aposto-logo
TR
TREN
PİYASALAR |‎ DÖVİZ KURU
İŞ DÜNYASI |‎ ÇALIŞANLAR
TEKNOLOJİ |‎ META
Bugünkü Destekçimiz
POLİTİKA |‎ TÜRKİYE
POLİTİKA |‎ DÜNYA

📬 İşte Oğan

ATA İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Cumhur İttifakı'nın adayı Erdoğan'ı destekleyeceğini açıkladı. Yunanistan'da genel seçimler tamamlandı. Dolar/TL kuru 20,18’e kadar yükselerek rekor seviyeyi kaydetti.
22 Mayıs - Paribu
Paribu ile birlikte

#ParibuPizzaGünü kutlu olsun #ParibuPizzaGünü Yılın o günü geldi. Paribu , Bitcoin tarihindeki ilk alışverişi bu yıl da Paribu Pizza Günü kapsamında kullanıcılarıyla kutluyor. Nedir? 22 Mayıs 2010 ’da Laszlo Hanyecz adlı bir ABD'li, bir foruma pizza yemek istediğini ve ödemeyi de Bitcoin ile yapacağını yazdı. Başka bir kullanıcı da bu teklifi kabul ederek iki adet Papa John’s pizzası karşılığında tam 10 bin adet Bitcoin aldı. Zamanla Bitcoin’in değer kazanması, bu ödemeyi ilgi çekici hâle getirdi ve bahsi geçen gün, “Bitcoin Pizza Günü” olarak anılmaya başlandı. Neler var? Paribu geçtiğimiz yıl bu alışverişi Papa John’s iş birliğiyle Paribu Pizza Günü olarak kutlamaya başladı ve bu yıl da devam ediyor. Hesabında Bitcoin’i bulunan Paribu kullanıcılarına 20-22 Mayıs tarihlerinde Papa John’s büyük boy pizza hediye . 100 bin adet pizzayla sınırlı olan kampanya, Papa John’s web sitesi üzerinden verilen ve şubeden gel al siparişlerde geçerli olacak. Gelecekte: Paribu , tarihteki ilk Bitcoin alışverişini kullanıcılarıyla birlikte Paribu Pizza Günü kapsamında kutlamaya devam edecek. Kampanyanın detayları hakkında bilgi almak için ParibuLog ’u ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Fotoğraf: Utku Uçrak/AA

Fotoğraf: Utku Uçrak/AA

Herkese merhaba. Bugün Türkiye'nin en tartışılan konusu ATA İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan'ın ikinci turda kimi destekleyeceğiydi. Uzun bir teşekkür listesinin ardından öngörüldüğü gibi Oğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı destekleyeceğini söyledi. Oğan'ın kararının ardından Ümit Özdağ, partisinin kararını yarın saat 11:00'de açıklayacaklarını vurguladı. 

  • Bugün bültende: Oğan'ın kararının yanı sıra Dolar/TL kuru, Yunanistan seçimleri ve Meta'ya kesilen ceza da bültende yer alıyor. 

İyi okumalar!

PİYASALAR |‎ DÖVİZ KURU

Kapıları zorlayan canavar: Dolar

Dolar/TL kuru Türkiye piyasalarının kapalı olduğu saatlerde uluslararası piyasada 20,18’e kadar yükselerek rekor seviyeyi kaydetti.

Kapıları zorlayan canavar: Dolar

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna giderken döviz kurlarında beklenildiği üzere bir oynaklık hâli mevcut. Dolar/TL kuru Türkiye piyasalarının kapalı olduğu saatlerde uluslararası piyasada 20,18’e kadar yükselerek rekor seviyeyi kaydetti. Piyasaların açılmasının ardından ise spot dolar kuru 19,82 seviyelerinden işlem görmeye başladı. 14 Mayıs seçimlerinden bir önceki gün kur yaklaşık 19,58 düzeylerindeydi.

Seçim sonrası ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlik, yüksek cari açık ve ticaret açıkları döviz talebini artırarak dolar kurunun yukarı yönlü hareket etmesine neden olan temel etmenler olarak sıralanabilir. Kurumların beklentileri de genellikle bu etmenler nedeniyle döviz kurlarında seyrin yukarı yönlü olması yönünde.

