aposto-logo
TR
TREN

Seçim yaklaşırken: Politik pazarlama nedir, nasıl yapılır?

Hangimiz seçim gündemine ilişkin bilgileri Twitter'dan takip etmiyor?
Seçim yaklaşırken: Politik pazarlama nedir, nasıl yapılır?

Politik ya da siyasi pazarlama tanımı için yüce Wikipedia şöyle diyor: “Politik pazarlama partinin belirlediği amaç ve hedefler doğrultusunda modern pazarlama tekniklerinin kullanılmasıdır. Adayların kendilerini seçmen pazarına koyarak, seçmen satın alımını yani oy potansiyelini maksimize etmek için modern pazarlama tekniklerinde özellikle pazarlama araştırması ve ticari reklamcılığın kullanıldığı pazarlama faaliyetleridir.”

Kısaca, politikacıların seçmenleri etkilemek için pazarlama stratejileri kullanması olarak özetleyebiliriz sanırım. Nihayetinde bu stratejiler, siyasetçilerin seçmenlere mesajlarını ulaştırmak, seçmenlerin ihtiyaç ve taleplerini anlamak, siyasi adayların fikirlerini ve değerlerini sergilemek ve son olarak seçmenleri oy kullanmaya ikna etmek için kullanılır.

Politik pazarlama, son yıllarda önem kazanan ve birçok ülkede seçimlerin sonucunu belirlemede etkili olan bir konu. O sebeple bugün, politikacıların seçmenleri etkilemek için kullandığı pazarlama stratejilerine dair örnekleri masaya yatıracağız.

Siyasetle aramın hiç olmadığını, bu yazıdaki görüşlerin tamamen pazarlama perspektifinden olduğunu da en baştan söyleyeyim. 😊

Politik pazarlama çatısı altında çeşit çeşit teoriler olsa da tıpkı ticari pazarlama faaliyetlerinde olduğu gibi hedef kitlenizi iyi tanımak, onlara uygun mesajlar vermek ve doğru kanallardan erişmek kritik konular.

Başrolde yine bir marka hikâyesi yaratmak var. Politik pazarlama kapsamında bir hikâye oluşturmak, Starbucks, Nike, Apple gibi şirketlerin kullandığı taktiklerden farklı olmayan bir marka stratejisi. Bir ürün veya şirketin markaya dönüşmesi yerine, bir parti veya siyasi aday, insanların bağ kurabileceği, pazarlanabilir bir marka hâline gelir.

Seçmenlerin, yani hedef kitlenin bağ kurabileceği bir hikâye hazırlamak siyasi pazarlama kampanyası yürütmenin en önemli unsurlarından biri. Yoklukların içinden, tek mal varlığı olarak bir yüzükle yola çıkmak, Anadolu’nun bağrından kopup gelmek, etnik kökenlere vurgu yapmak, mağdur olmak ya da içimizden biri olduğunu anlatmak ülkemizde her daim işe yarayan siyasi pazarlama hikâyelerine iyi birer örnek. 

ABD, pazarlamanın her alanında olduğu gibi politik pazarlamada da güzel örnekler sunuyor. 2008 yılı ABD Başkanlık seçimlerinde aday olan John McCain ve Barack Obama oluşturdukları hikâyeler ve tabii ki sloganlar ile kıyasıya bir yarışa girdiler. McCain’in Vietnam Savaşı'nda esir düşmüş ve savaş esiri olarak beş yıl boyunca tutulmuş olmasından hareketle ülkesi için ciddi fedakârlıklar yapan gururlu bir savaş gazisi olarak verdiği mesajlara karşın Obama, umut ve değişim mesajıyla doluydu.

Seçimlerde, Obama'nın umut ve değişim mesajı, McCain'in deneyim ve liderlik mesajına karşı zafer kazandı ve bildiğimiz üzere Obama, Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk siyah başkanı seçildi. Marka hikâyesini "umut ve yenilik" üzerine kurmak seçmenleri etkilemiş olsa gerek.Birleşik Krallık'ta, Boris Johnson'ın "Get Brexit Done" kampanyası ile Brexit konusundaki kararlılığını vurgulaması ve seçmenlerin Brexit konusunda endişelerini hafifletmesi, Kanada’da Justin Trudeau'nun "Sonsuz Olasılıklar" kampanyası ile yenilikçi fikirleri ve Kanada'nın potansiyelini vurgulayarak seçmenlerin umutlarını yansıtması da başarılı kampanya ve slogan örnekleri olarak sıralanabilir.

2023 Genel Seçimleri

Ülkemizde cumhurbaşkanı adaylarını o kadar uzun süredir tanıyoruz ki seçim dönemi yeniden yaratılan marka hikâyelerine inanmak oldukça güçleşiyor. Çünkü farklı kampanyalarda adaylar hep aynı insanlar.

Bu yıl adayların kampanyalarına bakacak olursak Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye Yüzyılı için Doğru Zaman Doğru Adam" mesajlı kampanyasını görüyoruz. 20 yıldır iktidarda olan bir parti için doğru zaman ve adam mesajı ne kadar "doğru" pek emin olamadım. Son 20 yıl hep yanlış zaman mıydı?

