aposto-logo
TR
TREN

ÖN YARGI SUÇU

İfade özgürlüğü ve nefret söylemi arasında ne fark var? Türkiye nefret suçunu nasıl tanımlıyor?
ÖN YARGI SUÇU

23 Kasım - Nike - ANGST/SOLİ/Punto/
Nike ile birlikte

Hareketin sahnesine sen de adım at: HOPE Alkazar Nike’ın destekleriyle hayata geçirilen HOPE Alkazar bu ay itibarıyla Beyoğlu’nun sembolik adreslerinden Alkazar Sineması’nı yepyeni bir sahneye dönüştürdü. Nedir? Yenilenen Nike İstanbul mağazasının hemen yanında yer alan ve sosyal iyilik amacını merkezine alan HOPE Alkazar ; Nike’ın ve program ortaklarının gençlere umut olmak ve birlikte daha iyiyi hayal etmek için hayata geçirdikleri bir platform olarak karşımıza çıkarken tam anlamıyla “Hareketin Sahnesi” olarak Beyoğlu’nda yerini aldı. 5 ilke: Yenilikçilik ilkesiyle yeni bir geleceğe alan açan HOPE Alkazar’ın, zihni de kapıları da daha iyi bir gelecek hayal eden Herkese Açık . Dijital ve fiziksel dünyanın tüm imkânlarını kullanarak mevcut tüm bariyerleri yıkan bu Sınır Tanımaz platform, Birlikte İyi ilkesiyle de, sadece ayrıcalıklı olanların değil, çoğunluğun ortak faydasını gözetiyor. Hope Alkazar’da, Nike’ın da temel değerlerinden olan sürdürülebilirlik sahipleniliyor, Çevreye Duyarlı olma değeri kapsamında, enerji tasarruflu, doğa dostu malzemeler kullanılıyor. Neler var? Hareketin sahnesinde; Alkazar Sahnesi, spor stüdyosu, yaratıcı stüdyo, kafe ve ortak çalışma alanlarıyla çok amaçlı spor sahası olan teras gibi farklı deneyim alanları bulunuyor. Kimler var? HOPE Alkazar, her alanda geleceğin peşinde olan isimler ve ekipleri aynı çatı altında buluşturuyor; Dijital sanatın alışılmışa meydan okuyan isimlerinden Refik Anadol , ilkleri denediği Alkazar Rüyası isimli interaktif enstalasyonuyla, HOPE Alkazar’da yerini alıyor. Ebrar Karakurt ve Cedi Osman gibi spor dünyasındaki ve zihinlerdeki bariyerleri aşıp zirveye tırmanan Nike sporcuları geleceğin atletlerine ilham verecek atölyeler düzenliyor. Esra Gülmen gibi tabuları yıkan genç sanatçı ve tasarımcılar bu topluluğun parçası olarak öne çıkarken Cihangir Yoga , SosyalBen , Onaranlar Kulübü gibi yenilikçi ve cesur ekiplerin etkinlikleri, yine bu çatı altında gerçekleşiyor. Yenilikçi ekiplerle bir arada farklı etkinliklere, derslere ve atölyelere katılmak üzere bu bağlantı üzerinden detaylı programı inceleyebilir, herkesi kucaklayan bu rengarenk topluluğun bir parçası olmak için Instagram hesabını takibe alabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi çevre ve iklim konularında türler arası eşitlik ilkesini benimseyerek gelişmeleri aktarıyoruz.

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD)'un Politikalardan Sorumlu Genel Koordinatörü Av. Hatice Demir'le nefret söylemleri, suçları ve tanımlanışı üzerine konuşuyoruz. 


Röportaj: Marsel Tuğkan Gündoğdu

Nefret suçu nedir? Özellikle nefret söyleminin nefret suçuna nasıl evrildiğini bize kısaca açıklayabilir misin? 

