aposto-logo
TR
TREN

İnsan hakları ihlaline giden yol: nefret söylemi

İnsan hakları ihlaline giden yol: nefret söylemi

10 Aralık - Garnier
Garnier ile birlikte

Garnier ile yeni yıla parlak ve aydınlık bir başlangıca hazır mısın? Gücünü doğadan alan Garnier , herkesi yeni yıl heyecanının sardığı bugünlerde 2022’yi mükemmel bir ciltle karşılamak isteyenlerin vazgeçilmez tercihi olarak öne çıkıyor. Yeni yıla aydınlık ve parlak bir ciltle merhaba de Cilt bakım dünyasının yükselen trendi serumlar, yeni yılda da bakım rutinimizin vazgeçilmezleri arasında yer alırken yılın her gününe parlak ve aydınlık bir ciltle başlamak isteyenler; 2022’de Garnier C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum’u cilt bakım rutininin değişilmezi yapıyor. Toplamda %3,5 oranındaki Niasinamid, C Vitamini* ve Salisilik Asit içeren ürün, 3 günde eşitlenmiş ve pürüzsüz bir cilt görünümü sağlarken 6 günde koyu leke görünümünü azaltmayı vaadedir. Vegan** formüle sahip serum; antioksidan ve parlaklık verici özellikleriyle bilinen limon özü içeriyor. Garnier Hyaluronik Aloe Nemle Dolgunlaştıran Süper Serum ise yeni yılda tek kullanımda neme doymuş ve daha yumuşak bir cildin anahtarını sunuyor. Toplamda %3 oranında Gliserin, Hyaluronik Asit ve Aloe Vera içeren, vegan formüle** sahip ürünle anında daha pürüzsüz, yumuşak ve daha sıkı görünen; 1 ay kullanım sonrasında ise daha canlı ve sağlıklı görünen bir cildi mümkün kılıyor. Solgun ciltler için ideal Garnier C Vitamini Parlaklık Verici Kağıt Yüz Maskesi , C vitamini ve hyaluronik asit içeren formülüyle cilde yıl boyunca parlak bir görünüm veriyor. Bir şişe serum miktarına*** eşdeğer formülü sayesinde cildi ihtiyacı olan neme kavuşturan ürün; kolay uygulanıyor, rahatça hareket etme imkânı tanıyor. Portakal suyu ve hyaluronik asit içeren Garnier Göz Altı Torbalarına Karşı Kağıt Göz Maskesi , göz altı torbalarının ve koyu halkaların görünümünü azaltıyor. -4 derece serinletici etkisiyle 15 dakika içinde sonuç veriyor. Kuru dudaklar için geliştirilmiş yeni Dudak Nemlendirici Bakım Maskesi ise kiraz ve panthenol ile zenginleştirilmiş formülüyle kuru dudaklara aradıkları bakımı sunuyor. Vegan içerikli ürün, yeni yılda dudak bakımının değişilmezi olmaya aday. Hassas ciltler dahil tüm cilt tipleri için kusursuz bir cilt temizliği sunan Garnier Çift Fazlı Micellar Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu , makyajı temizlerken cildi arındırıyor ve rahatlatıyor. Tek pamukla makyajın %96’sını çıkaran ürün, argan yağı içeren formülüyle tüm makyajı mıknatıs gibi çekiyor. Güzellik tutkunları, suya dayanıklı makyajlar için geliştirilen bu ürünle yüz, göz ve dudak makyajını eğlenceli ama bir o kadar da yorucu geçen yılbaşı partisinin ardından üşenmeden çıkarıyor. *C vitamini türevi ** Hayvansal kaynaklı veya türevi bileşenler içermez. ***28 ml’lik serum miktarı baz alınmıştır.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

“Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar.” -Madde 1

“Herkesin kanaat ve ifade özgürlüğüne hakkı vardır” - Madde 19 

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan ve tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olduğu kabulünden köklenen 30 madde, doğuştan gelen temel hak ve özgürlükleri bireylere, kurumlara ve devletlere karşı güvence altına alıyor. 

