Sudan: Bir "güçler" savaşı

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü (MSF), Sudan'ın başkenti Hartum’daki kalabalık bir pazara düzenlenen hava saldırısında en az 35 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Patlayıcı silahlarla düzenlenen saldırıda 60'tan fazla kişinin vurulduğu aktarıldı.
Bölge halkı saldırıyı düzenleyenlerin ordu güçleri olduğunu söyledi. MSF Acil Durumlar Koordinatörü Mari Burton, Hartum en az 6 aydır savaşta" dedi.
Geçtiğimiz hafta ise düzenlenen bir hava saldırısında 2'si çocuk en az 20 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.
Haziranda da Sudan’da gerçekleştirilen hava saldırısında 5’i çocuk olmak üzere 17 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmişti.
Peki Sudan'daki bu saldırıların nedeni ne ve ülkede neler oluyor?
Çatışma neden başladı?
15 Nisan 2023'te Sudan genelinde, özellikle başkent Hartum ve Darfur bölgesinde, ülkenin askerî hükümetinin rakip grupları arasında çatışmalar çıktı.
Kimler savaşıyor? Savaş, Sudan Silahlı Kuvvetlerinin başındaki General Abdülfettah el-Burhan ile kökeni Darfur'da 2003'te patlak veren iç savaş sırasındaki işkence ve savaş suçlarından ötürü kötü şöhrete sahip Cancavid milislerine dayanan Hızlı Destek Güçleri (RSF) isimli paramiliter grubun lideri General Muhammed Hamdan Dakalu arasında yaşanıyor. İki general de Sudan'ın kontrolünü ele geçirmeye çalışıyor.
Çatışmalar günümüzde hâlâ devam ediyor ve yaşananlar nedeniyle ülkede ciddi bir ekonomik kriz bulunuyor. Birleşmiş Milletler ülkedeki çatışmaların ve ekonomik krizin etkilediği 1 milyon 17 bin 449 kişinin komşu ülkelere göç ettiğini, böylelikle yerinden edilen insanların tahmini sayısının 3 milyon 433 bin 25 olduğunu açıkladı.
Başkent Hartum başta olmak üzere Darfur ve Kordofan bölgelerindeki şehirlerde milyonlarca insan yağma, uzun süreli elektrik-su kesintileri, açlık, susuzluk, ve hastalıklarla mücadele ediyor.
Sudan Genelkurmay Başkanı Abdülfettah el-Burhan, çatışmalar devam ederken 6 Eylül'de yaptığı bir açıklamada paramiliter RSF güçlerini feshetme yönünde bir kararname yayınladı. Ayrıca ülkenin Egemenlik Konseyi'ne de başkanlık eden El Burhan, silahlı kuvvetler liderlerine ve ilgili yetkililere RSF'yi feshetme yönündeki anayasa hükmünü uygulama talimatı verdi. Konuya ilişkin açıklamada kararın "Bu güçlerin devlete isyanı, vatandaşlara karşı yaptıkları ağır ihlaller ve ülkenin altyapısının kasıtlı olarak sabote edilmesi sonucunda" alındığı belirtildi.
Arka plan
Bu çatışmalardan öncesinde Sudan huzur dolu bir ülke değildi; bağımsızlığını elde ettiğinden beri kimi zaman sivil görünümlü yönetimler tarafından idare edilse de gerçekte hep askeri vesayetle yönetildi.
Ülkede en uzun süre iktidarda kalan el Beşir de askeri bir darbeyle işbaşına gelmişti. 30 yıllık Ömer el Beşir yönetimi de Nisan 2019 yılında Sudan halkının ayaklanmasıyla devrilmişti. Ayaklanma sırasında silahlı kuvvetler ve RSF güçleri, halka destek vermiş, iki general yönetime yönelik darbeyi birlikte gerçekleştirmişti.
Ancak aradan geçen yıllarda iki generalin güç savaşı, çatışmaları getirdi.
- Bununla birlikte: Ülkede etnik gerilim ve dinî anlaşmazlıklar da yaşanıyor. Kabilelerin bulunduğu ülkede belirli aralıklarda kabile çatışmaları da yaşanıyor. Bu çatışmaların da beraberinde ülkede siyasi bir istikrar da sağlanamıyor.
Şimdi ne olacak?
