.

İhlallerin nedenleri? 

Nedenler söz konusu olduğunda rejimlerin otoriterleşmesi, iç savaşlarda yaşanan artış; silahlanmanın, terör olaylarının, yoksulluğun artması, pandemi döneminde uygulanan kısıtlamalar, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin artması gibi başlıklar sıralanıyor.

Bunların yanı sıra bireylerin bireylere uyguladığı hak ihlallerine yol açan ve kutuplaşmayı körükleyen, arka planda kalmış bir neden daha bulunuyor; nefret söylemi. 

Arka planda bir neden: Nefret Söylemi 

Hrant Dink Vakfı nefret söylemini, “Bir kişinin veya grubun din, dil, etnik kimlik, engellilik, yaş, cinsiyet, cinsel yönelimini hedef alan önyargıya dayalı olumsuz ve saldırgan ifadelerdir. Hedef alır, ötekileştirir ve düşmanlaştırır.” ifadeleriyle tanımlıyor. Bugün hem sosyal medya gibi alternatif medya kanallarında hem de geleneksel medyada nefret söylemine çokça rastlanıyor. 

Geleneksel medyada nefret söylemleri

Geleneksel medyada nefret söylemine örnekler

Geleneksel medyada din, dil, ırk ayrımının yanı sıra yayın organının siyasi görüşüne karşıt gruplara ve cinsiyet ayrımcılığına yönelik nefret söylemleriyle de sıklıkla karşılaşılıyor. Medyanın kullandığı haber dilinin yanı sıra özellikle siyasilerin de kullandıkları nefret söylemlerini haberleştirmeleri bu ifade biçimini daha görünür kılıyor. Bu konudaki görüşlerini Aposto!'yla paylaşan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Alankuş, özellikle kadın hakları odağında, haberciliğin mevcut kod ve etiğinin bizzat hak ihlallerine neden olan bir anlatı formu kazanmış olduğunu vurgulayarak şu yorumu yapıyor: 

“Örneğin neyin haber olup neyin olmayacağına, hangi haber kaynaklarının kullanılması gerektiğine dair kodlar, haberi, hegemonik eril zihniyeti ve dili temsil ederken kadın hakları ihlali yapan bir formata dönüştürmüştür. Bu da karşımıza kadınların ancak bir suçun mağduru veya faili olduklarında veya sıra dışılık, ünlü olmak kriterleri etrafında haber konusu yapılmaları dolayısıyla olumlu haberlerin öznesi olamamaları, bir hak ihlali nedeniyle haber olduklarında yeniden hak ihlaline uğramaları, hatta haber doğrudan kadınlarla ilgili olmadığı durumda bile bu ihlalin ortaya çıkması gibi bir durum yaratmaktadır.”

Peki ya alternatif medya? 

Özellikle sosyal medyanın insanların hayatına dâhil olmasının ardından bireysel nefret söylemlerinde de artış görülüyor. İnsanların “anonimliği” kullanarak kimliklerini gizleyip kendilerini daha “rahat” hissetmeleri ve sosyal medyanın direkt olarak eleştiri için kanal yaratıyor olması bu durumun nedenleri arasında gösteriliyor.

Siyasilerin söylemlerinden, kurumların odaklarından ve medyanın dilinden etkilenen birçok kişi nefret söylemini “eleştiri” olarak yorumlamaya ve aradaki çizginin sınırını inceltmeye başlıyor. Mutlu Binark ve Tuğrul Çomu, makalelerinde bu konuyu şöyle ele alıyor:

“Kanıksanan nefret söylemi nefret suçlarını örgütleyebilmektedir. Birbiri ardına gerçekleşen tüm nefret söylemleri ve nefret suçları İnternet’in nefret söyleminin yayılmasındaki etkisini ve gücünü göstermektedir. Nefret söyleminin sokağa taşınması, “nefret suçuna” dönüşmeye teşvik edilmesi ve bu söylemin pervasızlığı karşısında ne yapılmalı sorusunu bu noktada sormalıyız. Sosyal medya ortamlarının nefret söylemini doğal bir zihin örüntüsü-yapısı kılmak ve nefret suçlarını övmek için kullanılması ifade özgürlüğü değildir.”

Ne yapılmalı? 

Hem alternatif medyada hem de geleneksel medyada kullanılan nefret söyleminin aşılması için bir “barış dili” oluşturulmasının gerektiği sıklıkla söyleniyor. UCL Birkbeck Institute konuk öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, geleneksel medyada ifade özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiğini vurgulayarak “Medya ‘biz’ ve ‘onlar’ kutuplaşmasını güçlendirmekten ziyade; karşılıklı anlayış, saygı, kimlikler/kültürlerarası diyalogu sağlıklı sürdürebilmek adına kelimelerin ve imgelerin gücünü doğru kullanmalıdır.” diyor. 

Binark ve Çomu ise her şeyden önce bir barış dilinin gerektiğinin altını çizerek “Nefret söylemi yayan, farklı olanı hedef gösteren ve nefret suçunu teşvik eden haber sitelerini, okur yorumlarını, web sitelerini, Facebook gruplarını, Twitter mesajlarını ‘şikayet et kaldır’ yoluyla yeni medya ortamından belki ‘yok edebiliriz.’” ifadelerini kullanıyor. 

Gelin önce birbirimizi anlayalım... 

Gelin önce birbirimizin acılarına saygı gösterelim... 

Gelin önce birbirimizi yaşatalım. -Hrant Dink

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

İlgili Başlıklar

gazeteci

yazar

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

İnsan hakları ihlali

George Floyd

LGBTİ+

TÜRKIYE

İstanbul

Sezgin Tanrıkulu

Türkiye

pandemi

Hrant Dink Vakfı

Hikâyeyi beğendiniz mi?

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Nerede Yayımlandı?

🗞 Asgari ücret pazarlığı sürüyor

Yayın & Yazar

Aposto Gündem

Hafta içi her gün 5 dakikada gündeme hakim ol. Kısa, öz, elle derlenmiş hikâyelerle gürültüden uzak bir haber deneyimine adım at.

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

;