

Monster Notebook’la performansın sınırlarını zorlayan bir deneyim
Performans tutkunlarına özel dizüstü bilgisayarlarıyla fark yaratan Monster’ın özellikle oyun tutkunlarına ve kreatif içerik üreticilerine bir müjdesi var. Nedir? Monster Notebook’un yüksek performans arayan kullanıcılar için geliştirdiği,…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Adidas; Bored Ape Yacht Club, Punks Comics ve GMoney iş birliğiyle çıkardığı 30 bin NFT içeren Into the Metaverse NFT's koleksiyonunun satışından 22 milyon dolar gelir elde etmişti.
Geçtiğimiz günlerde Nike da metaverse için spor ayakkabıları üreten RTFKT isimli bir şirketi satın aldı. Geçtiğimiz ay giyim ve kozmetik perakendecisi Givenchy'nin, 24 yaşındaki sanatçı Chito'yla 15 parçadan oluşan blokzinciri tabanlı bir koleksiyon oluşturmak için çalıştığı aktarılmıştı.
Spor giyim markası Under Armour, basketbolcu Stephen Curry'yle iş birliği yaparak ilk NFT spor ayakkabısını duyurdu. NFT dünyasına adım atan markalar içinde Pepsi ve Budweiser'ın da bulunduğu biliniyor.
Markalar, NFT ve metaverse trendlerine bir bir katılıyor. Google Trend sonuçları, NFT kelimesinin dünya çapında geçtiğimiz 12 ayda nasıl bir eğilimle arandığını aşağıdaki gibi gösteriyor.

Google Trends
Yeni yollar, karma deneyimler
Fast Company'nin konuştuğu Algorand yöneticilerinden David Markley, "NFT'ler, tüm tüketici markalarının yenilikçi şeyler yapmasını teşvik ediyor." diyor. Markley'e göre hedef kitlesine hâlâ "dijital 1.0" sayılabilecek Facebook ya da Instagram reklamları gibi araçlarla ulaşmayı amaçlayan markalar, "büyük bir fırsatı kaçırıyor."
Söz konusu yazıda markaların koleksiyonlar oluşturmasının yeni olmadığı belirtiliyor; özel dergi sayılarından sınırlı sayıda üretilen oyuncaklara, her biri aslında müşteri deneyimini ve marka-müşteri bağlılığını bir adım yukarı taşımayı hedefliyor. Brandon Aaskov'a göre de markaların NFT furyasına katılmasının arkasında "daha çok kazanç" motivasyonu yatmıyor. Markalar kullanıcılarına, müşterilerine özgün bir deneyim sunmak istiyor.
Üstelik markaların sunduğu NFT koleksiyonlara sahip olmak, yalnızca eşi olmayan bir dijital sahiplik anlamına gelmiyor. Bu koleksiyonlarda fiziksel dünyadaki ürünlerle bağlantı kurulduğunda kullanıcılar için "karma gerçeklik deneyimleri" de yaratılmış oluyor.
Paradigma değişimini yakalayabilme arzusu
Morning Brew, "neden?" sorusuna verdiği yanıtlardan birini şu cümleyle özetliyor: "Potansiyel bir paradigma değişimine erkenden dâhil olma arzusu." Morning Brew'den Milo Booke'ye göre geçtiğimiz yirmi yılda internet ve mobil teknolojilerin olanaklarından yararlanmak konusunda biraz geç kalan, özellikle kurumsal markalar, internet konseptinin potansiyel bir yeni versiyonunda ön saflarda yer almak istiyor.
Gerçekten paradigma değişimi mi?
Web3, internetin merkezî olmayan ve blok zinciri teknolojisinden beslenen üçüncü bir dönemine işaret ediyor. Web3 savunucularına göre Web1 ve Web2; çevrim içi platformların Apple, Amazon, Alphabet, Meta gibi bir grup büyük şirkette merkezîleştiğini ve bu şirketler tarafından yönetildiğini savunuyor. Aralarında Elon Musk'ın da olduğu karşıt görüştekiler ise Web3 kavramının yalnızca bir "pazarlama terimi" olduğunu düşünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Omicron, CES 2022'yi tehdit ediyor. Kurumsal markalar NFT ve metaverse kavramlarını seviyor.
23 Ara 2021

YAZARLAR

Mehmet Şimşek
ODTÜ Felsefe'yi bitirdi. İçinde Bulunduğum Durum isimli bir oyun yazdı, besteledi, sahneledi. Şarkıları da var.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?