Bu arada "müjde iletişimi modeli" tekrar devreye girdi, gün geçmiyor ki üzerimize bir müjde atılmasın.

Diğer tarafta "Sana Söz Yine Baharlar Gelecek" diyen Kemal Kılıçdaroğlu, bir nebze de olsa yarınlara dair umut ve pozitiflik veriyor. "Ben Kemal, Geliyorum" kampanyasından hızlıca uzaklaşmak çok isabetli bir karar olmuş. Umarım hepimiz hafızalarımızdan da silebiliriz.

Muharrem İnce tüm tuşlara aynı anda basmış gibi. Temel olarak "Ne Cumhur Ne Millet Tek Yol Memleket" mesajı ile üçüncü bir seçeneğin altını çizmeyi tercih etmiş. Buraya kadar tamam ama diğer yandan Memleket Partisi web sitesinde 3A, 3B, 3D ve MAVİ gibi kısaltmalardan geçilmiyor. Parti değerlerini akılda kalıcı şekilde anlatmaya çabası göz yaşartıcı ama bana kalırsa bu kadar çok mesaj sadece karmaşa yaratmaya yarar.

Beğensek de beğenmesek de bizim adaylarımızın marka hikâyeleri ve mesajları böyle diyoruz ve sonraki başlığımıza geçiyoruz: marka mesajlarının verileceği iletişim kanalları.

Türkiye'de politik pazarlamanın iletişim kanalları

Öncelikle çok heyecanlandığım bir konudan başlamak isterim: seçim otobüsleri ve dayanılmaz seçim şarkıları. Bu yıl deprem ve Ramazan ayı dolayısıyla hiçbir siyasi parti bu işe girişmedi neyse ki ama ülkemiz siyasi pazarlamasının baş aktörü, günün her saatinde bangır bangır bağıran, üstelik ne dediği anlaşılmayan seçim arabalarıdır.

Seçim şarkısı adı altında kulaklarımızı kanatan, hasta mı var, ders çalışan mı var kimsenin umursamadığı, seçmenine böylesi saygılı siyasetçilerden geçilmeyen bir ortam. Oysa bu şekilde olması şart mıdır? Elbette değildir, seçim şarkısını sosyal medya kanallarında kullanabilir, illa dinlemek isteyenler için muhtelif platformlara yükleyebilir, illa ki bu heyecanı yakalamak isteyen seçmenleri de mitinglerde, meydanlarda şarkılarla karşılayabilirler.

Bilimsel bir dayanağım yok ama ülkemizin herhangi bir seçmeninin "vay be ne şarkı yapmışlar, artık oyum bu adaya" diyerek oy vereceği adayı seçtiğini sanmam. (İçime bir kurt düştü tam da şu anda… seçen var mıdır ki acaba? 🤔)

Tüm bu kampanya materyallerine kuş konduran bir yöntem olan parti bayraklarıyla sokak süsleme yarışına da bu yıl şahit olmuyoruz. Seçmen kitlesine dair herhangi bir vaat ya da mesaj içermeyen pazarlama materyallerinin yokluğu ancak bir kazanç olabilir bana kalırsa. Üstelik bir de en son bayrak asma kavgaları ile birbirlerini yaralayan insanlara dair haberler bile vardı.

Açık hava reklamları da yine gözümüzün bebeği. Siyasi parti adaylarının Photoshop sayesinde 20'li yaşlarında gözüktüğü dev fotoğrafları olmadan bir seçim düşünemem. Üstelik en enteresan mesajlara sahne olanlar da genelde yine bu billboardlardır. Bakınız göklerden gelen kararlar... 

Bu gözler Ekmek için Ekmeleddin diye seçim sloganı da gördü tabii… 🤯

Açık havadan videolara geçelim. Videolar ve televizyon reklamları söz konusu olunca siyasi partilerin haklarını yemek olmaz, bu konuda oldukça başarılı örnekler gördük, görüyoruz.

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yayınlanan “Bisiklet” filmi buna güzel bir örnek. Gerek mesajları, gerek dinamikliği gerekse de akılda kalıcılığı ile tam puanı hak ediyor ki zaten Campaings & Elections Dergisi tarafından verilen 2020 Reeds Ödülleri’nden de eli boş dönmemiş.

Bir diğer örnek ise yine geçmiş yıllardan mizah dolu bir örnek. Bu kez Saadet Partisi’nden geliyor; devletinden.com:

Gelelim sosyal medyaya… Sosyal medya, siyasi reklamcılık dünyasında bir güç merkezi hâline geldi ve etkisi her geçen gün artıyor.

Gençlere ve TV izlemeyen kesimlere ulaşmak isteyen siyasi partiler dijital kanalları daha etkin kullanmak zorunda olduklarının farkındalar. Uzun süredir Twitter başta olmak üzere sosyal medya kanallarını aktif kullanan siyasetçiler TikTok’u da keşfetmiş bulunuyorlar. Özellikle bu yıl ilk kez oy kullanacak seçmen kitlesinin çoğunlukla TikTok ahalisi olduğu göz önüne alınınca bu mecrada yer almaları son derece isabetli.

