Türe bir ‘aşk mektubu’

Eskilere gönderme yapan açılışıyla bir cumartesi sabahı animasyonundan çok da farklı başlamamıştı Invincible, ta ki gore festivaline dönüşen bölüm finaliyle bize ters köşe yapana kadar. Zaten The Walking Dead ile bize insanlık dersi veren Robert Kirkman'ın elinden çıkmış bir eserin, çok da sıradan takılmasını beklemiyorduk ya, neyse...
Henüz birkaç bölümü yayınlanmışken ikinci ve üçüncü sezonunun da onaylarını alan Invincible için konusu ve hikaye örgüsüyle çok şey vadetmese de bunu anlatma biçimi ile yazının başında söylediğimiz alternatif animasyon açığını en azından bir süreliğine de olsa kapattı diyebiliriz. Tıpkı Stranger Things yaratıcıları Duffer Brothers’ın şovları hakkında “80’lere yazdığımız bir aşk mektubu” demesi gibi, Robert Kirkman’ın da Invincible için aynı motivasyona sahip olduğunu tahmin etmek çok da zor değil. Küfür kıyamet diyaloglar ve o gore estetik aracılığıyla Kirkman’ın türe duyduğu hayranlığı ele aldığı belli olan dizi, son zamanlarda türe ait izlediğimiz işlerden gerçekten de en ilgi çekici olanı. Son yıllarda yükselişe geçen alternatif çizgi roman uyarlamalarına da dadanarak inceliyoruz. / Yazı: Burak Kazım Diken
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Tarihteki kitlesel histeriler, Billie Eilish ve daha fazlası...
09 May 2021

İLGİLİ OKUMALAR
