Aposto

Cumartesi, 3 Aralık 2022
Cumartesi, Aralık 3, 2022
Premium'a Yüksel
Bakteriler, Vampir Yarasalar ve Özveri
Kadın Liderler Neden Daha Az İş Delege Ediyor ?
Ben O Eski Ben Değilim: Kişilik ve Hayat Olayları
Kronotipler: Sabah İnsanı Mısınız, Gece İnsanı mı?
Hayırsever CEO’lar: Bir Vicdan Muhasebesi
Modern Köleliğin İş Modelleriyle Yüzleşmek
Kapanırken: 17 Güne 17 Film

Ne Var Ne Yok Hocam? 5: Yarasalar, Modern Kölelik ve Dahası

Ne Var Ne Yok Hocam? 5. sayısıyla karşınızda

Scroll In

Dile kolay, on yedi gün kapanmanın eşiğinden, merhaba...

Bizi biliyorsunuz, bu defa da her telden çaldık, ama geçen sayılarımızdan farklı bir bölüm de hazırladık. Uzun süre evde kalacak olan okuyucularımıza bir seyir listesi yaptık. Sıkıldıkça başvurur, keyifle izlerken bizi anarsınız 😊

Bugün sohbet konularımız:

  • Bakteriler, Vampir Yarasalar ve Özveri
  • Kadın Liderler Neden Daha Az İş Delege Ediyor?
  • Ben O Eski Ben Değilim: Kişilik ve Hayat Olayları
  • Kronotipler: Sabah İnsanı Mısınız, Gece İnsanı mı?
  • Hayırsever CEO’lar: Bir Vicdan Muhasebesi
  • Modern Köleliğin İş Modelleriyle Yüzleşmek
  • Kapanırken: 17 Güne 17 Film
Bakteriler, Vampir Yarasalar ve Özveri

Görsel: VectorStock

Bakterilerin  özverili canlılar olduğunu öğrenmek bizim için bir hayli şaşırtıcı oldu. Antibiyotiğe karşı direnç geliştirmiş olan bakteriler uyarı sinyali işlevi gören bir madde salgılayıp dirençli olmayan bakterilerin önlem almasını sağlıyorlarmış. Bazen antibiyotiğin işe yaramaması bu özverili bakteriler yüzünden anlayacağınız. Güney Amerika’da yaşayan vampir yarasaların özveri hikayesi ise bambaşka. Tecrübeli ve biraz da şanslı olan yarasa bir avı kıstırıp, tıka basa doyduğunda mağaraya dönüyor ve oradaki tüm aç yarasaları besliyormuş. Bir mağara dolusu, bazısı genç, tecrübesiz, bazısı şansız yarasayı. Üstelik sadece kendi aile üyelerini değil, akraba olsun olmasın, herkesi. Peki bu yarasa kendisini tehlikeye atıp, büyük bir enerji harcayıp elde ettiği gıdayı neden herkesle paylaşıyor? Evrimsel perspektiften bakıldığında sadece hayatta kalma ve soyunu devam ettirme amaçlı davranması gerekmiyor mu? 

Carter ve Wilkinson  bu davranışın tam da hayatta kalmayı ve soyun devamını hedeflediğini söylüyorlar. Yarasalar üzerindeki incelemeleri, bu cömert yarasaların diğerleri tarafından korunup kollandığını, zor durumda kaldıklarında hemen destek gördüklerini ve bu sebeplerle hayatta kalma şanslarının daha yüksek olduğunu ispatlıyor. Kendi yaşantımıza bakalım; en çok destek ve yardım gördüğümüz insanların bizim için diğerlerinden daha değerli olduğunu ve başları sıkıştığında yardım etmek için elimizden geleni yaptığımızı söyleyebiliriz. İş yerinde de böyle: arkamızı kollayanın arkasını kollarız.  

Görsel: Aleteia

Sizi bilmeyiz ama bakteriler ve vampirlerle benzer sosyal ilişkiler kuruyor olmamız bizce harika. Çok da önemli değiliz yahu, ya da bakteri ve yarasalardan daha önemli değiliz. Ne dersiniz ?

