aposto-logoCuma, 3 Şubat 2023
aposto-logo
Cuma, Şubat 3, 2023
Premium'a Yüksel
Yol Haritası
Odak
Doğru Bilinen Yanlışlar
Nasıl Olunur?
Kapatırken

🫂 Sevildiğimi Nasıl Anlar, Sevdiğimi Nasıl Gösteririm?

“Bana sarıldı! Buradan ne anlam çıkarmalıyım? Bugün eve en sevdiğim tatlıdan göndermiş. Bu ne anlama geliyor?” Sevildiğimizi nasıl anlarız?

Sleepy Mornings - Manon de Jong

Herkese merhaba,

Yorgun bir günün sonunda bir fincan çayı yanında en sevdiğiniz çikolatayla birlikte getiren bir sevgili, işlerinizi nasıl yetiştireceğinizi bilmediğiniz bir anda sizin için bir şeylerin ucundan tutulması, masanızın üzerinde durması için hazırlanmış, gülümseyen gözleriyle size bakan sevdiğinizin çerçeve içerisindeki fotoğrafı, önemli bir iş görüşmesinden önce tüm sıcaklığıyla açılmış bir kucak… Bunların her biri sevildiğimizi ve önemsendiğimizi hissettiğimiz, içimizi sıcacık yapan davranışlar. Bu bültende sevgimizi nasıl gösteririz, sevildiğimizi nasıl anlarız gibi sorulara cevap arıyoruz. Bütün bu farklı yöntemlerin içerisinde kendimize en uyanı bulmak, sevgimizi ifade etmenin tadını çıkarabilmek umuduyla…

Sevgiler,

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök

Yol Haritası

Odak: Sarılarak, hediye alarak, öperek, bazen de “Bugün hep seni düşündüm.” diyerek… Meğer sevgimizi göstermenin ne kadar çok yolu varmış! 

Doğru Bilinen Yanlışlar: Sevgi gösterme biçimlerimizin farklılığı hakkında inandıklarımıza bir bakalım mı? 

Nasıl Gösterilir-Anlaşılır?: Sevginizi göstermek için farklı yollar arıyorsanız bültenin bu bölümünü mutlaka okumanızı tavsiye ediyoruz.

Kapatırken: Okuyucularına olan sevgisini yazılarıyla gösteren bir ekip olarak size bu haftaki konumuz ile ilgili son önerilerimizi bu bölüme sakladık!

Odak

Dokunarak mı, Söyleyerek mi, Bir Kahve Alarak mı?... Nasıl Anlatayım Seni Ne Çok Sevdiğimi?

Sevgimizi göstermenin tek yolu “Seni seviyorum.” demek değil!

Sevildiğinizi nasıl anlarsınız, sevginizi nasıl gösterirsiniz? Köpeklerin sevgisini gösterme biçimini hiç düşündünüz mü? Heyecanlanır, kuyruklarını hızlıca sallarlar, üzerinize doğru gelirler, atlarlar, elinizi yüzünüzü yalarlar, minik minik dişlerler. Siz karşılık verdikçe de daha mutlu olur ve yerlerinde duramazlar. Peki küstüm çiçeğini bilir misiniz? Dokununca küser ve yaprakları bir bir kapanır, küçülür. Onu sadece gözlerinizle uzaktan sevmelisiniz ki kendisini iyi hissetsin, sevginiz ona iyi gelsin. Bunlar iki uç örnek olsalar bile sevgi gösterme biçimlerimizin ve kime nasıl sevgi gösterdiğimizin değişiminin güzel iki yansıması. 

Hepimizin sevgisini gösterme biçimi birbirinden farklı olabiliyor. Dokunmak, güzel bir söz söylemek, sevdiğimiz kişi için yemek yapmak, ona minik bir hediye almak, bir kahve yapmak… Bütün bu yöntemler bize sevildiğimizi hissettiriyor ve ilişki doyumumuzu artırıyor.

Yaşımız, cinsiyetimiz, cinsel kimliğimiz, kültürümüz ne olursa olsun sevgiyi hissetmek, sevildiğimizi görmek istiyoruz. Sevgiye ve şefkate ihtiyacımız oluyor ve bunlar bize iyi hissettiriyor. Sevildiğimizi görmek, ruhumuza iyi geldiği gibi bedenimize de iyi geliyor.

