İncelikler

, her hafta okuma önerilerini ve keşiflerini okurlarıyla paylaşıyor.

Kendimizi yetersiz hissediyoruz. Hayatımız üzerindeki kontrolümüzün azaldığını düşünüyoruz. Haksız da sayılmayız. Ben bugün size bir başka "tatmin olamama" hikâyesi anlatacağım. Kahramanımız The Rolling Stones grubunun efsane ismi, Keith Richards. Ekip o aralar -60'lar- dünyanın en popüler müzik grupları arasında. Konserler arka arkaya geliyor. Uzun süren turnelerde The Rolling Stones, dünyanın dört bir yanındaki hayranlarıyla buluşuyor. Ekip üyeleri için giderek aynılaşan ve sıkıcılaşan konserler, hayranlar için hayatlarının en unutulmaz deneyimi, çığlık atıyor, alkışlıyor hatta en öne geçebilmek için birbirlerini eziyorlar. The Rolling Stones ise her seferinde konserlerden daha memnuniyetsiz ayrılıyor. Ne çaldıklarını bile duyamıyorlar ve kargaşadan epey sıkılmış haldeler. Bu arada benzer bir hikâye The Beatles’ın da başına geliyor, zira ekibi turneye çıkmaktan sonsuza kadar vazgeçiren de bu durum.

1965 yılındaki bir konserde izleyiciler arasında tartışma çıkıyor ve The Rolling Stones o gece sadece dört parça çalabiliyor. Keith Richards bu konserin gecesinde, aklında bu şarkıyla uyanıyor: (I Can't Get No) Satisfaction. Eline gitarı alıyor, taşınabilir kayıt cihazını açıp çalmaya başlıyor. Hemen sonrasında da uykuya dalıyor. Bir hafta sonra kaydı stüdyoya getirdiğinde içinde horlama sesleri de var. “I Can't Get No Satisfaction” cümlesi hariç sözler Mick Jagger’a ait. Şarkının çıkışı ise Keith Richards’ın aklına düştüğü geceden tam üç hafta sonrasına denk geliyor.


1Kitap1Mekan, hem klasik hem modern edebiyattan kitap önerilerini ve yeni mekân tavsiyelerini e-posta kutularınıza taşıyor.

Fransa’da ortaya çıkan Yeni Roman Akımı, dönemin sosyolojik ve politik gelişmeleri ile değişen insan algısı üzerinden gelişiyor. Klasik roman algısının reddi ile roman bir araştırma konusu haline geliyor. Dünya Savaşları yüzünden verilen kayıplar ile artık insanın en üstün varlık olmadığı gerçeğiyle yüzleşiliyor ve romanın merkezine eşyalar, olaylar yerleşiyor. Mitolojik zamana bir geri dönüş dönemi başlıyor; kendini kirlenmiş hisseden insan, erdemi ve saflığı antik döneme dönerek bulacağına inanıyor. Zaman kavramında yaşanan kayma ile bu algıdaki sınırlar kalkıyor, insanın içinde bulunduğu zaman, kendini hissettiği zamana dönüşüyor. Kuralları yıkan bir gerçeklik benimseniyor diyebiliriz. Okuyucu romanın içine dahil olarak, zaman sıçramaları, olmayan olay örgüsü ile bir sayfadan diğerine savuluyor.

Özellikle Alain Robbe Grillet’nin Silgiler’i ve Marguerite Duras’nın Moderato Cantabile adlı romanları, deneysel bir edebiyat zevkiniz varsa okumanız gerekenlerden! Alain Robbe Grillet, bu akımın kurucusu kabul edildiği için kısaca “Silgiler”den bahsetmek istiyorum. Odip sendromunu tekrardan yorumlayan bu roman, bir dedektiflik hikayesi çerçevesinde kurgulanmış. Objelere yüklenen anlamlar ve ipuçları ile ilerliyor. Yeni Roman akımının ana temalarından olan ölüm ve şüphe yine bu hikayede de önemli bir yere sahip. Aranan bir silgi ile başlayan bu roman aslında baş kahraman Wallas’ın kendi geçmişini arama hikayesi...Silgi ise metaforik bir anlama sahip: kendi geçmişini silebilmek.

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #5: İş dünyası, kültür, sosyal farkındalık

Platformun yenileri ve editörlerin favorileri burada ☝️

17 Nis 2021

Aposto! Digest #5: İş dünyası, kültür, sosyal farkındalık

İLGİLİ OKUMALAR