Çalışmanın Linki: https://royalsocietypublishing.org/doi/full/10.1098/rspb.2012.2573

Kadın Liderler Neden Daha Az İş Delege Ediyor ?

Görsel: The Guardian

Araştırmalar kadın liderlerin bir işi çalışanlarına delege etmektense kendileri yapmaya daha yatkın olduklarına işaret ediyor. Peki neden? Akinola, Martin ve Phillips’in  çalışması bu eğilimin sebebinin toplumsal cinsiyet stereotipleri olduğunu gösteriyor. Kadından iddialı ve kendine güvenli değil, topluluk odaklı (yani bakım veren, besleyen, ilgi ve şefkat gösteren) olması bekleniyor. Kadın, iyi bir lider beklentisini karşılamak için iddialı ve kendine güvenli davrandığında kötü kadın algısına maruz kalıyor; baskın olduğunda üstü kapalı çeşitli şekillerde cezalandırılıyor.

 Bu toplumsal baskı kadının, işleri delege ettiği zaman suçluluk ve endişe duymasına sebep oluyor. Bunun bir sonucu da şu: erkek liderler işi delege ederken çalışanla daha rahat ve uzun konuşup, neyi ve nasıl istediklerini açıklıyorlar. Oysa kadın liderler duydukları endişe sebebiyle etkileşimi kısa tutuyorlar: “ İşte, bunu al lütfen, teşekkürler”

Görsel: Modern Distribution Management

Ah şu toplumsal kalıp yargılar! Elbette ki kaderci davranıp elden ne gelir demiyor;  o kalıpları kararlı ve istikrarlı darbelerle yıkma çalışmalarından vazgeçmiyoruz.

Çalışmanın Linki: https://journals.aom.org/doi/abs/10.5465/amj.2016.0662

Ben O Eski Ben Değilim: Kişilik ve Hayat Olayları

Görsel: Too Cool Dude

Kendimizi başkalarının gözüyle göremediğimiz gibi yaşadığımız değişimlerin de çoğunlukla farkına varamıyoruz. Biz hep aynı insan olduğumuzu düşüneduralım, kişiliğimiz yaş aldıkça, ya da evlilik, bir ebeveynin kaybı, çocuk sahibi olmak gibi hayat olaylarını takiben değişime uğrayabiliyor. Uluslararası bir işte çalışmak ve dolayısıyla sıklıkla ikinci bir dil kullanmak, geçici bile olsa başka bir ülkede görev yapmak, mesai arkadaşlarımızla ilişkilerimiz, iş yerinde maruz kaldığımız baskı da bizi başka bir insan yapabiliyor.  Bunun yanı sıra bağımlılık, göç, savaş ve diğer ağır travmalarla da değişiyoruz. 

Peki bunun yönetim ve kurumsal hayatla ne ilgisi var? Kişilik özelliklerine dayanarak işe aldığınız çalışanın artık o özelliklerin bir kısmına sahip olmaması dikkate değer bir durum. O özelliklere yasladığımız beklentiler, çıkarım ve tahminler boşa çıkabilir. Kişiliği bir sabit olarak ele alıp, ona bağlı olarak elde edilecek sonuçlara bel bağlamak her zaman işe yaramayabilir


Görsel: The New Daily

Tasselli, Kinduff ve Landis’in  çalışması gösteriyor ki kişilik özelliklerini yaşantıyla şekillenebilen bir değişken olarak görmeliyiz. Yani çalışanımızın kişiliği iş yerindeki rutinler, insan ilişkileri ve üstlenilen roller sonucu değişmiş olabilir. Bu değişim olumlu ise iyi haber, ama değilse? Bu senaryoda belki de asıl değişmesi gereken kurumsal atmosfer, kurum kültürü ya da belki yöneticidir, ne dersiniz?

Çalışmanın Linki: https://journals.aom.org/doi/abs/10.5465/annals.2016.0008

Kronotipler: Sabah İnsanı Mısınız, Gece İnsanı mı?

