

Belgeselciler buluşuyor: Kundura DocLab başvuruları başladı
Kundura DocLab başvuruları 13 Şubat'a kadar devam ediyor Beykoz Kundur a ’nın 8 - 14 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek, film ve tiyatro pratiğini bir araştırma sürecinde bir araya getiren belgesel laboratuvarı Kundura DocLab , 13 Şubat’a…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Corsage
Yönetmen: Marie Kreutzer
Süre: 114 dakika
Yapım yılı: 2022
Jenerik: Marie Kreutzer’in dördüncü uzun metrajlı filmi Corsage ilk gösterimini geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yapmış, olumlu eleştirilerle karşılanmıştı. Festivalden ve bölümden başrol oyuncusu Vicky Krieps’in kazandığı En İyi Performans ödülüyle ayrıldıktan sonra da yolu epeyi açıktı filmin: San Sebastian, Saraybosna ve Chicago’da ödüller kazandı; En İyi Film dâhil üç kategoride aday olduğu Avrupa Film Ödülleri’nden yine Vicky Krieps’e gelen ödülle ayrıldı. Üstelik Avusturya’yı temsil ettiği En İyi Uluslararası Film Oscar yarışında finale kalan on beş film arasında yer almayı başardı. Film, yıllar boyunca sadece özel yapım korseleri nedeniyle değil, Viyana sarayında kendine biçilen işlevsiz biblo rolü nedeniyle de boğulan ve nefessiz kalan bir kadının buhranını ele alıyor.
Öte yandan: Filmin endüstri için farklı bir önemi daha var. Filmin Avusturya prömiyeri sırasında hedef göstermeden başlayan protestolar ve sonradan yargıya taşınan süreç, #MeToo hareketinin Avusturya ayağının fitilini ateşlemişti. Filmde Avusturya imparatorunu canlandıran Florian Teichtmeister, çeşitli suçlardan yargılanmaya devam ediyor. Dağıtım şirketi ve filmi Oscar adayı seçen Avusturya komitesi ise prodüksiyon şirketinin açıklamalarının ardından suçlamaların filmin prodüksiyonundan bağımsız olduğuna ikna oldu. Komite, tek bir kişiye yönelik suçlamaların filmin, film ekibinin ve diğer oyuncuların başarılarını gölgede bırakmaması için filmin dağıtımını ve ödül sezonu yolculuğunu etkileyecek herhangi bir aksiyon almamaya karar verdiler.
Neden izleyelim? Corsage, her ne kadar tarihi ve biyografik bir drama gibi paketlense de kurmacanın şekillendirdiği, alternatif tarih yazan bir yapım. Sisi olarak da bilinen Avusturya İmparatoriçesi ve Bavyera Düşesi Elisabeth’in yaşamından bir kesit sunan film, 1877 yılında imparatoriçenin kırkıncı yaşına basmasıyla başlayan bir yılı mercek altına alıyor. O güne kadar hem sarayda hem de halkın gözünde büyüleyici güzelliği ve bilhassa ince beliyle idolleştirilmiş olan Sisi, kırkına basar basmaz üzerine yapıştırıldığını hissettiği “yaşlı kadın” etiketini şiddetle reddediyor. Yaş almayı reddedişi onu aksi, dengesiz ve umursamaz birine dönüştürmeye başlıyor. Eskisi kadar sıkılamayan korseleri, sağlık sorunları ve çabuk yorulduğu için, hatta çocukları büyüdüğü için suçlayacak birini arıyor belki. Kreutzer ise bu karakter odaklı dönüşümü bize yansıtırken sebeplerinin ve sonuçlarının ardındaki asıl problemi sorgulatmayı ihmal etmiyor: Ülkenin yönetiminde söz sahibi olanlardan hiçbir eksiği olmayan güç sahibi bir figürün sadece kadın olduğu için yönetimde söz sahibi olamayıp tek işlevinin güzel görünmek olması.
Marie Kreutzer, tarihle tutarlı bir şekilde ilerleyen “kostümlü dramasını” Sisi dönüştükçe fantezilerle süslüyor, alternatif bir tarih yazmaya başlıyor. Bu seçimi feminist bir başkaldırı ya da intikam aşkıyla tarih kitaplarının sayfalarını yırtan bir darbe olarak görebilirsin belki; bense karakterini ve karakterinin dünyasını daha iyi anlatmak, izleyicisi için empatiyi kolaylaştırmak isteyen bir yönetmenin yaratıcılığını görüyorum. Bu kurmaca bölümler ve fanteziler arasında en güçlüsü Sisi’nin “sinematografinin babası” Louis Le Prince’le ve kameralarıyla tanıştığını düşleyen sahneler. Kendi güzelliği ve imajına takıntılı hâle gelmiş bir kadının kayıt altına alınan imajlar ve durdurulup bir kutuya hapsedilen zamana ne denli hayranlık besleyeceğini kestirmek güç değil. Tüm film boyunca ağızları açık bırakan bir performans sergileyen Vicky Krieps’in de devleştiği sahneler bu sahneler zaten. Yönetmenin filmi güçlendiren bir diğer seçimi ise müzik kullanımı. Film boyunca başta Camille’in “She Was” şarkısının varyasyonları olmak üzere modern müzikler çalınıyor kulağımıza.
Corsage’ın derdi tarihi bir figürün yaşamını anlatmak değil. Anakronizmleri ve fantezileriyle bir karakterin psikolojik portresini çizmek kısacası. Varsın tarihi gerçeklerden uzak sahnelerle süslensin, varsın tarihi gerçeklere aykırı bir finalle, olabildiğine romantik bir fanteziyle noktalansın. Hangimiz bize okutulan tarih kitaplarında yazılan tarihin gerçekliğinden yüzde yüz eminiz ki?
Nereden izleyebilirsin? Corsage, bugün Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Elizabeth (1998, Shekhar Kapur)
- Marie Antoinette (2006, Sofia Coppola)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kıtaları aşan taptaze üretimleriyle 2023'ün kapılarını aralayan yıldız kumaşlı yeni sesler, 19. yüzyılın Avusturya'sında nefes almaya çalışan Korsaj filmi, Ryuichi Sakamoto'nun arındırıcı sesli günlüğü 12.
20 Oca 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