Dijital pazarlama kanallarının en önemli avantajı interaktif özelliğinin olması. Ayrıca, siyasi adayların o anın acil sorunlarına tepki vererek veya proaktif olarak ele alarak gerçek zamanlı mesajlar göndermesine de olanak tanıyor. Hangimiz seçim gündemine ilişkin bilgileri Twitter'dan takip etmiyor?

Sosyal medya kullanıcıları komik resimler, ilginç videolar ve sıcak siyasi meselelerle ilgili diğer içerikleri paylaşmayı da seviyorlar. Viral videolar ve resimler oluşturarak organik olarak farkındalık yaratmak oldukça mümkün. Tabii bunun Memleket Partililer gibi ülkenin en hassas olduğu zamanlarda dans ederek yaparsanız çok hoş olmayacaktır onu da not düşmek de fayda var.

Son günlerde beni bir hayli güldüren viral favorim ise Kılıçdaroğlu efektli dürüstlük videoları: 'Doğruyu söyleyince ben' 👇🏻 

Bu arada belirtmeden geçmeyelim, dünyada TikTok'u etkin kullananların başında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron geliyor. Macron'un TikTok'ta 4 milyon takipçisi var. Son haberlerde TikTok karşıtı bir tavır almış gibi gözükse de Fransa’daki seçimlerde bu mecrayı oldukça başarılı bir şekilde kullanmıştı. Siyasetçilerden makul ve mantıklı bir davranış kalıbı beklemiyoruz tabii ki, orası da ayrı.

Veri kullanımı

Makul ve mantıklı davranış dedin mi tabii ki Donald Trump'ı pas geçmek olmaz. 🙃 2016 ABD başkanlık seçimlerine gidelim ve Trump'ın kampanyasında analitik verileri kullanarak seçmenlerin davranışlarını, eğilimlerini ve tercihlerini belirlemeye ve seçmenlerle etkileşimde bulunmak için stratejiler oluşturmaya odaklanmasını ele alalım.

O dönem Trump'ın seçmenlere yönelik reklam ve mesajlarını belirlemek için, seçmenlerin sosyal medya etkileşimleri, arama geçmişleri, çevrim içi davranışları gibi büyük miktarda veri kullanarak analizler yapıldı. Kampanya, seçmenlere kişiselleştirilmiş mesajlar göndermek için bu analizleri kullanarak hedef kitleler belirledi. Örneğin, kampanya, Meksika sınırındaki göçmenlerin sayısını azaltmak isteyen seçmenler için göçmen karşıtı mesajlar ve ekonomik olarak zor durumda olan seçmenler için ekonomik iyileşme mesajları gibi farklı mesajlar ve stratejiler belirledi.

Kampanyada ayrıca, seçmenlerin hangi bölgelerde yaşadıklarını ve hangi medya kanallarını tükettiğini belirlemek için de veri analizleri yapıldı. Buna göre, kampanya farklı bölgelerde farklı reklam ve mesajlar kullanarak seçmenlerin ilgisini çekmeye çalıştı.

Bir nevi müşteri odaklı yaklaşım diyebiliriz aslında. Tabii hedef kitlesinin kişisel verilerini izinsiz kullanacak kadar aşırı derece odaklı bir yaklaşım olduğunu seçimden çok sonra öğrendik, orası ayrı.

Sonuç olarak, sonraları pek çok şaibeye yol açsa da Trump'ın kampanyası seçim sonuçlarında etkili oldu. Sosyal medyanın politik pazarlamadaki önemini de gözler önüne serdi tabii.

Bülteni sonlandırırken, henüz politik pazarlama konusunda ABD kadar yol katetmemiş olan güzide ülkemize ve günümüze dönüp, Gemius tarafından yayınlanan siyasi partilerin reklam erişimlerine yönelik tablolara göz atalım:

Tablolara bize en özet hâliyle CHP reklam erişiminde önde olsa da AKP dijital medya erişiminde daha başarılı diyor. Tabii bu oldukça kısıtlı bir süreyi kapsıyor ama elimizdeki tek ve en güncel bilgi şimdilik bu maalesef. Seçim gününe dek kimler hangi pazarlama stratejilerini ortaya koyacak, bu gözler nasıl hamleler görecek hep birlikte göreceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

ipedia

Starbucks

Nike

John McCain

Barack Obama

Vietnam Savaşı

NEREDE YAYIMLANDI?

The Marketeer The Marketeer

BÜLTEN SAYISI

ÜYELERE ÖZEL

Seçim yaklaşırken: Politik pazarlama nedir, nasıl yapılır?

Seçim şarkılarından viral videolara

30 Nis 2023

Getty Images

YAZARLAR

The Marketeer

Güncel pazarlama stratejileri, ilginç marka örnekleri ve az bilinenleriyle pazarlama dünyasını masaya yatırıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

;