Görsel: Phases Phrases Photos

Yaratıcılığımız gün boyunca değişim gösteriyor  çünkü kronotipimiz (iç, biyolojik saat-günün hangi saatlerinde uyumaya-çalışmaya meyilli olduğumuz) yaratıcı potansiyelimizi etkiliyor. Bazı insanlar sabah erken kalkıp, günün ilk saatlerinde dinç ve yaratıcı olur iken, diğerleri geç saatlere dek uyuyup, akşam saatlerinde daha yaratıcı oluyorlar. Üçüncü tip insan ise ikisinin ortası. 

Araştırma insanın iç, biyolojik saati, dış saatle hizalandığında bir senkron efekti oluştuğunu ve yaratıcılığın arttığını gösteriyor. Yaratım potansiyelinin günün hangi saatinde optimuma ulaştığı çok önemli. Kurumunuzda yaratıcılığı arttırmak ve özendirmek istiyorsanız ilk yapmanız gereken çalışanların kronotiplerinin farklı olduğunu kabul etmek ve esnek çalışma saatleri sunmak. Hazır pandemi çalışma hayatına dair yıkılmaz sanılan bazı alışkanlıkları yerle bir etmişken...

Çalışmanın Linki: https://journals.aom.org/doi/10.5465/amj.2019.0020

Hayırsever CEO’lar: Bir Vicdan Muhasebesi

Görsel: Freepik

“Sanırım hayırseverliğe olan bağlılığıma büyük ölçüde suçluluk duygusu ile ulaştım.” 

Bu sözler Oklahoma, Tulsa’dan bir bankanın yönetim kurulu başkanına ait ve size şimdi bahsedeceğimiz çalışmadan bir alıntı .  Çalışma, şirketleri çevreye ya da insanlara zarar veren CEO’ların telafi için hayırseverliğe yöneldiğini gösteriyor ve diyor ki, Çin’deki büyük özelleştirme dalgasının sebep olduğu geniş çaplı işten çıkarmalarla kurumsal hayırseverlikteki artış arasında net bir ilişki var. 

CEO’lar, insanların ya da toplumun yaşadığı sıkıntılara sebep oldukları için sorumluluk hissediyor, empati kuruyor ve bunu telafi edecek bir yol arıyorlar. Çalışmaya katılan 25 CEO’dan 18’i yardım faaliyetlerine böylelikle, yani suçluluk duygusuyla başladıklarını söylemiş.

Görsel: The Times

Kendilerine en ufak bir sempati duymuyor ve hatırlatıyoruz: bir liderin paydaşlarla empati kurması gereken zaman karar verme aşamasıdır. Zarar verildikten sonra vicdan rahatlatmak (CEO açısından) ve bozulan imajı düzeltmeye çalışmak (kurum açısından) için yapılan yardımların kıymeti yok.  

Ülkemizde eşi bulunmaz güzellikteki ormanları, dereleri, eşsiz doğayı yok etme pahasına çalışmalar yapan bazı maden şirketlerini ele alalım: oradaki hayatı yok ettikten sonra kırk türlü hayır işleseler karşılığı olur mu? Ya da çocuk işçi çalıştıran, işçilere 16 saate mesai yaptıran moda devlerini düşünelim, o vicdan hayır işleriyle temizlenir mi? Biz soruları sorduk, cevaplar sizde 😊

Çalışmanın Linki: https://journals.aom.org/doi/10.5465/amj.2018.0586

Modern Köleliğin İş Modelleriyle Yüzleşmek

Görsel: David Humphries

Biz evimizde, rahat koltuğumuzda bu yazıyı yazarken dünyanın her köşesinde 10 milyonlarca insan köle olarak çalıştırılıyor . Başına “modern” sözcüğünü getirince “köle” daha sempatik, daha hafif ve önemsiz bir şeye dönüşmüyor.  Köle: içinde bulunduğu sömürü durumunu aldatıldığı, taciz ya da tehdit edildiği, şiddet gördüğü ya da zorlandığı için ret ya da terk edemeyen kişi. 

Yıl 2021, dört bir yanda on milyonlarca köle. 

