aposto-logoCuma, 3 Şubat 2023
aposto-logo
Cuma, Şubat 3, 2023
Premium'a Yüksel

Türkiye için 2030 iklim hedefi: %35 mutlak emisyon azaltımı

Sera gazı emisyonlarının, 2030 yılına kadar iddialı iklim hedefleri ile azaltılması; gezegenimizde güvenli yaşamın devam etmesi için önem arz ediyor.

İklim konusunda çalışan sivil toplum kuruluşları, Kasım 2022’de Mısır’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi (COP27) öncesinde sera gazı emisyonu azaltım hedefini güncellemesi beklenen Türkiye’nin, 2053’te net sıfır hedefine ulaşabilmesi için 2020 yılına kıyasla 2030’da en az %35 mutlak emisyon azaltımı hedeflemesi gerektiğini açıkladı.

Buna göre, 2053 yılı için sera gazı emisyonlarını net sıfır seviyesine indireceğini açıklayan Türkiye’nin, emisyonlarını 2020 yılındaki 523,9 MtCO2e (milyon ton karbondioksit eşdeğeri) seviyesinden 340 MtCO2e’ye indirmesi gerekiyor.

Türkiye için bu hedef neden gerekli?

İklim değişikliği, ekonomi politikaları ve uluslararası ilişkileri de etkileyecek şekilde, merkez siyasetin temel tartışma gündemlerinden biri hâline gelmiş durumda. Ülkelerin net sıfır emisyonu hedefleyen iklim politikaları, iklim değişikliğinin neden olduğu ve olacağı ekonomik kayıpların önüne geçmenin yanında yeni bir ekonomik düzene de öncülük ediyor.

  • Net sıfır emisyon nedir? Net sıfır, insan faaliyetleri sonucu atmosferde biriken sera gazı miktarının, yine insan faaliyetleri ile engellenen sera gazı miktarı ile dengelenmesidir.
  • Paris Anlaşması ne söylüyor? Türkiye’nin 2021 yılında imzaladığı ve devletlerin ortak hareket etmeleri gerektiklerini kabul ettikleri Paris İklim Anlaşması, iklim krizinin önüne geçmek amacıyla, küresel sıcaklık artışını en fazla 2 santigrat derece ile sınırlamayı ve mümkünse 1,5  santigrat derecenin altında tutmayı amaçlıyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) de altını ısrarla çizdiği 1,5 santigrat derece eşiği, dünyada yaşamı mümkün kılan ekosistemlerin ve ona bağlı canlı yaşamın güvenliği için kritik bir öneme sahip.

Türkiye, 2030’a gelene kadar yeterli miktarda sera gazı azaltımı yapmazsa, önümüzdeki dönemde çok daha maliyetli emisyon azaltım önlemleri almak zorunda kalacak. Dönüşümün faydalarından yararlanamayacak ve yeni ekonomik düzene öncülük etme fırsatını kaybedecek.

Neden %35 ve nasıl?

Türkiye’nin 2015 yılında verdiği ve Paris İklim Anlaşması’nı imzalayarak onayladığı 2030 hedefi, 2012’ye göre %21 oranında emisyon altımı gerçekleştirmeyi hedefliyordu. Türkiye de dâhil olmak üzere geçen yılki iklim zirvesine katılan tüm taraflar, mevcut ulusal hedeflerin 1,5 santigrat derece hedefine ulaşmakta yeterli olmadığını vurgulamış ve bu yıl düzenlenecek COP 27 öncesinde emisyon azaltım hedeflerini geliştirmek konusunda anlaşmaya varmışlardı.

Bu noktada, iklim değişikliği konusunda çalışan sivil toplum ve düşünce kuruluşları, Türkiye için en az %35 mutlak azaltım hedefinin verilmesini savunuyor. Bu hedef, ekonominin genelinde köklü değişikliklere gitmeden, ülkenin sera gazı emisyonlarının %70’ini oluşturan enerji sektöründe önlemler alınmasını öngörüyor. Buna göre, toplam emisyonların 2030 yılında 2020’ye göre 523,9 MtCO2e’den 340 MtCO2e’ye kadar gerilemesi gerekiyor.

Bunun için somut adımların bugünden atılması gerekiyor:

  • Elektrik üretiminde kömürden tamamen çıkılması ve yenilenebilir enerjinin payının %75’e yükseltilmesi,
  • Ulaşımda elektrikli araçların payının binek araçlarda en az %20’ye, toplu ulaşım ve yük taşıma araçlarında ise en az %10’a çıkarılması; binek araçlarda %5, karayolu toplu taşıma ve yük taşımada %10 karayolundan demiryoluna geçişin sağlanması,
  • Sanayi, tarım ve hizmetlerde enerji verimliliği, elektrifikasyon ve doğrudan yenilenebilir enerji kullanımının artırılması,
  • Binalarda kömür ve sıvı fosil yakıt kullanımının sonlandırılması, büyük ölçüde elektrikle ısınmaya geçilmesi.

Bu hedefle neler kazanılmış olacak?

Bu güçlü iklim hedefi, Türkiye ekonomisini iklim risklerine ve geleceğe hazırlaması bakımından önem arz ediyor:

  • Enerjide yeterlilik: Türkiye’nin kullandığı fosil kaynakların %78’i yurt dışından ithal ediliyor. Oysa ki; yenilenebilir enerji kaynakları gücünü doğadan alıyor ve kaynak maliyeti ile dışa bağımlılık oluşturmuyor.   
  • Düşük enerji maliyeti: İklim dostu yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliği, yüksek elektrik faturalarının düşmesi ve yoksul kesimin hane halkı refahına doğrudan etki ediyor.
  • Ek istihdam: 2053 net sıfır emisyon vizyonuna uyumlu bir elektrik sektörü dönüşümü, 2030’a kadar güneş enerjisinde 71 bin, rüzgar enerjisinde ise 141 bin ek istihdam yaratabiliyor. Bu rakamalar, 2050’ye kadar sırayla 455 bin ve 330 bine ulaşıyor.
  • Sağlık sorunları ve sorunların kamuya maliyeti: Türkiye’de 55 yıldır çalışan kömürlü termik santrallerinin en az 320 milyar avro sağlık maliyetine ve en az 200 bin kişinin erken ölümüne sebep olduğu tahmin ediliyor. Enerji üretiminde güneş ve rüzgârın önceliklendirildiği senaryoda, hem hava kirliliği hem de sağlık maliyeti azalıyor.
  • Katma değerli yatırım alanları: Başta rüzgâr ve güneş enerjisi olmak üzere gerekli ekipman ve teknolojilere yatırım yapılması durumunda; enerji dönüşümünü destekleyen, katma değerli ve yüksek teknolojili yatırım alanlarının gelişmesi ve sanayide ilgili değer zincirinin büyümesi mümkün gözüküyor.
Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

İlgili Başlıklar

sera gazı

u

karbondioksit

santigrat

Mısır

Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi

27

Türkiye

turkiye

TÜRKIYE

Paris Anlaşması

Paris İklim Anlaşması

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli

Hikâyeyi beğendiniz mi?

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Nerede Yayımlandı?

☀️ 2030 İklim Hedefi ve Özelleştirilen Kömürlü Termik Santraller

Yayın & Yazar

SEFiA İklim Gündemi

İklim değişikliği ile mücadele ve sürdürülebilirliğin finansmanı alanlarındaki gelişmeleri-araştırma sonuçlarını derleyen ve her ayın birinci ve üçüncü haftalarının pazartesi günleri yayımlanan dijital gazete.

;