

Müşteri deneyimini artıran dijital çözümler: INSPARK Akıllı müşteri yolculukları için dünyanın #1 numaralı pazarlama platformunu keşfedin. Nedir? Dünyanın en iyi CRM ve lider kurumsal bulut bilişim çözümleri firması Salesforce.com ’un Türkiye’nin ilk ve en deneyimli yetkili satıcısı ve iş ortağı olarak Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinde akıllı iş çözümleri sunan INSPARK , ileri düzeyde uzmanlığı ve müşteri memnuniyetini garanti altına alarak en yüksek standartlarda Salesforce Danışmanlığı hizmeti sunuyor. İşletmeler için dijital dönüşümün her geçen gün önem kazandığı bu dönemde farklı sektörlerdeki şirketlerin "akıllı iş ortağı" olarak konumlanan INSPARK ; unutulmaz bir alışveriş deneyimi yaşatmaları için perakende sektör dinamiklerine uygun Salesforce uygulamaları sunuyor. Neler var? Salesforce CRM çözümleriyle müşterilerinize mükemmel bir deneyim yaşatırken, Marketing Cloud 'la müşterilerinizin tercih ettiği iletişim kanallarında doğru zamanda, doğru mesajları vermeniz mümkün. Salesforce.com’un dijital pazarlama platformu olan Marketing Cloud, müşterilerinizin markanızı ve firmanızı fark ettikleri ilk andan sadık müşterilerinize dönüşmesine kadar müşteri yolculuğunun tüm aşamalarında iletişim sürecini kusursuz bir şekilde yönetmenizi sağlar. Müşterilerinizin sorularına hızla cevap verebilmeniz için sunduğu bilgi bankası özelliğiyle Service Cloud , hem destek ekibinin bilgiye ulaşabilecekleri hem de müşterilerin portal üzerinden sorunlarına çözüm bulabilecekleri bir kaynak oluşturmanıza yarıyor. Gartner ve IDC’ye göre Dünyanın 1 numaralı CRM çözümü seçilen Salesforce’u 30 gün boyunca ücretsiz deneyimlemek için bu bağlantıyı kullanabilir; işini bilen bir profesyonel partner aracılığıyla tanışmak ve sektörünüze özel Salesforce çözümlerinden INSPARK’ın size sunduğu en uygun çözümü bulmak üzere bu adresi ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye’de Mart 2020’de hayatımıza giren pandemi, birçok alışkanlığın değişmesine yol açtı. Bunların başında da çalışma düzeni geldi. Bu dönemde “evden çalışma” modeline geçilen ya da çalışmaya ara verilen birçok işin de kadınlar üzerindeki etkisi oldukça ağır oldu.
Ev işlerinin kadına yüklenmesi, çocuk bakma sorumluluğunun “annede” olması gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı rollerin pandemide yeniden ortaya çıkmasıyla kadınların yükü ve emeği arttı. Bu “rutin işlere” evden çalışma modeli nedeniyle belirsiz saat aralıklarında çalışma da eklenince kadınlar kendilerine ya da keyif aldıkları aktivitelere ayıracak vakti dahi bulamadı. Medyascope’tan Fırat Fıstık’a konuşan Tuğçe Arıduru bu durumu şöyle anlatıyor:
“Evden çalışan kadınlar, sürekli evde oldukları için ev işleriyle daha çok ilgilenmek durumunda kalıyor. Eşim her ne kadar paylaşmaya çalışsa da adil paylaşım olmuyor çoğu zaman. Onun durumu hep ‘yardım’ seviyesinde kalıyor. Yerleşmiş ve kanıksanmış olan geleneksel aile düzeni ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı roller kadın-erkek arasındaki iş bölümünü maalesef ev işinde de etkiliyor ve kadının emeğini her zaman görünmez kılıyor.”
Pandemide şiddet de arttı
Tüm dünyada koronavirüs döneminde kadına şiddet artarken Türkiye’de de durum farklı olmadı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 11–23 Mart arasında bakanlığa bağlı konuk evlerinde kalan kadınlarla yaptığı araştırmada kadınların %32'si pandemi sürecinde evde gördüğü şiddetin arttığını söyledi.
Kadın örgütleri de Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekileceğini açıkladığı mart ayından bu yana erkek şiddetinin daha da arttığını; ancak kadınların güvencesiz hissettiği için güvenlik birimlerine başvurmaktan vazgeçtiklerini aktardı. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü bu durum için şunları söyledi:
“Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra aramalar azaldı. Mart ayında acil yardım hattına gelen aramalar 632 iken, nisanda 471 çağrı geldi. Martta gelen çağrılardan 112’si ev içi şiddet başvurusuydu, bu sayı nisanda 80’e düştü. Bu durum şiddetin azalmasıyla değil, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldıktan sonra kadınların güvencesiz kaldığını düşünmesiyle açıklanabilir."
Kadın işsizliği %43’e ulaştı
Pandemide sorumluluğun ve şiddetin artmasının yanı sıra kadın işsizliğinde de büyük oranlarda artış yaşandı. DİSK'in hazırladığı rapora göre, salgının etkisiyle iş kaybı ve geniş tanımlı kadın işsizliği oranı %43'e ulaştı. Her 4 kadından 1'inin istihdamda olabildiğinin bildirildiği raporda, Covid-19 salgınında Mart 2021 dönemine dek 867 bin kadının iş gücünden çekildiği aktarıldı. Rapora göre, ümitsiz kadın işsizlerin sayısında ciddi yükseliş yaşandı; Kasım 2019’da 297 bin olan sayı, son bir yılda 805 bine yükseldi.

DİSK-AR
Kadın işsizliğinin birçok farklı nedeni bulunuyor. İşverenlerin “anne” ya da “hamile” olan kadınları çalıştırmak istememeleri, mülakatlarda “Çocuk düşünüyor musun?” sorularıyla karşılaşılmasına kadar gidiyor. Bu uygulamaların yanı sıra, çalışma saatleri, iletişim ve görev dağılımı gibi birçok konuda da mobbinge uğrayan kadınlar günün sonunda çoğu zaman istifa etmek ve haklarını bırakmak zorunda kalıyor.
İşsizlik, kadınları kayıtsız çalışmaya itmesinin yanı sıra şiddeti de artıran unsurlardan biri hâline geliyor. Ekonomik bağımsızlığı olmayan birçok kadın, şiddete “katlanmak zorunda” hissediyor.
Kadın işsizliğinin çözümü için en başta toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerekiyor. Canan Güllü, “Sadece siyasi karar mekanizmalarında değil ‘eşit işe eşit ücret’ mekanizmalarının harekete geçmesini bekliyoruz.” diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türk lirası, dolar karşısında haftalık bazda %15'ten, yıllık bazda ise %40'tan fazla değer kaybetti. Jerome Powell, ikinci kez Fed Başkanı olarak aday gösterildi. Petrol fiyatları, yeni koronavirüs varyantının etkisiyle düşüşe geçti.
29 Kas 2021

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