Daha önce hiç stresli hissettiğiniz bir anda yanınızdaki arkadaşınızın elini tuttuğunuz oldu mu? Gergin olduğumuz ortamlarda sevdiğimiz birine dokunmak, canımız yanarken yakın olduğumuz birinin elini tutmak, üzüldüğümüzde partnerimizin omzuna yatmak birçoğumuza iyi gelir. Yetişkinlik hayatımızda nimetlerinden oldukça faydalandığımız dokunma, sosyal ve davranışsal gelişimde kritik bir rol oynuyor. Aslında konuşmadan önce öğrendiğimiz ilk iletişim yöntemi dokunmakYapılan araştırmalarda masaj yapma, okşama, sarılma, el ele tutuşma, öpüşme gibi fiziksel temasın ilişki ve partner memnuniyeti ile yüksek oranda bağlantılı olduğu görülüyor. Araştırmalara göre çiftlerin birbirine temas etmesi stresle daha kolay başa çıkmalarına yardımcı oluyor. Dokunma ile ilgili başka bir araştırma ise huzurevi sakinlerinin, başkalarıyla fiziksel temas eksikliği nedeniyle istenmediklerini veya sevilmediklerini hissetme eğiliminde oldukları bulunuyor. Dokunmanın rolü, aslında bu kadar kritik olabiliyor.

Araştırmalar, partnerle kurduğumuz fiziksel yakınlık veya cinsel etkileşimin, ertesi gün daha olumlu bir ruh halinde olmamıza ve stres seviyemizin daha düşük olmasına etkisi olduğunu gösteriyor. Ayrıca, gün içinde olumlu bir ruh halinde olmak da partnerimizle daha fazla fiziksel sevgi ve cinsellik içeren aktivite gerçekleştirmemize sebep oluyor. Yani aslında tatlı bir kısır döngü söz konusu. Cinsel etkileşime girmek ve sevgiyi fiziksel yollarla göstermek ruh haline iyi geliyor ve stresi  azaltıyor. Bunun sonucunda cinsellik yaşama ve sevgiyi gösterme olasılığı artıyor.

El ele tutuşmak, sarılmak veya seks yapmak gibi sevgiyi gösteren davranışlar oksitosin seviyesini yükseltiyor. Bu durum bağlanmayı teşvik ediyor, ağrıyı azaltıyor ve genel olarak sakinleştirici bir his yaratıyor. Sevgi görmek kan basıncını düşürüyor, ruh halini dengeliyor. Öz güven ve öz saygıda artış sağlıyor. Partnerle kurulan bağı güçlendiriyor ve daha fazla güven inşa ediyor. Araştırmacılara göre fiziksel temasın ve güzel sözlerin dışında hediye almak/vermek de sevgi göstergesi, hatta sevginin somut hale bürünmesini sağlayabiliyor. Hediye alıp vermek karşılıklı olarak memnuniyet duygusunu artırıyor, hem birbirimizi düşündüğümüzü gösteriyor hem de ilişkinin güçlenmesine yardımcı oluyor. Böylece, iki taraf da duygusal olarak hediye alma-verme eyleminden yararlanıyor.

Sevgiyi ifade etmenin yollarından biri de partnerle kaliteli vakit geçirmek ve ona zaman ayırmak. Ne kadar yoğun olsak da gün içinde 5 dakika arayıp “Sesini duymak istedim.” cümlesini kurmak günün kalitesini hem bizim için hem partnerimiz için artırıyor ve sevgimizi gösterebilmemize alan açıyor. Yoğun olduğumuz günlerde birbirimize kısa da olsa vakit ayırmak ve bu vakitlerde telefon, televizyon gibi uyarıcı olabilecek unsurlardan mümkün olduğunda uzak durmak, dikkatimizi birbirimize tam anlamıyla vermemize yardımcı oluyor. Ancak bu şekilde geçirdiğimiz o kısa vakitte birbirimize kaliteli bir şekilde zaman ayırabiliyoruz ve bu noktada sürenin pek bir önemi kalmamış oluyor. Daha çok vaktimiz olduğunda ise birlikte yemek yapmak, dizi izlemek, daha önce denemediğimiz heyecan uyandıran aktiviteleri birlikte denemek gibi eylemler ilişkimize iyi geliyor ve duygularımızı birbirimize göstermemiz, ilişkimizi canlandırmamız için alan açıyor.

