aposto-logo
TR
TREN

Neden failleri bulmak için sosyal medyaya mecburuz?

Sosyal medyanın kadın örgütlenmesi üzerindeki etkileri.
Neden failleri bulmak için sosyal medyaya mecburuz?

Sosyal medyada örgütlenmenin ve yeni medya araçları üzerinden kamuoyu yaratmanın önemini yakın geçmişte 6 Şubat depremlerinde tekrar gördük. Fakat son zamanlarda, deprem gerçeğinden de bağımsız olarak, kadın cinayetlerinin sosyal medya aracılığı ile gündem olabilmesi, faillerin Twitter hashtag'leriyle "cezalandırılması", hukuk düzeni ile sosyal medya kavramlarını birbirine bağımlı hâle getirmeye başladı. Peki ne eksik? Bir cinayetin failini bulmak için ya da bir cinsel şiddet failinin ceza alması için neden sosyal medyada yankı uyandırmak gerekiyor?

Teknolojinin gelişmesi ve beraberinde radyo, televizyon, gazete gibi ana akım medya araçlarına alternatiflerin ortaya çıkmaya başlaması, günümüzün dijital feminizm kavramını ortaya çıkardı. Kadınların, yaşadıkları cinsel taciz ve şiddet olaylarını sosyal medya aracılığıyla gündeme getirmesi bu kavramın temelini oluşturdu. #MeToo hareketi ile Kuzey Amerika’da gördüğümüz üzere tüm dünya kadınları sosyal medyayı “görünmeyeni” ortaya çıkarmak için kullanmaya başladı.

Taciz ve şiddet olaylarında sosyal medya

Sosyal medya, demokratik rejim temelinin sağlam olmadığı ve cinsiyet eşitsizliğinin daha yoğun olduğu ülkelerde daha sık kullanılıyor. Böyle ülkelerde tahakküm altına alınmış geleneksel medyada, kadın hakları konusunda konuşmanın tabu hâline geldiğini göz önüne alırsak, sosyal medyaya neden bu kadar anlam yüklendiğini görebiliyoruz.

We Are Social Platformu’nun Şubat 2023 Türkiye raporuna göre 62.55 milyon sosyal medya kullanıcısının %40.4’ü kadın. Bu oranın, kentte yaşayan kadınlar lehine olduğu düşünülse de, sosyal medyanın varlığı, özellikle adaletin sağlanması ve hukuka erişim konusunda gün geçtikçe daha da önem kazanıyor.

2015 yılında Özgecan Aslan’ın öldürülmesinden sonra hukukçu ve akademisyen İdil Elverişli’nin başlattığı #sendeanlat kampanyasında bunu görebiliriz. Uluslararası Af Örgütü’nün de belirttiği gibi, 2018 yılında İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi, hem Türkiye’de kadınların sosyal medyadan örgütlenip sokağa çıkmalarına neden olmuş hem de bu siyasi tavır, dünyadaki diğer kadınların da yine sosyal medya üzerinden Türkiye’deki kadınlara destek verdiği büyük bir harekete dönüşmüştü. Benzer şekilde Pınar Gültekin ve Şule Çet’in faillerinin ceza alıp, adaletin sağlanmasında; 6 yaşında evlendirilen H.K.G’nin davasında da sosyal medyanın önemini görmüştük.

Türkiye’de kadın hakları savunuculuğu yapan derneklerin de sosyal medyanın önemini vurguladığını belirtelim. Bunların başında, işlenen kadın cinayetlerinin sansürsüz verilerini sosyal medyada paylaşan, bu yüzden en son, hükümetin radarına yakalanan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu geliyor. SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği ise yürüttükleri “Kadın SES’i” projesi ile birlikte, ana akım medyanın erkek tahakkümü altında olduğunu belirterek, kadın gazetecilerin, akademisyenlerin ve aktivistlerin geleneksel medya yoluyla görünürlük sağlayamadığını, bu nedenle değişen dijital koşullarda sosyal medyanın kadın hareketi içerisinde yer aldığını vurguluyor. Birleşmiş Milletler Türkiye Kadın Birimi’nin #kayıtsızkalmayın kampanyasının da kadına yönelik şiddete karşı çevrimiçi bir kanal görevi oluşturması konuyla ilgili örnekler arasında verilebilir.

Bir "kadın kamuoyu"na doğru

Teknolojinin gelişmesi ve yeni araçlar meydana getirmesi, toplumda bugüne kadar görünürlükleri kabul edilmeyen kesimlerin kendilerini ifade etme yolu olmaya başladı. Kadınlar, bu kesimlerin başında geliyor. Bu kapsamda da mevcut siyasi düzende kendilerine yönelik politikalardan memnun olmadıklarında, kadın bakış açısıyla kamuoyu yaratmak konusunda sosyal medyanın, geleneksel medyanın önüne geçebiliyor.

Kadınlar, adaletin sağlanmasında gerekli otoritelere güven duymadıkları, yargı bağımsızlığına inanmadıkları ve hukukta erkek egemen bakış açısının hakimiyetini gördükleri için sosyal medyada adalet arayışına geçiriyor. Bu nedenle, kadınların güven duyacakları bir hukuk mekanizmasına ihtiyaç var. Feshedilen İstanbul Sözleşmesi, kaldırılmak istenen 6284 yasası kadınlara güvenceler veriyordu.

Kısacası sosyal medyanın, kadınlar için bir vakit geçirme amacı taşımaktan ziyade cinsiyet politikalarına yön verme, adaletin yerine getirilmesi, gündelik pratiklerde eşitsizliklerin daha kolay ve hızlı şekilde duyurulması, “kadın kamuoyu” yaratma amacına giden yolda nitelikli bir araca dönüştüğünü görüyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

sosyal medya

şiddet

feminizm

Sosyal medya

cinsiyet eşitsizliği

medya

Twitter

MeToo hareketi

Türkiye

İdil Elverişli

Uluslararası Af Örgütü

İstanbul Sözleşmesi

Pınar Gültekin

NEREDE YAYIMLANDI?

Direniş Hikâyeleri

Uluslararası hukuktan sanata, Ankara'dan Van'a direniş hikâyeleri

31 May 2023

YAZARLAR

Ecem Doğantekin

Yazar @ Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.

İLGİLİ OKUMALAR

;