Cumhuriyet'ten Ergin Yıldızoğlu, konuya ilişkin bir yazısında "Sudan’ı, Sahra Çölü’nün güneyindeki Sahel bölgesi jeopolitiği içinde değerlendirmek gerekiyor." diyor. Yıldızoğlu, devamında şunları söylüyor:
"Sudan, özellikle de Güney Sudan, ender mineraller, uranyum, bakır, elmas, altın gibi kıymetli madenler ve petrol-gaz kaynakları açısından zengin bir ülke. Çin, Sudan’a, esas ağırlığı petrol ve gaz alanında olmak üzere, altyapı tesislerine, maden çıkarma, gıda üretimi alanlarında önemli yatırımlarıyla bu 'zenginliklerden' yararlanabilmesini kolaylaştıracak biçimde yerleşmiş durumda. Bu iç savaşın, dünyanın toplam ender minerallerinin %60’ını çıkaran, piyasasının %80'ini kontrol eden Çin'in bu avantajını aşındırmaya başladığı söyleniyor."
"Sudan’da 2012 yılında bulunan, Sahra’nın bir ucundan öbürüne uzanan, çok zengin altın damarı özellikle önemli." diyen Yıldızoğlu ayrıca Afrika kıtasında çıkarılan madenlerin yasadışı trafiğinin de Sudan'daki limanlar üzerinden yapıldığını hatırlatıyor. Bu trafiğin ayrıca Gine, Burkina Faso, Mali’deki cuntaların, bölgedeki cihatçı örgütlerin de önemli bir gelir kaynağı olduğunu hatırlatan Yıldızoğlu, ülkedeki rejim için ender minerallerin ve altının büyük öneme sahip olduğunu vurguluyor.
"Bu resim içinde, ABD ve Avrupa’nın Sudan iç savaşında orduyu temsil eden General Abdülfettah el- Burhan’a, Emirliklerin, Rusya’nın, Müslüman “Cancevid” milislerinin resmîleştirilmesiyle oluşmuş Hızlı Destek Gücü denen yapının başı Hamdan Dagalo’ya yakın olduğu söyleniyor. Sudan, giderek bir vekâlet savaşları alanına dönüşüyor."
Doha Lisansüstü Çalışmalar Enstitüsü'nde Siyaset Profesörü olan Abdelwahab El-Affendi, Aj Jazeera'de kaleme aldığı yazıda, "Elbette bu Sudan'ın ilk varoluşsal krizi değil. Ülke, en azından 1980'lerin sonlarından bu yana karmaşık krizlerle ve varlığını sürdürmesine yönelik ciddi tehditlerle boğuşuyor. Pek çok ölümcül kıtlık, birkaç iflas tehlikesi ve zayıflatıcı iç çatışmalar yaşadı. Ancak hiçbir zaman devlet egemenliğinin ani ve mutlak bir şekilde dağılması deneyimine bugünkü kadar yaklaşmadı." diyor. El-Affendi, yazısının devamında şu ifadeleri kullanıyor:
"Siviller sürecin sorumluluğunu üstlenme fırsatını kaçırdıkça, ordunun ülke üzerindeki etkisi katlanarak arttı. Ordunun sözde demokratik geçişte lider güç olarak ortaya çıkışı, birçok kişi tarafından güvenilmez ve güce aç bir orduya karşı tek karşı güç olarak görülmeye başlanan RSF milislerinin gücünde karşılaştırılabilir bir artışa yol açtı.
Yeni keşfettiği şöhretten cesaret alan RSF, şimdi açıkça Sudan halkına karşı soykırım niteliğinde bir savaş yürütüyor. Ve Sudan devleti, belki de ilk kez, hayatta kalma mücadelesi veriyor."
El-Affendi, Sudan'ın krizden kurtuluşu için "Eğer uluslararası toplum Sudan'ın feci bir çöküşten kaçınmasını istiyorsa, önde gelen küresel ve bölgesel güçlerin iyi niyetli açıklamalar ve destek ifadeleriyle zaman kaybetmeyi bırakmaları ve RSF tehdidini ortadan kaldırmak için anlamlı adımlar atmaları gerekiyor." önerisinde bulunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aylardır iç çatışmanın yaşandığı Sudan'da son olaylar, nedenleri ve sonuçları. Avrupa'da İslam karşıtlığının yükselen yeni trendi Kuran yakma eylemleri üzerinden tartışmalar.
13 Eyl 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.



