Türkiye'yi çevreleyen denizlerin sıcaklığı yükseliyor


Kombo x Jam’s Space buluşmalarında kaçırılmaması gerekenler
Bağdat Caddesi’nde ortak bir yaşam alanı yaratan Vertical ; özgün ve kolektif yapısıyla sürdürülebilirlik bilincine alan açmayı amaçlayan Jam’s Space ve müziği merkezine alan Kombo ’yla güçlerini birleştirerek kapsamlı ve bir o kadar…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Anadolu Ajansı’na konuşan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, iklim değişikliği nedeniyle deniz suyu sıcaklıklarının yükseldiğini ve Türkiye'yi çevreleyen denizlerin kendine has yapıları sebebiyle büyük varyasyonlar gösterdiğini ifade ediyor.
Güncel durum şöyle: Deniz suyu sıcaklıklarının 1963 yılından beri atmosferdeki ısınmayla eş zamanlı olarak artıyor. Yani atmosferdeki yaklaşık 1,1 derecelik ısınmaya, denizlerde yaklaşık 1 derecelik bir sıcaklık artışı eşlik ediyor. Aynı zamanda Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) raporuna göre atmosferde 21. yüzyılın sonuna kadar denizlerde 4’le 7 derece arasında bir artış bekleniyor.
- Ne anlama geliyor?: “Bu, denizlerin bütün döngüleri alt üst olması demek, su seviyelerinin 2050'ye kadar yarım metreden fazla yükselmesi ve bütün kıyıları etkilemesi demek. Globaldeki denizlerde körfez akıntısı gibi akıntıların duracağı öngörülüyor, bu da bütün iklim sisteminin, bütün hava durumunun değişmesi demek.”
- Birkaç adım geriden: ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü, son 39 yıldır Türkiye'yi çevreleyen denizlerin sıcaklık değerlerini ölçmeye devam ediyor.
- Türkiye’de durum: Akademisyen, dünya ortalamasına karşın Türkiye kıyılarının 2 derece seviyesini geçtiğinin altını çiziyor: “Türkiye'yi çevreleyen denizlerin kendilerine özgü yapıları dolayısıyla çok büyük farklılıklar gösterdiğini görüyoruz.”

Kaynak: ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü
- Karadeniz daha fazla etkileniyor: Denizlerin kendine özgü özelliklerin kayboluyor; soğuk ara tabaka ortadan yok olmuş durumda ve dipteki oksijensiz sular yüzeye yaklaştıkça bölge için tehlike artıyor. Doğu Karadeniz’de Tuna Nehri’nin soğutucu etkisi bulunmadığı için en ciddi sıcaklık artışı burada görülüyor.
- Artışın etkileri: 25 metrenin altında oksijenli canlı yaşamına uygun olmayan Marmara Denizi’nin durumu kirlilikten dolayı giderek kötüleşiyor. Biyoçeşitlilik kaybı var. Müsilaj oluşumunda riskler artıyor. Alg patlamaları yaşanıyor, suyun kalitesi düşüyor. Farklı girdap ve akıntı sistemleri zayıflıyor, bunun da ekosisteme ciddi etkileri oluyor.
- Ne yapılabilir?:
- Karbondioksit emisyonları sıfırlamak gerekiyor.
- Deniz avcılığı kademeli olarak durdurmak gerekiyor.
- Bitkisel proteinlere, alternatif protein kaynaklarına yönelmek gerekiyor.
- Tek kullanımlık plastikleri kullanmayı bırakmak gerekiyor.
- Endüstriden, tarımdan, şehir deşarjlarından kaynaklanan kirliliği hızla sıfırlamak gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Küresel bir acil duruma karşı yatay örgütlenmeye dayalı bir hareket işe yarayabilir mi?
19 May 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.