Nefret suçu, diğer adıyla ön yargı suçu, bir kişi ya da gruba karşı ön yargı saikiyle işlenen suçtur. AGİT, nefret suçunu "Bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet kimliği ve/veya cinsel yönelim gibi nedenlerle duyulan ön yargıyla işlenen, doğrudan ve dolaylı şiddet içeren suçlar," olarak tanımlıyor. Nefret söylemi, "Bir kişiye ya da gruba karşı ırk, yaş, ulus, din ya da cinsel yönelim/cinsiyet kimliği gibi saiklere dayanarak nefret ifadesi içeren veya bu kişilere şiddet uygulanmasını teşvik eden aleni konuşmak," anlamına geliyor.

Tanımından da anlaşılacağı üzere nefret söylemi zaten doğası gereği hedef kitlesini nefret söyleminin ilgilisi kişi ya da gruba karşı şiddete örgütlüyor. Yakın zaman önce mültecilere yönelik nefret söylemlerinin kamuoyunda ivme kazanması üzerine Altındağ’da mültecilerin evlerinin ve dükkânlarının yağmalanması sonucuyla karşılaştık — bizzat bürokratlar tarafından dillendirilen açıklamalar, faillere yaptıklarının meşru olduğu ve cezasız kalacağı inancını sağlıyor.

İfade özgürlüğü ve nefret söylemi arasında çok ince ama önemli bir ayrım var. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsun?

Esasında ifade özgürlüğüyle nefret söylemi arasında ince gibi görünen keskin bir ayrım var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu sınırı açıklamak için hoşgörü paradoksu kavramından bahsediyor — hoşgörüsüzlüğü güçlendirecek fikirlere hoşgörüyle yaklaşılması hâlinde bunların hoşgörüyü ortadan kaldırması riski ortaya çıkıyor. 

İfade özgürlüğü, kamu otoritesinin müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içeriyor. Nihayetinde ifade özgürlüğüyle nefret söylemi arasındaki makas değerlendirilirken AİHS’in 17. Maddesinde yer alan Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı da önemli bir değerlendirme kriteri — mahkeme, nefreti teşvik eden ifadeler bakımından doğrudan şiddet çağrısının varlığına gerek görmüyor, ön yargı dolu ifadelerle toplumun belirli bir kesiminin aşağılanmasını veya lekelenmesini de ifade özgürlüğünün sınırlandırılması bakımından yeterli görüyor. Bütün bunların söylem sahibinin kamu otoritesindeki yeri, söyleminin medyada yer bulma kudreti, söylemin bağlamı ve zamansal olarak hedef grubu nasıl etkileyeceği de elbette önem taşıyor. 

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, pandeminin başında bir Cuma hutbesinde herkes evlerine kapanmışken ve bu sıkışmışlığa dair öfke duyarken LGBTİ+ları, HIV'le yaşayanları ve nikahsız yaşama pratiklerini pandeminin sebebi olarak gösteren açıklamalarda bulundu. Erbaş'ın üst düzey bir bürokrat olması; hedef aldığı grupların zaten Türkiye toplumunda dezavantajlı gruplar konumunda bulunması; pandemi gibi büyük bir krize dair duyulan kaygının üst düzey olduğu bir dönemde bilimsellikten uzak şekilde bu grupları hedef alması; bu düşüncelerini kamu otoritesini kullandığı ve dinleyenlerinin davranışlarını etkileme kudretinde olduğu bir Cuma hutbesinde zikretmesi gibi birçok sebep, ilgili ifade ifade özgürlüğünün sınırlarının aşıldığı ve nefret söylemine dönüştüğü durumuna örnek oluşturuyor.

Türkiye'de nefret suçlarından en çok devletin “makbul vatandaş” saymadığı, eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten gruplar ve elbette ki mülteciler etkileniyor. Dolayısıyla LGBTİ+lar; Kürtler ve Ermeniler gibi “azınlık” sayılan etnik kesimler; kadınlar; çocuklar; seks işçileri; HIV'le yaşayanlar; sakatlar; mülteciler gibi gruplar sürekli nefret söyleminin hedefi oluyor. Bu hâlde, bir de ilgili kişi bu kimliklerin kesiştiği bir noktadaysa — Kürt bir trans kadın ya da sakat bir mülteci gibi — nefretin çok kolay hedefi olabiliyor.

İllüstrasyon: Aslı Alpar


Türkiye nefret suçunu nasıl tanımlıyor?

