Gökalp Gönen’i
- Bu sayıda 2019’den beri işlerini merakla ve ilgiyle takip ettiğim konuk almanın mutluluğunu yaşıyorum. Gökalp’in adını ilk kez 38.İstanbul Film Festivali’nin kataloğunda Avarya ile görmüştüm. Avarya filmi afişi, ismi, konusu ve üretim biçimiyle aslında ülkemiz sinemasında görmeye alışık olmadığımız bir duruşa sahipti. O yıldan beri Gökalp’e sormak istediğim sorular kafamda birikiyordu, kendisiyle bu kayıt vesile ile tanışmış olduk. Yine kaydı fiziksel olarak yan yana yapıyormuşuz gibi hissetmek için kendimi bu yılki festivalde yeni filmi Lâl ’in gösterimi sonrası Beyoğlu sinemasının fuayesinde kek ve çay eşliğinde kaydı alıyormuşuz gibi hayal ettim. Gökalp’i tanıyan seyirciler ve sinema öğrencilerinin zaman zaman izin isteyerek kaydımızı tatlı tatlı böldüğü o sırada benim eski alışkanlıkla son dakika bilet kuyruğunda kaç seyircinin beklediğini saydığım bir kayıt süreci.
- 2019'dan beri merak ettiğim şeylerin odak noktası Gökalp'in üretim biçimiydi. Yakın zamanda üretim sürecine dair Avarya' da çıkardığı bir sahneyi bizlerle paylaşan Gökalp'i davet etme cesaretim de o paylaşım sayesinde oldu.
- Filmlerinde özgün karakterler, bilmediğimiz evrenler ve gezegenler sunan Gökalp bir o kadar da bildiğimiz hislere odaklanıyor aslında. İsimlendiremediğimiz ya da anlatamadığımız hislerin, yakın ama bir o kadar da benzeri olmayan evrenlerde dolanmak, animasyonda zihindeki fikirlerin vücut bulmuş halini izlemek bence resmen büyücülük. Şanslıyım ki Gökalp de sinema ile olan bağını ve üretimini büyücükle ilişkilendirdi ve bu sayının başlığı da kendini buluverdi.

- Bu sayının kapak illüstrasyonunda Pınar'ın ilk ilhamı da Gökalp'in filmleri. Pınar filmlerdeki enerji, kaynak arayışı hislerinden ve oyun dünyalarında sunulan ödül elmaslardan aldığı ilhamla bu çizimi sizlerle buluşturdu.
İLGİLİ BAŞLIKLAR



