
Bentham, 1789’da Ahlak ve Yasama ilkelerine Giriş adlı başyapıtını yayınladı. Bentham’a göre bütün eylemleri motive eden iki temel evrensel duygu vardır; haz ve acı. İnsanın bütün eylemleri hazza yöneliktir. Bu sebeple insanın eylemlerin iyi ya da kötü olarak değerlendirilmesi aslında kaçınılmaz olarak onların sağladıkları haz ve acıya bağlı olmak durumundadır. Herhangi bir şey zevki en üst düzeye çıkarır ve acıyı en alt düzeye indirdiği takdirde iyidir. Bu yüzden Bentham, mutluluk ve haz bir tutarak mutlu bir yaşamın zevkin acıya ağır bastığı bir yaşam olduğunu iddia etmiştir.
Bu açıdan baktığımızda şunu söyleyebiliriz, hakikati bilmenin sana bir faydası yoksa, hakikati bilmenin pek de bir anlamı yok. Hakikat, düşünürken size fayda sağlayan şeydir. Faydası yoksa neden hayatımızı buna adayalım ki? (!) Aslında benzer bir fikir ile Antik Yunan hedonistlerinde de karşılaşılır. Örneğin Aristippos'un temsilcisi olduğu Kirene okulu, mantık ve fizik araştırmaları yerine sadece ahlaki araştırmalara önem verir. "Eylemlerimizin değerini ne belirleyecek?" büyük sorumuz bu.
Bentham’ın yeni mutluluk ilkesine göre en çok sayıda insan için en büyük mutluluğu sağlayan şey iyidir. Bu bir çeşit mutluluk hesabıdır.
Bentham’a göre, her zaman önemli olan şey temelde toplumun çıkarıdır. Fakat toplumun çıkarını anlamak için öncelikle bireyin çıkarını iyi anlamak gerekir. Çünkü toplum, bireylerden oluşmaktadır ve onu oluşturan bireyler olmadan toplum bir anlam ifade etmez. Fakat bu durum tersine de işler, bireyin hazzı genel toplumda bir hazsızlık yaratıyorsa yine en çok sayıda insan için en büyük mutluluk ilkesine uygun düşmez. Bu açıdan haz veren eylemlerin sonuçlarını yoğunluk, etki süresi, başka bir hazza daha yol açıyor mu gibi ölçütlerle hesaplar. Ve buna mutluluk kalkülüsü adını verir.
Böyle söyleyince sanki sadece tatlı yemek, cinsellik, lüks bir eşya almaktan söz ediyormuş gibi gelebilir ama faydacılık en temelde ahlak ve hukuk sisteminin temellerine yönelik akılsal bir açıklama sunar. Hırsızlık yapma, neden? Çünkü çalarak sahip olduğun şey kısa sürede sana haz verse de uzun vadede de genel toplumun refahına ve dönüp dolaşıp senin çıkarlarına da ters düşeceği için uzun vadede hazsızlık yaratır.
O halde eğer bir eylem, toplumun mutluluğunu arttırma eğiliminde ise o zaman Bentham'ın faydacılığına uygun bir eylemdir diyebiliriz.
Bu açıdan bakıldığında karikatürize etmeden Bentham’ın söylediklerini derinlemesine düşündüğümüzde bunun metafizik bir ahlaka karşı tamamen doğal ve mantıksal bir sistem olduğu görülebilir. Bazen "Tanrı yoksa ahlak yoktur." şeklinde söylemlere rastlıyorum dijital platformlarda. İşte faydacılık, tanrının olmadığı bir dünyada ahlakın tesisi için bir girişimdir, insana doğasına ilişkin oldukça kökten bir yaklaşım sunar. İnsan, diğer tüm hayvanlar gibi, hazzın peşindedir ve acıdan kaçar. Hayvan gibi vurgusunu özellikle yapıyorum çünkü Bentham’ın bu düşüncesi hayvanlarında acı ve haz duygusu olması sebebiyle onu tarihin ilk hayvan hakları savunucularından biri haline getirir.
Ne dersin, faydacılık 21.yüzyılda modern toplumsal hayatın hukuktan etiğe siyasetten ekonomiye problemlerini çözmek adına hala geçer bir yol olabilir mi?
Gelecek sayıda görüşmek üzere, meraklı kal! - Dilara
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