Türkiye esasında nefret suçunu tanımlamıyor. TCK’nin 122. Maddesinde 2014 yılında bazı değişiklikler yapıldı ve “Artık bizim de nefret suçları yasamız var,” dendi. Fakat bu yasa, çeşitli sebeplerden oldukça işlevsiz kalıyor. 

Birincisi, yasada nefret ve ayrımcılık sebepleri sınırlı sayıda (tahdidi) sayılıyor — örneğin, bunlar arasında cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği yok. Yasada “vb.” ifadesi de kullanılmadığı için bir kişi eşcinsel olduğu için işe alınmazsa bu maddenin korumasından faydalanamıyor. 

Yasa, sadece saydığı fiillerin gerçekleştirilmesi hâlinde bunun nefret ve ayrımcılık suçu oluşturacağını söylüyor. İnanılmaz ama bu fiiller arasında örneğin kasten öldürme yok

Yani o kadar garip ki bu ceza kanununa göre biri birini nefret saikiyle işe almayabilir ve bu durumda — mağdur kanunda sayılan gruplardan biriyse — fail cezalandırılabiliyor. Örneğin, bir kişi başka bir kişiyi cinsiyet kimliğinden dolayı öldürürse bu TCK 122'nin kapsamına girmediği gibi nefret suçu olarak da tanımlanmıyor. Çünkü sadece göstermelik olarak yapılan, fiiliyatta neredeyse hiçbir ihtiyaca çözüm üretmeyen bir nefret suçu yasası var. 

Cezasızlık ülkenin en yakıcı problemlerinden birisi. Nefret suçlarının cezasızlıkla sonuçlanması, faillerin âdeta ödüllendirilmesini nasıl değerlendiriyorsun? Nefret suçlarıyla mücadele ederken bizlere düşen sorumluklar neler?

Ülkemizde bazı gruplara dönük ihlallerin doğrudan devlet eliyle teşvik edilmesi ve üst düzey bürokratlar ve kamu görevlileri tarafından kışkırtılması, bu suçların etkin soruşturma ve kovuşturmasının yapılmasını da engelliyor. Yukarıda bahsettiğim gibi zaten nefret söylemi ve suçlarına dair yapısal problemler varken buna bir de kamu görevlilerinin ön yargıları eklenince iş iyice içinden çıkılamaz bir hâl alıyor. 

Acilen nefret suçunu tanımlayan, AGİT kriterlerine uygun bir yasaya ihtiyaç var. Bunun yanında nefret suçlarıyla mücadelenin tek yöntemi elbette yasa yapmak değil. Ülkedeki kutuplaşma ikliminin son bulması, özellikle dezavantajlı gruplara karşı işlenen suçların cezasız kalmayacağının kamuoyuna açık ve net bir biçimde ifade edilmesi, toplumsal barış ve hoşgörünün yaygınlaşması için iktidara da muhalefete de sorumluluk düşüyor. Bizlerin de tekil olarak toplumsal barışın tesisi için daha çok politika üretmeli ve bunu çağırmaktan vazgeçmememiz gerekiyor.

20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü vesilesiyle kaybettiğimiz trans arkadaşlarımızın acısını hep yüreğimizde taşıdığımızı, nefret suçlarından hayatta kalan translarla da dayanışmaktan hiç vazgeçmeyeceğimizi tekrar söylemiş olayım.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi çevre ve iklim konularında türler arası eşitlik ilkesini benimseyerek gelişmeleri aktarıyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

ön yargı suçu

ön yargı

cinsel yönelim

ön yargı

cinsel yönelim

Cinsel Yönelim

Marsel Tuğkan Gündoğdu

Nefret suçu

AGİT

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🕯 ANGST 12: NEFRET SUÇU NEDİR?

Nefret söylemleri nasıl nefret suçuna evrilir? İfade özgürlüğü ve nefret söylemi arasında ne fark var? Türkiye nefret suçunu nasıl tanımlıyor?

23 Kas 2021

Nike ile birlikte

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi çevre ve iklim konularında türler arası eşitlik ilkesini benimseyerek gelişmeleri aktarıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

;