İnsan hakları ihlali nedir? 

İnsan hakları ihlali; devlet, kurum ya da bireylerin belirli bir topluluk ya da kişilerin temel haklarına yaptıkları müdahale ve engellemeleri tanımlıyor. Kadın cinayetlerinden George Floyd’un ölümüne, Arakanlı Müslümanların Myanmar'da uğradıkları saldırılardan LGBTİ+ topluluklarının ülkelerde maruz kaldıkları ayrımcılığa, haksız tutuklamalardan internet kısıtlamalarına kadar birçok olay, insan hakkı ihlali olarak değerlendiriliyor. 

Türkiye’deki insan hakları ihlalleri

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili ve CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye'de son 11 ayda yaşanan hak ihlallerini açıkladı. Rapora göre; 

  • Son 11 ayda Türkiye'de insan hakları ihlali nedeniyle toplam 2.344 kişi yaşamını yitirdi. 
  • 2.953 kişi işkenceye ya da kötü muameleye maruz kaldı. 
  • Son 11 ayda 290 kadın öldürüldü, 1.853 "iş cinayeti" yaşandı. 

Örgütlenme özgürlüğü ihlallerine de değinen Tanrıkulu, son bir yılda 37 parti, dernek ve meslek örgütünün basıldığını açıkladı. Tanrıkulu, bu süreçte yazıları, konuşmaları ya da genel olarak ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek etkinlikleri nedeniyle 34’ü gazeteci, yazar ve yayıncı olan en az 78 kişinin hapis ya da para cezasına mahkûm edildiğini aktardı.

İhlallerin nedenleri? 

Nedenler söz konusu olduğunda rejimlerin otoriterleşmesi, iç savaşlarda yaşanan artış; silahlanmanın, terör olaylarının, yoksulluğun artması, pandemi döneminde uygulanan kısıtlamalar, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin artması gibi başlıklar sıralanıyor.

Bunların yanı sıra bireylerin bireylere uyguladığı hak ihlallerine yol açan ve kutuplaşmayı körükleyen, arka planda kalmış bir neden daha bulunuyor; nefret söylemi. 

Arka planda bir neden: Nefret Söylemi 

Hrant Dink Vakfı nefret söylemini, “Bir kişinin veya grubun din, dil, etnik kimlik, engellilik, yaş, cinsiyet, cinsel yönelimini hedef alan önyargıya dayalı olumsuz ve saldırgan ifadelerdir. Hedef alır, ötekileştirir ve düşmanlaştırır.” ifadeleriyle tanımlıyor. Bugün hem sosyal medya gibi alternatif medya kanallarında hem de geleneksel medyada nefret söylemine çokça rastlanıyor. 

Geleneksel medyada nefret söylemleri

Geleneksel medyada nefret söylemine örnekler

Geleneksel medyada din, dil, ırk ayrımının yanı sıra yayın organının siyasi görüşüne karşıt gruplara ve cinsiyet ayrımcılığına yönelik nefret söylemleriyle de sıklıkla karşılaşılıyor. Medyanın kullandığı haber dilinin yanı sıra özellikle siyasilerin de kullandıkları nefret söylemlerini haberleştirmeleri bu ifade biçimini daha görünür kılıyor. Bu konudaki görüşlerini Aposto!'yla paylaşan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Alankuş, özellikle kadın hakları odağında, haberciliğin mevcut kod ve etiğinin bizzat hak ihlallerine neden olan bir anlatı formu kazanmış olduğunu vurgulayarak şu yorumu yapıyor: 

“Örneğin neyin haber olup neyin olmayacağına, hangi haber kaynaklarının kullanılması gerektiğine dair kodlar, haberi, hegemonik eril zihniyeti ve dili temsil ederken kadın hakları ihlali yapan bir formata dönüştürmüştür. Bu da karşımıza kadınların ancak bir suçun mağduru veya faili olduklarında veya sıra dışılık, ünlü olmak kriterleri etrafında haber konusu yapılmaları dolayısıyla olumlu haberlerin öznesi olamamaları, bir hak ihlali nedeniyle haber olduklarında yeniden hak ihlaline uğramaları, hatta haber doğrudan kadınlarla ilgili olmadığı durumda bile bu ihlalin ortaya çıkması gibi bir durum yaratmaktadır.”

Peki ya alternatif medya? 

Özellikle sosyal medyanın insanların hayatına dâhil olmasının ardından bireysel nefret söylemlerinde de artış görülüyor. İnsanların “anonimliği” kullanarak kimliklerini gizleyip kendilerini daha “rahat” hissetmeleri ve sosyal medyanın direkt olarak eleştiri için kanal yaratıyor olması bu durumun nedenleri arasında gösteriliyor.

Siyasilerin söylemlerinden, kurumların odaklarından ve medyanın dilinden etkilenen birçok kişi nefret söylemini “eleştiri” olarak yorumlamaya ve aradaki çizginin sınırını inceltmeye başlıyor. Mutlu Binark ve Tuğrul Çomu, makalelerinde bu konuyu şöyle ele alıyor:

“Kanıksanan nefret söylemi nefret suçlarını örgütleyebilmektedir. Birbiri ardına gerçekleşen tüm nefret söylemleri ve nefret suçları İnternet’in nefret söyleminin yayılmasındaki etkisini ve gücünü göstermektedir. Nefret söyleminin sokağa taşınması, “nefret suçuna” dönüşmeye teşvik edilmesi ve bu söylemin pervasızlığı karşısında ne yapılmalı sorusunu bu noktada sormalıyız. Sosyal medya ortamlarının nefret söylemini doğal bir zihin örüntüsü-yapısı kılmak ve nefret suçlarını övmek için kullanılması ifade özgürlüğü değildir.”

Ne yapılmalı? 

Hem alternatif medyada hem de geleneksel medyada kullanılan nefret söyleminin aşılması için bir “barış dili” oluşturulmasının gerektiği sıklıkla söyleniyor. UCL Birkbeck Institute konuk öğretim üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, geleneksel medyada ifade özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiğini vurgulayarak “Medya ‘biz’ ve ‘onlar’ kutuplaşmasını güçlendirmekten ziyade; karşılıklı anlayış, saygı, kimlikler/kültürlerarası diyalogu sağlıklı sürdürebilmek adına kelimelerin ve imgelerin gücünü doğru kullanmalıdır.” diyor. 

Binark ve Çomu ise her şeyden önce bir barış dilinin gerektiğinin altını çizerek “Nefret söylemi yayan, farklı olanı hedef gösteren ve nefret suçunu teşvik eden haber sitelerini, okur yorumlarını, web sitelerini, Facebook gruplarını, Twitter mesajlarını ‘şikayet et kaldır’ yoluyla yeni medya ortamından belki ‘yok edebiliriz.’” ifadelerini kullanıyor. 

Gelin önce birbirimizi anlayalım... 

Gelin önce birbirimizin acılarına saygı gösterelim... 

Gelin önce birbirimizi yaşatalım. -Hrant Dink

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

gazeteci

yazar

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

İnsan hakları ihlali

George Floyd

LGBTİ+

TÜRKIYE

İstanbul

Sezgin Tanrıkulu

Türkiye

pandemi

Hrant Dink Vakfı

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🗞 Asgari ücret pazarlığı sürüyor

Herkese günaydın. Asgari ücret kararı dördüncü toplantıya kaldı. Moody's gelecek aylarda %25 ve üzeri enflasyon öngördü. Bugün 10 Aralık İnsan Hakları Günü.

10 Ara 2021

Garnier ile birlikte
Anadolu Ajansı

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

;