aposto-logoSalı, 31 Ocak 2023
aposto-logo
Salı, Ocak 31, 2023
Premium'a Yüksel

Pandemi ve nefretin kıskacında LGBTİ+’lar

Covid-19 pandemisinin yarattığı koşullar, Türkiye'deki kutuplaşma ve nefret söylemleriyle birleşince LGBTİ+'ları toplumda çok daha dezavantajlı bir yere konumladı.

Marsel Tuğkan Gündoğdu

Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseksler (LGBTİ+) sosyal hizmetlere ve sağlık hizmetlerine erişmede, istihdam ve eğitim konularında en büyük engellere sahip toplumsal gruplardan biriyken küresel çapta dünyayı etkileyen Covid-19 pandemisi, bu anlamda alınan önlemler ve buna karşın verilen hizmetler bakımından, LGBTİ+’ları toplumda çok daha dezavantajlı bir yere konumlanmalarına sebep oldu.

Hizmetlere erişim, hedef göstermeler ve nefret kampanyaları

Pandemi karşısında başta Sağlık Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın LGBTİ+’lar özelinde herhangi bir planlaması olmadı. Dahası; siyasi iktidar temsilcileri, onun atadığı kamu görevlileri ve iktidar destekli medya kuruluşları, yer yer pandemiyle de ilişkilendirerek LGBTİ+’ları açıkça hedef gösterdi. Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin üzerinden 45 gün geçmişken, 24 Nisan 2020 tarihinde Türkiye’deki bütün camilerde aynı anda yayınlanan bir Cuma hutbesinde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "eşcinselliğin hastalıkları beraberinde getirmesi" ifadesiyle LGBTİ+’ları ve HIV ile yaşayanları hedef gösterdi ve toplumu bu gruplarla mücadele etmeye çağırdı. Diyanet İşleri Başkanı’nın ilk olmayan bu hedef göstermesi pandemi koşullarında ve giderek kutuplaşmanın da etkisiyle sokağa hızlıca yansıdı. Osmaniye’de Keyf-i Künefe isimli bir tatlıcı, mekân girişine “LGBT’ye kapalıyız” yazısı astı. İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinde ve Maçka Parkı’nda cinsel yönelim sebebiyle iki farklı nefret saldırısı gerçekleşti. Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD) pandeminin ilk üç ayını değerlendirdiği Pandemi Raporu’na göre, Diyanet İşleri Başkanı’nın açıklamasını izleyen ilk 45 günde SPoD’un danışma hattına gelen çağrılarda, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve şiddet konulu başvurularda %100 artış oldu ve  hukuk ve adalet erişim başvuruları iki katına çıktı. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın hedef göstermesini kınayan barolar hakkında soruşturmalar açıldı; sosyal medyada LGBTİ+’lara karşın pek çok nefret kampanyası gerçekleşti. Yine pandemi döneminde, BBC Türkçe'ye açıklama yapan üst düzey bir RTÜK yetkilisi Netflix Türkiye yapımı Aşk 101 dizisindeki eş cinsel bir karakterin senaryodan çıkarılmasını "İkili görüşmelerle o karakter konusundaki sıkıntı giderilmiştir" cümleleriyle ifade etti. İstanbul Bayram Sokak’ta yaşayan trans kadınlar “pandemi tedbirleri” gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındı, hem sokak hem de evleri mühürlendi. SPoD’un Şubat 2021 tarihinde yayımladığı ve Türkiye’nin farklı coğrafyalarından toplamda 856 LGBTİ+’nın katıldığı anketten yola çıkarak hazırladığı LGBTİ+’ların Sosyal Hizmetlere Erişim Raporu’nda, LGBTİ+’ların büyük bir çoğunluğunun sunulan sosyal hizmetlerden haberdar olmadığı, haberdar olanların da hizmetlere erişimde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli pek çok bariyerle karşılaştığı saptandı. Yine aynı raporda LGBTİ+’ların büyük bir çoğunluğunun hizmetler ve sosyal yardımlarla ilgili herhangi bir sorunla karşılaşıldığında başvurabilecek yerler olmadığını ve pandemi sürecinde LGBTİ+’ların özel ihtiyaçlarına yönelik çalışmaların kurum ve kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmediğini düşündüğü yer aldı.

Boğaziçi protestoları ve LGBTİ+’lar

2021 yılının ilk günlerinde Cumhurbaşkanı tarafından Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasıyla başlayan protestolar sürerken LGBTİ+’lar bir anda hedef gösterilen bir grup hâline geldi. Protestoların parçası olan anonim bir resim sergisi için üretilen bir kolaj görselinin sosyal medyaya düşmesinden sonra başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın da dâhil olduğu devletin en yüksek kademelerinde görev yapanlar ve siyasiler LGBTİ+’lara karşın yürütülen nefret kampanyası ve hedef göstermelere dâhil oldu. Hedef göstermeleri takiben Anadolu Gençlik Derneği Beyazıt Meydanı’nda nefret saikli bir gösteri düzenledi, Mil-Diyanet Sendikası İçişleri Bakanlığı’na "LGBTİ+ örgütlerinin kapatılması" talebiyle bir dilekçe sundu.

Protestolar bir aya yakındır sürerken 1 Şubat 2021 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’ne atanmış Rektör Melih Bulu, üniversite içinde yıllardır faaliyet gösteren Boğaziçi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nü kapattı. Bu kararı ilk olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun kendi Twitter hesabından duyurdu.

Temmuz 2020’den bu yana ara ara gündeme gelen, İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi tartışmalarının merkezinde de LGBTİ+’lar vardı. 20 Mart 2021 tarihinde sabaha karşı Resmî Gazete’de yayımlanan kararın ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın resmî internet sitesinden hem Türkçe hem de İngilizce yapılan açıklamada, sözleşmeden çıkma gerekçesi olarak “Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmesi” gösterildi. 25 Mart 2021 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde sadece gökkuşağı bayrağı taşıdığı için dört öğrenci gözaltına alındı. Aynı gün Fırat Delikanlı kullanıcı adlı bir şahıs Instagram’da eş cinsel bir kişiye saldırdığı ve işkence uyguladığı görüntüleri yayımladı.

Yazarın yorumu

2015’teki İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’ne yönelik gerçekleşen ilk polis müdahalesinden bu yana siyasi iktidar, onun atadığı bürokratlar ve desteklediği medya kuruluşları ısrarlı ve şiddeti artırarak LGBTİ+’ları hedef göstermeye ve LGBTİ+’lara karşı ayrımcı ve düşmanlaştırıcı politikalarının dozunu artırmaya devam ediyor. Kaos GL Derneği tarafından yapılan başvuru sonucu 2019'da kaldırıldığı duyurulsa da 2017’de başkent Ankara’da LGBTİ+ temalı etkinliklere getirilen süresiz yasaktan bu yana neredeyse bütün onur yürüyüşleri valilikler ve kaymakamlıklarca yasaklanıyor. Şu anda ülke genelinde herhangi bir LGBTİ+ temalı etkinlik, film gösterimi, panel ve organizasyonun yapılıp yapılamayacağına dair derin endişeler mevcut. LGBTİ+’lar nefret söylemlerinin tetiklediği saldırıların hedefi olurken LGBTİ+ hak savunucuları ve örgütleri, kendilerini nefretin hakim olduğu çetin şartlarda çalışırken buluyor.


İstanbul Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü mezunu olan Marsel Tuğkan Gündoğdu, aynı üniversitede Sosyal Projeler ve STK Yönetimi alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) ve Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu üyesidir. Aynı zamanda Avrupa Birliği Sivil Düşün Programında Program Destek Uzmanı olarak çalışmaktadır ve Aposto! platformunda Purgatorio adında Türkiye’den ve dünyadan sivil toplum ve insan haklarına dair gelişmeleri uzman görüşleriyle derlediği bir bülten hazırlamaktadır.

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

İlgili Başlıklar

Lezbiyen

biseksüel

trans

interseksler

Pandemi

pandemi

cinsel yönelim

cinsiyet kimliği

ayrımcılık

şiddet

Marsel Tuğkan Gündoğdu

LGBTİ+

Covid-19 pandemisi

Türkiye

Ali Erbaş

İstanbul

Beylikdüzü

Maçka Parkı

Cinsiyet Kimliği

Pandemi

Hikâyeyi beğendiniz mi?

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Nerede Yayımlandı?

🗞 Anayasa Mahkemesi tartışmaları

Yayın & Yazar

Aposto Gündem

Hafta içi her sabah 06.30’da, 5 dakikada gündeme hakim ol. Kısa, öz, elle derlenmiş hikâyelerle gürültüden uzak bir haber deneyimine adım at.

;