Geçtiğimiz haftalarda Türk lirasına ilişkin bir analiz yayımlayan ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, cari açıkta 2018 ve 2019 yıllarında olduğu gibi bir düzeltme olmaması hâlinde liranın %13 değer kaybetmesi gerektiğini hesapladıklarını ifade etmişti.

HSBC’nin Türkiye'de seçim sonuçlarına ilişkin yayımladığı raporunda ise 2023 yıl sonu için dolar/TL beklentisi 24'e yükseltilmiş ve seçimleri kimin kazandığı farketmeksizin yılın ikinci yarısında dövizde güçlü bir düzeltme yaşanacağı tahmininde bulunulmuştu.

Dövizden dönüşüm

TCMB bu görünüme karşın döviz kurunun yükselmesini önleyici birtakım makroihtiyati tedbirler uyguluyor. Örneğin kurum, geçtiğimiz hafta getirdiği düzenleme ile bankaların gerçek kişiler için dövizden dönüşüm hedefini %5’ten %15’e yükseltti. Hedefi tutturamayan bankalara ise eksik kalan tutar kadar menkul kıymet tutma yükümlülüğü getirildi.

Uygulanan düzenleme sonucunda bankaların vadeli mevduat için teklif ettikleri faiz oranları bir hafta içinde büyük bir sıçrama yaptı. Öyle ki; TCMB verilerine göre mevduatların büyük bölümünü oluşturan 1-3 ay arası ortalama vadeli mevduat faizleri %30 düzeyini aşarak Ekim 2003’ten bu yana en yüksek seviyeyi kaydetti.

Buna karşın kredi faizleri, TCMB tarafından getirilen diğer düzenlemelerin de etkisiyle mevduat faizlerinin altında seyretmeye devam ediyor. TCMB tarafından yayımlanan veri setine göre 12 Mayıs haftasında TL cinsinden ortalama ticari kredi faizi %15,8 seviyesinde gerçekleşti. Bu oranlar konut kredileri için %18,2, taşıt kredileri içinse %25,5 oldu ve yalnızca TL cinsinden ihtiyaç kredileri %34,2 faiz oranı ile mevduat faizi düzeyini aşabildi.

Bu durum bankaların topladıkları mevduattan kredi açması hâlinde zarar etmesi anlamına gelirken, özel bankalar için kredi iştahını azaltıcı mahiyette olduğunu söyleyebiliriz.

Sıkılaştırma

Sektörden edinilen bilgilere göre döviz alım sürecinde bankalar tarafından uygulanan bir sıkılaştırma da mevcut. Bazı kaynaklar ise bu sıkılaştırmanın TCMB’nin sözlü yönlendirmesi nedeniyle olduğunu ifade ediyor.

Ekonomi gazetesinden Merve Yiğitcan’ın haberine göre bankalar kurumsal müşterilerine günlük bin ila 5 bin dolar arası döviz alım limiti verirken, saat 11.00’dan sonra döviz satışı yapmıyor. Bankalardan döviz alamayan firmalar ise ihtiyaçları olan dövizi bankalararası kurun çok üzerinde bir bedel ödeyerek serbest piyasadan temin ediyor. Bu durum reel sektör firmalarının döviz maliyetlerini artırırken, ithalat tarafında sıkışıklığa neden olarak ekonomik aktivitenin gerilemesine neden oluyor.

Konuya ilişkin Ekonomi gazetesine konuşan TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, “Dövizi sabah saatlerinde aldınız, aldınız. Yoksa mümkün değil. Alsak da yine zarardayız. İhracatçılar olarak TL reeskont kullandığımızda bize verilen %2 primi dahi %3-4 fark vererek alıyoruz. Yani kendi dövizimizi ucuza satıp pahalıya alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Fayat ayrıca, “Kurumsaldan bireysele doğru giden bir sıkılaşma söz konusu. Ancak ben yeni gelen ekonomi yönetiminin bundan vazgeçeceğine, sert olmasa da yumuşak geçiş yapacağına eminim. Aksi hiçbir ülkede görülmemiş. Kimse Türkiye’nin Arjantin olmasını istemeyecektir. Döviz krizine sebebiyet verilmeden bu politikalardan bir dönüş olacağına inanıyorum” dedi.

İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel ise dövize erişimde en büyük sıkışıklığın hammadde tarafında olduğunu, döviz alınsa bile yüksek kurdan alındığını ve bunun da maliyet artırıcı etkisi nedeniyle fiyatlara yansıyacağını söyleyerek, “Yani mal gelmeden bir kısmını belli fiyattan satmışız. Ama bunu yaparken doların maliyetini ortalama almıştık, 19,50 ise 20 lira almışız, şimdi ise her 1 doların maliyeti 2-3 lira daha fazla geliyor. Yani sözleşme fiyatından zarar ediyoruz. Bu durum üretim sürecine de yansımaya başladı, reel sektör zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynağa konuşan KASAD Başkanı Alican Duran ise, “Finansal döngümüz normal hâle gelmezse sıkıntı büyük, fabrikalar kilitlenmek üzere. Böyle devam ederse seri iflaslar görebiliriz” açıklamasında bulundu.

Hikâyeyi paylaşmak için:
İŞ DÜNYASI |‎ ÇALIŞANLAR

Amaç uğruna mı, para uğruna mı?

Amaca duyulan özlem bürokrasiye bir tepki mi? Kârın ötesinde bir amaç daha fazla kâr sağlar mı?

Amaç uğruna mı, para uğruna mı?

Günümüzde pek çok şirket, paradan daha yüce bir amaç doğrultusunda hareket ettiklerini kanıtlama yarışına girdi. Amaç odaklı iş yapma, amaç odaklı pazarlama, amaç odaklı kazançlar… 

Şirketlerin kazanç çağrılarında geçen "amaç odaklı" ifadeleri, pandemi öncesine kıyasla kayda değer artış gösterdi. Bloomberg'den Matthew Boyle'un değerlendirmesine göre, paydaş kapitalizminin yeniden canlanması ve pandemi sırasında yaşanan kurumsal vicdan muhasebesi, sosyal etki kavramını ön plana ve merkeze koydu. 

  • Paydaş kapitalizmi; şirketlerin sadece hissedarların değil; yatırımcılar, mal sahipleri, çalışanlar, satıcılar ve müşteriler dâhil olmak üzere tüm paydaşlarının çıkarlarına hizmet etmesi gerektiğini öne sürer. Odak noktası, yalnızca hisse değerini artırmak değil, uzun vadeli değer yaratmaktır.

İronik: Şöyle bir durum da var ki, şirketler varoluş amaçlarının kâr etmekten öteye geçmesini daha fazla kâr etmenin de bir yolu olarak görüyor. 

  • Fakat bir yönetici için rakamları yönetme, hissedar baskısı, organizasyonel, yapısal ve finansal zorluklardan bir adım geriye adım atıp büyük resme en baştan bakmak kolay değil. Bugün, kuruluşunun varoluş nedeni ve amaçladığı geleceğin altını çizen her yönetici; şirketini güçlü, geçerli ve 21. yüzyıla uygun hâle getirebilir. Şirket ile çalışanlar arasında duygusal bir bağ oluşturmaya yönelik her adım bu yolda avantajlı olacaktır.

Diğer taraftan: İnsanların işlerinde anlam arayışı, geçtiğimiz iki yıl boyunca çalışanların kitleler hâlinde işten ayrılmalarına neden olan Büyük İstifa fenomenine büyük katkıda bulundu. Herkes harcadığı zaman ve enerjinin kişisel, sosyal ve çevresel yelpazede olumlu sonuçlar doğurmasını istiyor.

Ek olarak: Çalışan adaylarının, anlamlı olduğunu düşündükleri bir iş karşılığında –mesela kâr amacı gütmeyen bir kuruluşta– daha az ücret almayı kabul etmeye istekli oluşları uzun süredir biliniyor.

Araştırmalar: 

  • Geçtiğimiz yıl The Harris Poll tarafından düzenlenen ankete katılan her on kişiden sekizi, işlerinin bir "anlamı" olmasının artık her zamankinden daha önemli olduğunu ve yalnızca amaç odaklı bir şirkette çalışabileceklerini söyledi.
  • Yöneticilerin daha da büyük bir kısmı ise, kuruluşlarının amaca daha fazla odaklanması hâlinde daha başarılı olacağı konusunda hemfikir.

Bilgi notu: Austin'deki Texas Üniversitesi McCombs İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Insiya Hussain'in araştırmasına göre, "iyiliksever" statülerini öne çıkaran firmalara başvuran adaylar daha yüksek maaşlar için pazarlık yapmaktan kaçınıyor; ancak bunun tek sebebi maaşlarını amaçlarıyla takas edecek olmaları değil. Çalışmada ayrıca "kurumsal normları ihlal etmekten", başka bir deyişle kültürel bir gaf yapmaktan da korktukları ortaya çıktı.

  • Araştırmada görev alan yazarlar, bu durumu işe alım yapanların daha fazla para istemeyi ne kadar olumsuz göreceklerine dair endişelerden kaynaklanan kendi kendini sansürleme etkisi olarak adlandırıyor. Hussain, "Para ve fedakârlığın birbirine karışmayacağına dair üstü kapalı bir varsayım var. İş adayları bu görüşe katılmasalar bile yöneticilerinin katılacağını varsayıyorlar; 'Daha fazlasını isteyemem. Bu açgözlülük olur' bakış açısıyla hareket ediyorlar" diyor.
    • Bu isteksizliğin uzun vadeli mali sonuçlarına bir örnek olarak; başlangıç maaşı için 5 bin dolar daha fazla pazarlık yapmanın, kişinin kariyeri boyunca 600 bin dolardan fazla ek kazanç sağlayabileceğini gösteriyor.

Ne dediler? Forbes'dan Bretton Putter'in yorumuna göre, emir-komuta hiyerarşisi ve bürokrasi on yıllardır yaratıcılığı boğuyor ve bu durum insanların kendilerini anlamlı bir faaliyetin temsilcisi olmaktan çok kalem oynatıcısı gibi hissetmelerine neden oldu. Amaç için duyulan özlem buna karşı bir tepki.

Hikâyeyi paylaşmak için:
TEKNOLOJİ |‎ META

Avrupa Birliği'nden Meta'ya rekor ceza

Meta, para cezasına ek olarak beş ay içinde Avrupalı kullanıcı verilerinin ABD'ye aktarımını askıya almak zorunda

Avrupa Birliği'nden Meta'ya rekor ceza

Instagram, Facebook ve WhatsApp'ın çatı şirketi Meta'ya, Avrupa Birliği (AB) sınırları içindeki kullanıcıların verilerini ABD'ye aktardığı gerekçesiyle 1,3 milyar dolar ceza kesildi. AB'nin veri koruma otoritesi olan İrlanda Veri Koruma Komisyonu (DPC) tarafından kesilen ceza, aynı zamanda bloğun Genel Veri Koruma Yönetmeliği'nin (GDPR) ihlali açısından bir şirkete verilen en büyük ceza olma özelliği taşıyor.

Dahası: Komisyon, para cezasına ek olarak kullanıcı verilerini AB'den ABD'ye aktarmayı askıya alması için Meta'ya beş ay süre verildi. Bu süre zarfında veri aktarımını askıya almaması hâlinde Meta, çok daha ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir.

Geniş açı: DPC'den konuya ilişkin yapılan açıklamada, Meta'nın Avrupa Adalet Divanı'nın bu bilgilerin güçlü bir şekilde korunmasını gerektiren kararına rağmen AB'deki Facebook kullanıcı verilerini ABD'ye aktarmaya devam ederek GDPR'yi ihlal ettiği ifade edildi. Öte yandan, Komisyon'un kararı Instagram ve WhatsApp'taki veri transferlerini kapsamıyor.

  • Konuya ilişkin yaptığı açıklamasında aynı veri aktarım mekanizmasını kullanan binlerce işletme olduğunu belirterek cezayı adaletsiz ve gereksiz olarak nitelendiren Meta, cezaya itiraz edeceklerini duyurdu. Buna ek olarak, şirket, söz konusu "hatalı" kararın "AB ile ABD arasında veri transferi yapan sayısız diğer şirket için tehlikeli bir emsal teşkil" ettiğini de sözlerine ekledi.

Bununla birlikte: GDPR'ı ihlal nedeniyle kesilen en yüksek ceza rekorunun sahibi, Meta'dan önce 887 milyon dolarlık para cezası ile Amazon idi. Lüksemburg Ulusal Veri Koruma Komisyonu tarafından, şirketin kişisel verileri işlemesinin bloğun veri koruma yasalarına uygun olmadığı gerekçesiyle verilen cezaya ek olarak Komisyon, Amazon'a açıklanmayan bazı iş uygulamalarını gözden geçirmesini emretmişti.

Hikâyeyi paylaşmak için:
Bugünkü Destekçimiz

#ParibuPizzaGünü kutlu olsun

#ParibuPizzaGünü

#ParibuPizzaGünü

Yılın o günü geldi. Paribu, Bitcoin tarihindeki ilk alışverişi bu yıl da Paribu Pizza Günü kapsamında kullanıcılarıyla kutluyor.

Nedir? 22 Mayıs 2010’da Laszlo Hanyecz adlı bir ABD'li, bir foruma pizza yemek istediğini ve ödemeyi de Bitcoin ile yapacağını yazdı. Başka bir kullanıcı da bu teklifi kabul ederek iki adet Papa John’s pizzası karşılığında tam 10 bin adet Bitcoin aldı. Zamanla Bitcoin’in değer kazanması, bu ödemeyi ilgi çekici hâle getirdi ve bahsi geçen gün, “Bitcoin Pizza Günü” olarak anılmaya başlandı.

Neler var? Paribu geçtiğimiz yıl bu alışverişi Papa John’s iş birliğiyle Paribu Pizza Günü olarak kutlamaya başladı ve bu yıl da devam ediyor. Hesabında Bitcoin’i bulunan Paribu kullanıcılarına 20-22 Mayıs tarihlerinde Papa John’s büyük boy pizza hediye. 100 bin adet pizzayla sınırlı olan kampanya, Papa John’s web sitesi üzerinden verilen ve şubeden gel al siparişlerde geçerli olacak.

Gelecekte: Paribu, tarihteki ilk Bitcoin alışverişini kullanıcılarıyla birlikte Paribu Pizza Günü kapsamında kutlamaya devam edecek.

Kampanyanın detayları hakkında bilgi almak için ParibuLog’u ziyaret edebilirsiniz.

POLİTİKA |‎ TÜRKİYE

Sinan Oğan, Erdoğan'ı destekleyecek

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda %5,17 oy oranına sahip olan ATA İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Cumhur İttifakı'nı destekleyeceğini açıkladı.

Sinan Oğan, Erdoğan'ı destekleyecek

ATA İttifakı cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, gerçekleştirdiği basın toplantısında ikinci tur seçiminde Cumhur İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ı destekleyeceğini açıkladı. Oğan, açıklamasında "Millet İttifakı, Cumhur İttifakı karşısında yeterli başarıyı gösterememiş, istikrar faktörünü ıskalamıştır. Millet İttifakı bizi ikna edememiştir."  ifadelerini kullandı. 

Bir adım geriden: Oğan, Cuma günü 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde görüşmüştü. Erdoğan-Oğan görüşmesinin hemen öncesinde ise Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ATA İttifakı'nın önemli paydaşlarından biri olan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ'ı ziyaret etmişti. 

  • Detaylar: Oğan ve Erdoğan görüşmesinin ardından herhangi bir açıklama yapılmadı. Kemal Kılıçdaroğlu ise Özdağ ile görüşmesinin ardından "Güzel ve verimli bir toplantı geçirdik" ifadelerini kullandı. Özdağ ise "Bazı sorularımız vardı onları sorduk, ayrıntılı olarak cevaplar aldık. Biz de yetkili kurumlarımızla gerekli değerlendirmeleri yapacağız. Kısa zaman içerisinde Türk kamuoyu ile görüşlerimizi paylaşacağız" diyerek, Kılıçdaroğlu'na ziyareti için teşekkürlerini sundu. 

Bunun üzerine: Sinan Oğan, Pazar günü Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda ise seçimin ikinci turunda kime destek vereceğini bugün Ankara'da düzenleyeceği basın toplantısında açıklayacağını duyurmuştu. Oğan ayrıca Cuma günü yaptığı paylaşımda şunları söylemişti: 

Bir adım sonrası: Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, yarın saat 11:00'de partisinin ikinci tur kararını açıklayacak. Özdağ ayrıca bugün AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş ile partisinin merkezinde görüştü.

Arka plan: Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunun tamamlanmasının ardından Sinan Oğan, "Bu seçim sürecini en doğru yöneten biz olduk. Tutunduğumuz tavırla da seçim sonuçlarını doğrudan etkiledik ve değiştirdik. O sebeple de önümüzdeki süreçte biz bu tavrımızı devam ettireceğiz ve milletimizin hayrına neyse o konuda karar alacağız" açıklamasında bulunmuştu. 

  • Desteğin 5 şartı: Hürriyet'ten Umut Erdem'in haberine göre, Oğan'ın destekleyeceği adaya sunacağı 5 şartı bulunuyordu. Bunlar; Anayasanın ilk dört maddesinin değişmezliği, Madde 66’da yer alan Türklüğün Anayasa’dan çıkarılma girişiminin karşısında set kurulması, 13 milyon sığınmacının gönderilmesi, son ekonomik krizin temel nedenleri olan faiz, enflasyon, sonuç sarmalından kurtulması ve terör örgütleri ve onların siyasi yapıları ile arasına mesafe konulmasıydı.
  • Kılıçdaroğlu'nun açıklaması: Dün Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nde yaptığı konuşmada, sığınmacıların gönderileceğini, terör örgütleriyle masaya oturmadığını ve oturmayacağını söylemişti. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın iktidarda kalması hâlinde şehirlerin sığınmacıların ve mafyaların kontrolüne geçeceğini, kadın cinayetlerinin artarak devam edeceğini ifade etmişti. Özdağ, Kılıçdaroğlu'nun son günlerdeki açıklamalarına ilişkin "Gözlerimi kapattım, sanki kendim konuşuyorum zannettim" demişti. İki lider bugün saat 13:30'da bir araya gelmişti. 

Neden önemli? 14 Mayıs'ta gerçekleştirilen seçimde ATA İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Türkiye genelinde %5,17 oy oranına sahip olmuştu. Cumhur İttifakı'nın adayı, 12'nci Cumhurbaşkanı Erdoğan %49,5, Millet İttifakı'nın adayı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise %44,9 oy oranına sahip olmuştu. Seçmeninin %70'inin oyunu etkileyebileceğini söyleyen Oğan'a verilecek oylar bu nedenle ikinci turda önem arz ediyordu; kimi uzmanlar Oğan'ın seçmenini etkileyebileceğini; kimi ise Oğan'a verilen oyların önemli kısmının aslında tepki oyu olduğunu bu nedenle de seçmenini etkilemesinin güç olduğunu savunuyor. 

Kim, ne diyor? Gazeteci Fatih Altaylı, bugünkü köşe yazısında Sinan Oğan'ın tercihinin çok da önemli olmadığını söyledi. Altaylı yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Ben bu satırları yazarken, Oğan’ın kararı henüz belli değildi. Ancak açık söylemek gerekirse, Oğan’ın kararının zannedildiği kadar önemli olmadığını, bu seçim özelinde seçim sonuçlarını etkileyecek kadar siyasi bir değer taşımadığını düşünüyorum. Oğan'ı ilk turda destekleyen seçmenin büyük bölümü Oğan’ı desteklemedi aslında. Bir duruşu, bir durumu destekleyen protest ve önemli bölümü genç bir seçmendi. İktidara çok yakın olmayan hatta bir bölümü hayli uzak bile olması muhtemel; ama diğer tarafı da benimseyemeyen bir kitleydi. Türkiye’nin geçmiş 20 yılındaki tercih sıkışıklığından bunalmış, dualiteden sıkılmış bir kitleydi."

Tele 1'den Yılmaz Polat ise Sinan Oğan'ın fırsatı "kişisel çıkarları doğrultusunda kullandığı" yönünde değerlendirmeler yapıldığını söylüyor. Polat, "Peki, tek başına Oğan’ın ne kadar oyu var? ATA İttifakı'na oy veren daha önce de MHP de önemli hatırı sayılır; ancak bugün oy olarak oradan kopmuş, ulaştığım isimler Sinan Oğan'ın şu ya da bu şekilde yönlendirmesiyle oy kullanmayacaklarını vurguladılar. Şimdiden oyumuz Kılıçdaroğlu’na diyorlar. Bu kesimin yönlendirmesi Oğan’dan çok daha etkili. 'Bizim kesimden oy Erdoğan’a gitmez' dediler. Sinan Oğan 'Erdoğan mı, ya da Kılıçdaroğlu safında mı' yer alır bence çok önemli değil. Pazarlığı uzatarak bir yere varamaz" ifadelerini kullanıyor. 

DW Türkçe'de yazan Gazeteci Banu Güven ise asıl önemli olanın Oğan değil, ATA İttifakı ve Muharrem İnce olduğunu söylüyor. Güven, ayrıca "ATA İttifakı'nın asıl bakması gereken yer" başlığı altında kaleme aldığı bölümde şunları yazıyor: 

"Oğan, daha önce de, 28 Nisan'da NTV'de, 'Biz diyeceğiz ki, 'Sizin HÜDA PAR veya HDP'ye ihtiyacınız yok, biz o desteği size sağlayacağız. Bunu sağlarsanız size destek vereceğiz'' demişti. Mevcut durumda Millet İttifakı'nın HDP'ye verdiği bir bakanlık sözü olmadığı gibi, listesinde de doğal olarak HDP'li aday yok. HDP daha önce bakanlık talebi olmadığını açıklamıştı. HÜDA PAR'ın da böyle bir talebi ya da beklentisi yok. Ne var ki; Hizbullah'ın türevi HÜDA PAR'ın artık AK Parti ile organik bağı var, çünkü AK Parti listelerinden meclise girdi bile. Bu da Sinan Oğan'ın öne sürdüğü şartlara en baştan uymuyor. Ancak konu çıkar olunca, siyasette pragmatizm ağır basabiliyor.

Ümit Özdağ, bana bakanlık taleplerine dair bir açıklamada bulunmak için henüz erken olduğunu söylese de iş dönüp dolaşıp bu noktaya gelecek. Benim tahminim ATA İttifakı'nın Sinan Oğan için işlevsel bir cumhurbaşkanlığı yardımcılığı, ittifakın büyük ortağı (oylarınının %91'ini alan) Zafer Partisi'nin lideri Ümit Özdağ için de İçişleri Bakanlığı istenebileceği yönünde. "

Hikâyeyi paylaşmak için:
POLİTİKA |‎ DÜNYA

Yunanistan seçimleri: "Miçotakis'in Zaferi"

Yunan basınının "Miçotakis'in zaferi" olarak yorumladığı genel seçimlerde; Miçotakis'in, iktidarı başka bir partiyle paylaşmak yerine Haziran sonunda ikinci bir seçime gitmesi bekleniyor.

Yunanistan seçimleri: "Miçotakis'in Zaferi"

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Pazar günü gerçekleşen genel seçimde muhalefeti kaydedilir bir farkla geride bırakarak dört yıllık bir dönem daha kazanmaya yaklaştı. 

Başbakan Miçotakis'in merkez-sağ Yeni Demokrasi Partisi (YDP), oyların yaklaşık %41'ini alırken, ülkenin eski başbakanı Alexis Tsipras'ın solcu Syriza partisi de oyların yaklaşık %20'sini aldı. 

  • Ne dedi? Miçotakis, seçim sonrası yaptığı konuşmada "Halk, çoğunluk hükümeti tarafından ve başkalarının yardımı olmadan Yeni Demokrasi (Partisi) tarafından yönetilen bir Yunanistan seçimi istedi" dedi. Bununla birlikte, “Yarından itibaren seçimler için çalışmalara başlıyoruz” diyerek anayasanın öngördüğü koalisyon kurabilme sürecini başlamadan bitirmiş oldu.
  • Peki ya muhalefet? Beklenilenin oldukça altında oy alan muhalefet partisi Syriza’nın lideri Alexis Tsipras ise, partisinin performansını "son derece olumsuz" olarak yorumladı.

“Miçotakis'in Zaferi”: Yunan basınının "Miçotakis'in zaferi" olarak yorumladığı genel seçimlerde, ülke genelindeki 59 seçim bölgesinden 58'inde YDP birinci parti oldu. 

Anketler yanıldı: Seçim öncesi yapılan anketlerde, birinci olarak öngörülen YDP ve ikinci olması beklenen Syriza arasındaki fark %6-8 ile sınırlı kalıyordu. Sandıktan çıkan sonuçlarda ise bu fark %20 oldu. 

Hükümet nasıl kuruluyor? Yunanistan seçimlerinde bir partinin tek başına hükümet kurabilmesi için en az %46 oy alması, parlamentoya girebilmesi için ise %3 barajını geçmesi gerekiyor. 

Değişen seçim sistemi: Parlamentoda 300 koltuk yer alıyor. Eski sistemde, en çok oyu alan partiye fazladan 50 koltuk veriliyordu. Bu yüzden YDP, 2019 genel seçimlerinde %39,85 oy almasına rağmen 158 sandalye kazanarak tek başına iktidar olmuştu. Şu anki sistemle birlikte birinci gelen partiye fazladan sandalye verilmesi uygulaması kaldırıldı. Yeni seçim sisteminde, koalisyon kurulamaması hâlinde ikinci kez sandığa gidildiğinde, birinci gelen partiye oy oranı %25'i aşmak kaydıyla parlamentoda en az 20 sandalye verilmesi öngörülüyor. 

Ne oldu? YDP, tek başına hükümet kurma barajının altında kaldı; bu durumda Miçotakis'in koalisyon hükümeti kurmaya çalışmak yerine yaklaşık bir ay içinde seçmeni yeniden sandığa götürmesi bekleniyor.

  • Ya olursa? Düşük bir ihtimal olarak görülse de, YDP’nin koalisyon müzakerelerine girme ihtimalinde seçimleri %11,5 oy oranıyla üçüncü bitiren ve en büyük galiplerinden biri olarak görülen Pasok ise potansiyel bir ortak olabilir. 
  • Skandal: Ancak Pasok lideri Nikos Androulakis geçtiğimiz yıl yaşanan bir telefon dinleme skandalının hedefi olduğu için YDP’ye risk oluşturabilir. 

Tren kazası: 28 Şubat'ta yaşanan ve 57 kişinin hayatını kaybettiği Tempi tren kazası, beklenenin aksine seçim sonuçlarında bir değişiklik yaratmadı. Muhalefet partileri, tren kazasının yaşanmasında hükümetin "işlevsizliğini" suçlamış ve seneler boyu süren ekonomik krizin beraberinde demiryollarına yapılan yetersiz yatırımı parmak göstermişti. 

Prosedür gereği: Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropoulou, Miçotakis'e formalite olarak koalisyon kurma yetkisi teklif edecek; Miçotakis'in bunu reddetmesi bekleniyor. Daha sonra bu görevi sıradaki iki partiye devredecek, onların da reddetmesi durumunda yeni seçimlere kadar geçici bir hükümet kuracak. 

Piyasalar: Resmî olmayan seçim sonuçları karşılığında piyasalar, Miçotakis'in yatırım dostu politikalarının devam edeceği beklentisiyle yükselişe geçti. 

  • Detaylar: Atina Menkul Kıymetler Borsası Genel Endeksi erken işlemlerde %6,7'ye kadar yükseldi. 10 yıllık tahvillerin getirisi, %3,91'e düştü.

Miçotakis hakkında: Yunanistan'ın en güçlü siyasi ailelerinden birinden gelen Miçotakis'in babası Konstantinos Mitsotakis 1990'ların başında başbakanlık yapmış; kız kardeşi Dora Bakoyannis dışişleri bakanlığı yapmış; ve oğlu Kostas Bakoyanis ise başkent Atina'nın şu anki belediye başkanıdır. 

"Erdoğanlaşma": Eski Ekonomi Bakanı Yanis Varoufakis, partisi MeRA25'in %3 barajını geçememesi ardından yaptığı açıklamada seçimlerin sonucunu "muhafazakârlık tsunamisi" olarak değerlendirirken, "Yunanistan'ın Erdoğanlaşması ve Orbanlaşması artık tamamlandı" ifadelerini kullandı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Aposto Günsonu

Hafta içi her gün 18.30’da o gün dünyayı ve Türkiye'yi şekillendiren gelişmeler e-posta kutunda. Kısa, yalın, öz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

dolar

Türkiye

Türk lirası

Goldman Sachs

pandemi

Matthew Boyle

The Harris Poll

Instagram

+30 more

İLGİLİ OKUMALAR

0%

;