
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Toplayıcılıktan oluşan bir kültür arşivi olan sahaflar, onlar için toplayan hurdacı, arabacı veya kâğıt toplayıcılarının hüviyet değiştirmesi ve internet kullanımının artması sonucu ağır ağır ilerleyen uzun soluklu bir tehdit altında. Sahafların birikiminin en büyük paydaşlarından biri; toplayıcılar. Bu kişiler; kitap sahipleri, koleksiyonerler ya da apartman görevlileri olduğu kadar aynı zamanda sokakta topladıkları ürünlerden geçimlerini sağlayan hurdacı ve kâğıt toplayıcıları da. Onlar; çöpten, kapanan bir evden ya da kaldırımdan bulduklarını dönüştüren, tekrar kazandırarak kaybolmasını önleyen anı bekçileri. Fakat son yıllarda toplayıcıların sahaflara eskisi kadar uğramadığını öğrendim. Konuştuğum sahaflar bunun temelde iki nedeni olabileceğinden bahsediyor.
Birincisi; dil bariyeri. Kolektif yaşamın parçası olduğu hâlde yapılması tercih edilmeyen çeşitli “pis işler*” var. Bu meslekler; saygınlıktan uzak, zaman zaman görülmeyen, zor ve ağır olmasının yanı sıra yapan kişiyi mental olarak da yıpratan iş kolları.
Günümüzde bu işleri yapanlar hâlâ hak ettikleri saygınlığı göremiyor, işlerinin maddi karşılığını alamıyor. Geçmişte toplumun en yoksul kesiminin yaptığı işlerin bazılarını bugün toplumlarda göçmenler veya dezavantajlı kesimler yapmayı sürdürüyor. Burada da benzer bir durum söz konusu. Türkiye’de bu işleri genellikle Türkçe bilmeyen göçmenler yapıyor. Toplayıcıların çoğu, elinde tuttuğu şeyi okuyamadığından, koruyamıyor.
Eylül Kitabevi’nden Mehmet Ağkuş’a göre sahaf kültürü oluşamadığından adını bile bilmediğimiz, bilemeyeceğimiz eserler ıslatılıp kâğıda dönüştürülerek yok oluyor. Yaptığı işi “Biz bir şey satmayız, emanet alırız. Emanetçinin bıraktığı şeyi başka bir emanetçiye bırakırken konakladığı yeriz, köprüyüz.” ifadeleriyle tanımlayan Mehmet Abi gibi sahafların arşivlerinin asıl kaynağı toplayıcılar şu an dil bariyerinden belki de ulaştıracakları kaynağı bile bilemiyor.

Unutuyorum hatırlamak isterken
İkinci olası nedense; teknolojinin yaygınlaşması. Bir süre kâğıt toplayıcısı olarak çalıştıktan sonra bir buçuk yıl kadar Aslıhan Pasajı’nda tezgâh açmış şimdi de Beyoğlu’daki Lamelif Sahaf’ın sahibi Oktay Abi’ye göre “Toplayacıların hepsi bir gün o işi bırakabilmek için çalışıyor.” Kendi isteğiyle çöp karıştırmaktan mutlu olan biriyle daha önce tanışıp tanışmadığımı soruyor bana bu cümlesinden hemen sonra. Susuyorum. “Bir yerde işe girebilmek için belirli meziyetlerin olmalı, bunlar toplayıcılara öğretilmeli ancak böyle bu düzen değişebilir.”
“Yükte hafif pahada ağır şeyler toplar toplayıcılar. Kâğıt ucuz, en az 200 kilo toplamak lazım ki kazandığın emeğine değsin. Artık teknoloji sayesinde herkes bilinçlendi, kimse çöpe kitap atmıyor. Onun yerine kitap sahibi internet sitesinde kendi kitabını satıyor ya da toplayıcılar bina görevlileri vasıtasıyla ev sahiplerinin istemediği kitapları alarak sahaflara taşıyor. Günümüzde bu şekilde dönüyor sistem.”
Yrd. Doç. Dr. Emin Toroğlu’nun “Hurdacılık sektörünün kırsal göçlere etkisi” makalesinde şehirlerde yaşayan hurdacıların %30,5’inin bu işi mahallelerde dolaşarak yaptığını vurguluyor. Teknolojinin yaygınlaşmasıyla toplama eyleminin bir kısmı dijitale taşınsa da toplayıcılar bugün hâlâ sahafların en büyük destekçilerinden.
Editörün notu: Yabancı kaynaklarda 3D'ler olarak anılan “Dirty, dangerous and demeaning” Türkçe çevirisi: kirli, tehlikeli ve aşağılayıcı olan kavram, Asya’da türetilmiş bir Amerikan neolojizmidir ve genellikle sendikalı mavi yakalı işçiler tarafından gerçekleştirilen belirli emek türlerini ifade eder. Terim Japonca 3K: kitanai, kiken, kitsui (sırasıyla kirli, tehlikeli, zorlu) ifadesinden geliyor. Konu hakkında daha fazla bilgi edinmek için; Metis yayınlarından Eyal Press’in Pis İşler kitabı okunabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Mahalle: Galatasaray. Mahalleli: İsmail İlbey. Mekân: Aslıhan Pasajı.
16 Mar 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.



