Jim Jarmusch'un müzikal alter egosu SQÜRL'den ilk albüm: Silver Haze

Jim Jarmusch'un müzikle yıllara yayılan yolculuğu devam ediyor. 2009 yılında kurduğu grup SQÜRL, birçok tekli ve kısaçalardan sonra ilk albümlerini yayımlamak üzere. Silver Haze, 5 Mayıs'ta Sacred Bones Records etiketiyle çıkacak.
Jim Jarmusch'un müzikal alter egosu SQÜRL'den ilk albüm: Silver Haze

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film kariyerine başladığı 80'li yılların başından beri müzik Jim Jarmusch'un hayatının bir parçası oldu. Jarmusch, CBGB ve Max's Kansas City gibi New York'un Aşağı Doğu yakasında serpilen sanat komünitesinin No Wave müzik sahnesinden The Del- Byzanteens'te başladığı müzikal yolculuğunu filmleriyle paralel olarak sürdürdü. Jim her ne kadar 80'li yıllardan itibaren odağını sinemaya yönlendirse de, filmlerinin müzikle organik ilişkisi aşikârdı.

Zira The Lounge Lizzard'tan saksafonist ve besteci John Lurie, Tom Waits, Joe Strummer, Iggy Pop, Wu Tang Clan'den RZA ve Screamin' Jay Hawking gibi müzikal figürler onun filmlerinde yer aldı. Bu isimlerden ve Jim'in yakın dostlarından John Lurie Down By Law'ın (1986), RZA ise Ghost Dog: The Way of Samurai'nin (1999) film müziklerini besteledi. Dahası, Jarmusch'un oyuncu kadrosuna giremese de Neil Young, alternatif bir Western rüyası olan Dead Man (1995) dünyasını solo gitar doğaçlamalarıyla tefekkürlü bir ses tasvirine dönüştürdü. 

Dead Man film müziği albüm kapağı

Bunun ötesinde müzik; Jim'in film kataloğuyla keşfedilen, alan açılan ve hatta popülarize edilen bir sahneye de taşındı: Mulatu Astatke'nin öncül ethio-jazz klasikleri Broken Flowers'ta (2003) taze bir soluk buldu; Only Lovers Left Alive'ın (2014) müziğe güzellemelerle dolu akışında White Hills, Yasmin Hamdan ve Jarmusch'un yaklaşık 12 yıldır yanına alıp kutsallıkla yıkanmış mistik diyarlara seferler düzenlediği Jozef Van Wissem gözlere ve kulaklara misafir oldu.

Yıl 2009'du. Jim, sinemaya ve sinemanın içindeki müziğe adadığı 30 yıla yakın bir sürenin sonunda "insanların hislerini ifade etmek için ürettikleri en güzel ve büyüleyici şey" dediği müziğe yaratıcısı olarak geri dönmeye karar verdi. Yanına film yapımcısı Carter Logan ve Shane Stoneback'i aldı; önce Bad Rabbit diye çağırdığı, ardından SQÜRL adını verdiği bir grup kurdu. 

The Limits of Control'den (2009) başlayarak son filmi The Dead Don't Die'a (2019) kadar tüm film müziklerinin arkasında SQÜRL vardı. Grup, bunun yanında 2013'ten 2017'ye kadar dört kısaçlar yayımladı; Jim Jarmusch'un ömürlük görüntü yönetmeni Robby Müller'in biyografik filmi Living the Light'ın (2020) dingin ses manzaralarını çizdi. Ve nihayetinde; "film endsütrisi öldü, berbat bir hâlde" diyerek sinemaya hiç olmadığı kadar uzun bir ara verecek gibi duran Jarmusch, SQÜRL'le ilk uzunçalarları Silver Haze'i duyurdu.

SQÜRL, Silver Haze

İlk üretimleriyle psikedelik ve noise rock janrlarının yankılı, kirli ve keskin direktliğini atmosferik ses uzamlarında buluşturan SQÜRL; işbirliği yaptığı müzisyenler ve müziklerini bestelediği filmlerle birçok farklı forma da büründü. Only Lovers Left Alive'ta gidilen Jozef Van Wissem ortaklığı grubu bir barok enstrüman olan lavtayla tanıştırdı; Wissem'in Ortaçağ'a ait bir folk enstrümanını avangart yorumlamalarla dönüştüren pratiği SQÜRL'ün post-rock 'n' roll müziğine kanalize oldu. Bunun yanında, otobüs şoförü bir şairi kadrajına alan Paterson'ın (2017) hülyalı, münzevi ve mahrem film dünyası; hâlihazırda drone müziğinin biteviye ilerleyen uzun müzikal estetiğiyle deneyler yapan grubu ambient'ın minimalizmine kavuşturdu.   

Öte yandan, geçtiğimiz birkaç yılda SQÜRL, Earth ve Melvins gibi grupların öncüsü olduğu drone metal janrıyla denemelerinin emarelerini son kısaçalarları #EP260'de (2017) iyice ayyuka çıkardığı bir müzikal yön değişimine gitti. Bir taraftan yavaş tempolu ve tekrarlı; diğer taraftan distortion efektli yankılarla dolu bir gitar müziği olan drone metal; Jarmusch'un "Yapılarla değil, hislerle ilgileniyoruz" diyerek ifade ettiği SQÜRL'ün yaratıcı yöntemiyle yakinen eşleşti. 

Silver Haze'den şu ana kadar yayımlanan teklilerden Berlin '87, albümün Sunn O))), Boris ve Earth gibi drone metal devleriyle çalışmış yapımcısı Randall Dunn, grubun plak şirketi Sacred Bones'un basın açıklamasındaki detaylar ve dahası, SQÜRL'ün ses evrenini metal müziğin drone nişliğiyle genişletmeye devam edeceğine dair işaretler olarak değerlendirmeye açık. Grubun gitarlar ve davullarla inşa ettiği yavaş gürültüsüne eşlik edeceğini belirttiği shoegaze, haze-rock ve trip-hop esinleri ise; Silver Haze'i sisli, buğulu ve akışkan çok boyutluluğunun yeni bir resmi yapabilir.  


Jim Jarmusch, 1987 yılında Berlin'de yaşadı. Oradan ve o zamandan kalan hatıralarından ilhamla yarattığı şarkı, Jem Cohen'in Super 8 kamera çekimleriyle bir araya geldi. Görüntüler, Almanya'nın birleşiminden sonra Berlin'in gündelik yaşamına ışık tutan, amatör ve otantik dokusuyla dikkat çekti. 

Son teklisi John Ashbery Takes a Walk bu ayın başında paylaşılan; müzisyen kadrosunda Marc Ribbot, Anika ve Charlotte Gainsbourg'unda bulunduğu albüm 5 Mayıs'ta yayımlanacak. Silver Haze'in şarkı listesi de hemen aşağıda.


Silver Haze

1. Berlin '87 

2. The End Of The World 

3. Garden Of Glass Flowers (feat. Marc Ribot) 

4. She Don't Wanna Talk About It (feat. Anika) 

5. Il Deserto Rosso (feat. Marc Ribot) 

6. John Ashbery Takes A Walk (feat. Charlotte Gainsbourg)

7. Queen Elizabeth 

8. Silver Haze

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi

Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

Aslı Perker

·

06 Kas 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

Ümit Alan

·

06 Kas 2026

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti