

Ada yolcusu kalmasın: Oikos Bozcaada
Eski Yunancada “aile mirası, aile evi” anlamına gelen ve içinizi ısıtacak bir aile işletmesi olan Oikos , sizin de Bozcaada ’daki yeni eviniz olmak için bekliyor. Oikos Bozcaada: Ada merkezine 700 metre, plaja 200 metre yürüme mesafesinde…
Daha fazlasını öğren →
Nereden? 7Bilgeler, Döltenaltı Mevkii, Gökçealan Köyü, Selçuk, İzmir
Ne zamandan beri? 2011
Kurucusu: Bilge Yamen
Neden burası? Türkiye’nin miras üzümlerini korumak üzere oluşturulan Heritage Vines Of Turkey (HVOT) isimli bir proje söz konusu. Ekip bu proje kapsamında farklı üreticilerin Bayramiç’in farklı köylerinden elde edilen Karasakız üzümlerini işleyip şaraba dönüştürdüğünü hayal ediyor. 7Bilgeler Bayramiç’teki bağlarına gözü gibi bakan Can Kırış’ın üzümleriyle işe koyuluyor böylece hayaller gerçek oluyor. Levon kadehini doldurmak üzere 7Bilgeler’i tercih etme sebebini şöyle açıklıyor: “Can’ın ve Bilge Bey’in işlerine gösterdikleri özen benim bu şarabı seçmem için yeterli.”
Ben diyeyim Kuntra sen de Karasakız: Bozcaada ve Bayramiç’in köylerindeki bağ arazilerinde bolca dikilmiş bir üzüm cinsi. 2000’li yıllara kadar bölgede üretilen Karasakız üzümü Çanakkale Şarap ve Kanyak Fabrikası tarafından işleniyor. 1980’li yıllardan 2005 yılına kadar TEKEL’in birçok şarap ve içki üretim fabrikalarının yöneticiliğini yapan Kerim Yanık, Karasakız üzümü için şöyle diyor: "Ülkemizde Fransız konyak üretim yöntemleriyle kanyak üretimi ilk defa Tekirdağ Şarap Fabrikasında yapılmaya başlanmış. Türkiye’deki üzüm çeşitleri üzerinde bir dizi araştırmalar yapılmıştı. Daha sonra denemesi yapılan Çanakkale ve Bozcaada’da yetişen Karasakız üzümünün kanyak üretimine en uygun üzüm türü olduğu saptanmıştı.’’

"Çok açık yakut renginde"
Asmalarda üzüm, sudadır gözüm: 2007’de fabrikanın kapatılmasıyla üzümler köylünün elinde kalıyor. Bu kapanmanın ardından Bayramiç bölgesindeki bazı köylere baraj yapılınca çiftçinin suya erişimi kolaylaşıyor. Suya ulaşan üretici bu gelişmeyle su istemeyen asma yerine daha çok gelir elde etmesini sağlayacak elma, Bayramiç beyazı gibi meyveleri ekmeye başlıyor. Hâl böyle olunca da Karasakız bağları teker teker sökülüyor.
Doğru bilinen yanlışlar: Bir dönem distilasyona uygunluğu sebebiyle kıymetli görülen Karasakız bugün Türkiye’nin en hızlı yok olan bağlarını oluşturuyor. Durumu fark eden bazı şarap üreticilerinin ürettikleri kayda değer kalitedeki şaraplarla Karasakız’a ilgi tekrar uyanıyor ve bu hızlı yokoluşu kimileri kendine dert ediniyor. Bu isimlerden biri de Levon (Bağış). Levon Karasakız’dan: “Bağda kesildikten sonra uzun süre bekleyen ve kaliteli olması için hiç çaba sarf edilmeden uzun seneler boyunca herkesin gözünden kaçmış bir üzüm,” diye bahsediyor ve ekliyor: “Yıllarca yanlış tanımışız; tanıma fırsatımız olmamış. 2005’te bir eğitim yayını olarak hazırladığım Şarabın ABC’si kitabında Karasakız için düşük asitli yazmışım. Kendim işlerken fark ettim ki Karasakız için her şeyi denebilir ama düşük asitli denilemez.”

"Kırmızı meyve aromalarıyla"
Peki ne denir: Nasıl kokar, nasıl tadar? Söz tekrar Levon'da: “Kırmızı meyveler, pamuk şekeri, çilek ve geride kalsa da tarçın aromalarına sahip. Düşük tanenli ama yüksek asidi sayesinde dengeli. Canlı, orta gövdeli ve damakta bıraktığı ferahlık hissiyatıyla uzun bir şarap.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
“Hayyam’ın gül rengi şarap dediği Karasakız olmalı.” Bir garip teruar paradoksu ve yol ayrımındaki üzüm bağları: İklim değişikliği asmadan kadehe şarabın özünü nasıl etkiliyor? Levon Bağış yudum yudum anlatıyor.
30 Eyl 2023

YAZARLAR

Reyhan Ülker
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.