Görmezden geldiğimiz bu gerçeğe bakma cesaretini gösterdiğimizde Mars’ta koloni kurmak gibi planlar ne kadar kibirli, ne kadar anlamsız ve ne kadar beyhude geliyor. 100 yılda vicdanen hiç yol kat edememişken Mars’a gitsek ne olur?

Görsel: The Logical Indian

Eskiden pazarlarda yapılan köle ticareti modern zamanlarda kitabına uydurulmuş iş modelleriyle yapılıyor. Küresel boyutta sürdürülen insan kaçakçılığı, göçmenleri borçlandırıp çalışmaya zorlama; kaçak göçmenlerin sömürüsü, pasaportlara el koyarak zorla çalıştırma insanları köleleştiriyor. Çok sayıda işçinin tehditle bedelsiz çalıştırıldığı Tayvan balık endüstrisi ve deniz ürünlerini böylelikle temin eden Costco, Tesco ve Walmart basit bir örnek. İşte modern köleliğin iş modeli: büyük tedarik zincirleri, ajanslar ve aracılar. Onları modern köle işletmeleri olarak da adlandırabiliriz.

Sorunu tespit ettikten sonra dizimizi dövmektense çözüme bakalım. Modern köleliğin bitmesi için tedarik zincirlerinin şeffaflaşması; büyük şirketlerin ahlaklı ve adil tedarik zinciri kurma taahhüdünde bulunmaları ve tüketicilerin satın aldıkları ürün ve hizmetlerin sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyor. 

Çözümde en büyük rolü tüketici oynuyor: ahlaklı ve adil süreçlerle temin edilmiş ürün talep eden müşteri şirketlere her şeyi yaptırabilir.

Çalışmanın Linki: https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/1056492621994904 

Kapanırken: 17 Güne 17 Film

Görsel: Anigp

Bakterilerle başladığımız sohbetimiz kadın liderlerden değişen karakterimize, kronotiplerden vicdan rahatlatmaya çalışan CEO’lara uzandı. Modern köle işletmeleriyle bitireceğiz ama, 17 güne 17 film listemizi unutmuş değiliz.

 Bu filmleri seçerken paşa gönül kriterlerini kullandık. Bazıları işletme, strateji ya da örgütsel davranış derslerimizde öğrencilerimize izlettiğimiz filmler, bazısı da bizim gönül telimizi titreten. Biz sevdik siz de seversiniz belki.

  • Citizen Kane, 1941 (Orson Welles)
  • It’s a Wonderful Life, 1946 (Frank Capra)
  • The Godfather, 1972 (Francis Ford Coppola)
  • Twelve Angry Men, 1957 (Sidney Lumet)
  • Dead Poets Society, 1989 (Peter Weir)
  • Nightcrawler, 2014 (Dan Gilroy)
  • Intouchables, 2011 (Olivier Nakache, Éric Toledano)
  • Pay it Forward, 2000 (Mimi Leder)
  • Soul, 2020 (Pete Docter, Kemp Powers)
  • V For Vendetta, 2005 (James McTeigue)
  • Inside Out, 2015 (Pete Docter, Ronnie Del Carmen)
  • My Octopus Teacher, 2020 (Pippa Ehrlich, James Reed)
  • Honeyland, 2019 (Tamara Kotevska, Ljubomir Stefanov)
  • Cuba and the Cameraman, 2017 (Jon Alpert)
  • Rear Window, 1954 (Alfred Hitchcock)
  • Citizenfour, 2014 (Laura Poitras)
  • This Changes Everything, 2018 (Tom Donahue)

Sayılı gün çabuk geçer, toplu kapanmamız bitmeden yine görüşeceğiz.

O zamana kadar şen ve esen kalın 😊

Dr. Ela Burcu Uçel- Dr. Mert Günerergin

Bülteni beğendiniz mi?

Arşive Ekle

Okuma listesine ekle

Paylaş

Jurnal Yayınını Takip Et

İki hocanın kaleminden ve sesinden, başka hocaların da katılımıyla sosyal bilimlerde sıcak konular.

0%

;