

Zorlu Holding için işin geleceği sürdürülebilirlik
Zorlu Grubu tüm faaliyetlerini Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) rehber alan Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda eşit, kapsayıcı, adil ve akıllı bir gelecek için benimsediği “sorumlu…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Tanzanya’da görev alan bilim insanları, bazı granit ve sabun taşlarının yüksek yoğunlukta güneş ısısı depolayabildiği bir metot geliştirdi. Bu yaklaşımı “konsantre güneş enerjisi” olarak adlandıran araştırmacılar, taşların bir nevi primitif pil gibi işlev görebileceğini ortaya koydu.
- Neden önemli?: Amerikan Kimya Derneği’nin yayımladığı Sabun Taşı ve Granit Kayaların Enerji Depolama Malzemeleri Olarak Kullanımı: Konsantre Güneş Enerjisi Üretimi ve Güneş Kurutma Teknolojisi için Deneysel İnceleme başlıklı araştırmada anlatılan sistem, güneş ışığı olmadığında bile enerjiyi düşük maliyetle depolamanın ve toplamanın bir yolu olarak öne çıkıyor.
- Detaylar: Yöntem, teknik olarak elektronik sistemlere entegre edilebilse de geniş ölçekte uygulamanın hâlâ yüksek maliyetli olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar yine de granit ve sabun taşı örneklerinin güneş enerjisi depolamak için düşük maliyetli ve kolayca erişilebilir bir alternatif sunabileceğini belirtiyor.
- “Kayaları bir depolama ortamı olarak kullanmak, kayaların bolluğu ve düşük maliyeti nedeniyle karşılanabilirlik potansiyeli sunuyor. Bir hava-kaya yatağı, düşük yatırım maliyetine, yüksek güvenilirliğe ve verimliliğe sahiptir, çevre dostudur ve ısı dönüştürücülerin kullanılmasını gerektirmez.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gastronomi antropoloğu Claudia Serrato, “Yeme alışkanlıklarımızı sömürgeciliğin mirasından nasıl uzaklaştırabiliriz?” sorusuna odaklanıyor.
02 Haz 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...