Sevgiyi göstermenin yolları elbette bunlarla bitmiyor. Birbirimizi takdir ederek, beğendiğimiz yanlarımızı dile getirerek, birbirimize teşekkür ederek, genel olarak nazik davranışlar göstererek de hissettiğimiz sevgiyi gösterebiliyoruz. Örneğin, partnerimiz yeni başlayacağı işi için heyecanlandığında biz de onun heyecanına ortak olduğumuzda, süreç ile ilgili sorular sorduğumuzda, onun için yapabileceğimiz bir şey olup olmadığını öğrenmek istediğimizde sevgimizi dile getirmiş oluyoruz. Kimimiz ise bir akşam yemeği için özenerek hazırlandığımızda ve saçımızı o gün normalden farklı taradığımızda partnerimiz bunu fark eder ve dile getirirse kendimizi sevilmiş hissediyoruz. Yoğun geçirdiğimiz bir iş gününün ardından eve geldiğimizde mutfaktan yemek kokuları geliyorsa ve partnerimiz yüzünde kocaman bir gülümsemeyle kapıyı açıp “Yemek yapmaya vaktin olmaz diye düşündüm, senin için bir şeyler hazırladım!” dediğinde kendimizi dünyanın en sevilen ve önemsenen insanı gibi hissediyoruz. Tıpkı bunlar gibi ilişkilerimiz içerisinde sevildiğimizi hissettiğimiz anlar saydıkça bitmez ve birbirinden farklı olabilir. Tam da bu sebeple sevginin, sevilmenin bizim için ne anlama geldiğini partnerimizle açık bir şekilde paylaşmak ve birbirimizin sevildiğini hissetme ihtiyacına özen göstermek önem taşıyor!

Zeynep Yıldan

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.
Doğru Bilinen Yanlışlar

"Sevgimizi Farklı Gösteriyorsak Mutlu Olamaz mıyız?" Düşüncesi Bizi Yanıltıyor Olabilir mi?

Sevgi gösterme şekillerimiz arasındaki farklılıklar uyumlu olmadığımızı gösteriyor diye düşünebiliyoruz. Peki ya gerçekten öyle mi?

Sevgi dilimiz aynı değilse anlaşamayacağız!

“Neden yürürken elimi tutmuyor? Etrafımızdaki tüm çiftler el ele yürüyorlar!” 

“Ben ona en sevdiği grubun albümünü aldım, o bana hediye bile almamış!”

“Hiç iltifat etmiyor! Beni yeterince sevmiyor mu yoksa?”

Bu tarz cümleler tanıdık geliyor mu? Örneğin, bir arkadaşınızın ilişkisi hakkında benzer şikayetlerde bulunduğunu düşünün. Ona neler söylerdiniz?

Sevgi gösterme biçimlerinin farklılıklarından bahsettik. Peki sevgi dilimiz bizim hakkımızda neler söylüyor olabilir? Tıpkı bağlanma stilleri gibi sevgi gösterme biçimleri de ailemizle kurduğumuz bağ ile temellenip farklılaşabiliyor. Ebeveynlerimizin birbirlerine sevgilerini gösterme biçimleri, birçoğumuzun hayatında sevgiye dair ilk izlenimleri oluşturuyor. 

En temelde kendimizi eşleştirdiğimiz sevgi gösterme biçimi bizim de beklentilerimizi oluşturabiliyor. Örneğin, sevginizi dokunarak ifade eden biri iseniz partnerinizin de size sıklıkla dokunmasını bekliyor olabilirsiniz. Partnerinizin sevgi gösterme biçimi sizinle aynı değilse bu durum sizi paniğe sürüklüyor, hatta partnerinizin sizi yeterince sevmediğini düşünüyor olabilirsiniz. İyi haber: Sağlıklı bir ilişki kurmak için aynı sevgi gösterme anlayışına sahip olmak şart değil! Beklentilerinizi tanımlayabildiğiniz, ifade edebildiğiniz ve partnerinizin beklentilerini dinlemeye hazır olduğunuz sürece ilişkinizde farklı sevgi gösterme biçimlerini deneyimleyip bunlardan keyif almanızın önünde hiçbir engel yok.

Bu noktada partnerinizin ihtiyaçlarını duymak ve ona uyum sağlamak konusunda istekli olmayı, partnerinizin konuştuğu dili öğrenmeye çalışmaya benzetebiliriz. Bağlanma stillerine değinecek olursak, örneğin kaygılı bağlanan bir partneriniz olduğunda ilişkinizi sürdürebilmek için yapabilecekleriniz arasında partnerinizin kaygısını anlamaya çalışmak ve onu telkin edebilmeyi, yani ihtiyaçlarına yönelik davranmayı öğrenebilmek yer alıyor. Partnerinizin sevgi gösterme biçimini öğrenmek de benzer biçimde partnerinizle daha iyi iletişim kurabilme ve ona verdiğiniz değeri ifade edebilme amaçlarını içinde barındıran, aslında başlı başına sevgiyi göstermenin yöntemi sayılabilecek bir davranış!



Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.
Nasıl Olunur?

Ufak jestler, sözler, geç saatlere kadar konuşmak… Birinden hoşlandığımızda duygularımızı ifade etmek için ilk kullandığımız yöntemler bunlar olabiliyor. Fakat uzun süreli ilişkilerde partnerler birbirlerine karşı duydukları sevgiyi ifade etmek için farklı yollar arayabiliyor ve zaman zaman sevildiklerini hissedemediklerinden şikayetçi olabiliyorlar. Peki sevgi göstermenin farklı yolları neler olabilir? Gelin, hep beraber inceleyelim:

  1. Aktif dinleme: Aktif dinleme eylemi "karşıdaki kişinin anlaşıldığını ve düşüncelerine değer verildiğini hissedebilmesi için dikkatle dinleme ve empatik olarak yanıt vermeyi içeren terapötik bir mikro beceri" olarak tanımlanıyor. İlişkilerin sürdürülmesinde partnerlerin birbirini dinleyebilmesi büyük önem taşıyor. Partnerinize onu gerçekten dinlediğinizi, anladığınızı, yargılamadığınızı ve desteklediğinizi hissettirmek en temel sevgi gösterme biçimleri arasında yer alıyor!

  2. Zaman yaratma: İlişkilerde bağlanmayı güçlendiren en büyük etkenlerden biri birlikte kaliteli zaman geçirmek. Her ne kadar basit görünse de partnerlerin birbirlerine zaman ayırmayı ön plana koyması, yoğun giden hayatlar içerisinde her zaman kolay olmayabiliyor. Böyle zaman dilimlerinde dahi beraber bir aktivite yapmak için zaman yaratmaya çabalamak “Seni seviyorum.” demenin bir yolu değil de ne?

  3. Dokunma: Sevgiyi fiziksel olarak ifade etmek de mümkün! El ele tutuşmak, sarılmak, yorgun olduğunu söyleyen partnerinize masaj yapmak, dans etmek gibi eylemlerle de sevginizi ifade edebilirsiniz. Dahası, sarılmak, öpüşmek gibi temas ettiğimiz eylemler vücudumuzda sevgi hormonu olarak tanımlayabileceğimiz oksitosinin salgılanmasını artırarak bağlanmayı kolaylaştırıyor ve güçlendiriyor!

  4. İlgilenme: Sizinle hiç ilgisi olmamasına rağmen partnerinizin iş arkadaşları ile yaşadıklarını, patronunun söylediklerini, teslim etmesi gereken işin detaylarını dinlemeye açık olmanız partnerinizin hayatıyla ilgilendiğinizi ve ona değer verdiğinizi açıkça gösteriyor.

Elif Bilge Bozan

Kapatırken
  • Bu bülten boyunca sevgiyi ifade etmenin farklı biçimlerinden ve sevgi dilinizin aynı olmadığı durumlarda ilişkiyi sürdürebilmenin yollarından bahsettik. 1992’de yazılmış ve hala üzerine sıklıkla konuşulan Beş Sevgi Dili isimli kitap da tam bu konudan, sevginin farklı ifade yollarından bahsediyor. Bu sayede gerçek sevgiyi bulmayı öğreneceğinizden bahsederek hangi yolu izlemek istediğinize karar verebileceğinizi de vurguluyor.

  • Sevgimizi anlatmak için kullandığımız kelimeler ve kurduğumuz cümleler bazen “Tam olarak anlatamıyorum içimdekini.” dememize sebep olabiliyor. O halde kendini müzik ile anlatmaya ne dersin? Yakın İlişkiler ekibinin, “Seni Seviyorum.”  cümlesini farklı sanatçıların dokunuşlarından oluşan şarkıları sayesinde ifade ettiği çalma listesi tam da bunun için.

Sevgi gösterme biçimlerimiz değişse de nihayetinde hepimizin ortak ihtiyacı olan, sevildiğini hissetme ihtiyacı değişmiyor. Sevilme ihtiyacınızın karşılandığı, ortak sevgi dilini bulabildiğiniz günler diliyoruz! Bir sonraki bültenimizde müziğin ruh halimize olan etkisini konu edeceğiz. O zamana dek sevgiyle ve müzikle kalın!

İlgili Başlıklar

Sevgi

masaj

Bülteni beğendiniz mi?

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Yakın İlişkiler Yayınını Takip Et

İlişkilere bilimsel bir bakış açısı!

0%

;