KAPILMAK ve KANCADAN KURTULMAK
"Shenpa" ve "Shenluk"
Daha önce 5 KİŞİ Podcast'e konuk olan Hande Medium'da yazmaya başladı. Son yazısı olan "Dur, Nefes Al, İyileş" yazısında Pema Chödrön'ün Sıçrayış kitabını okurken aldığı notları paylaşmış.
Budizm öğretilerinden beslenen paylaşımlarından benim için öne çıkanlar şöyle:
- Budizme göre huzursuzluk hissetmemizin nedeni, her zaman ayaklarımızı yere sağlam basmaya çalışmamız ve bunun asla tam olarak işe yaramamasıdır. Doğru işi, doğru partneri, herhangi doğru bir şeyi bulursak hayatımızın pürüzsüzce ilerleyeceğini düşününürüz. Her zaman sabit bir referans noktası ararız ama böyle bir şey yoktur. Doğru bir sabit yoktur. Her şey geçicidir. Her şey her zaman değişim halindedir. Hiçbir şey tam anlamıyla olmasını istediğimiz gibi değildir. Ve hepimiz bunu reddetmeye programlanmışızdır. Belirsizliğe karşı toleransımız yoktur.
- Şimdiki andan kaçma refleksimize odaklanan bir öğreti vardır. Buna shenpa öğretisi denir. Shenpa, ‘kapılmak’ demektir. Bir şeye kapılmanın ve saplanıp kalmanın yarattığı histir.
En temel shenpa egonun kendisidir. Kimliğimize, olduğumuzu düşündüğümüz kişiye olan bağlılığımızdır. Düşüncelerimize, görüşlerimize, sahip olduğumuzu düşündüklerimize olan bağlılığımızdır. Örneğin birisi politik görüşlerinizi, görünüşünüzü ya da en yakın arkadaşınızı eleştirir. İşte shenpa oradadır şimdi. Dikkatimizi verirsek gelişini hissederiz, her zaman tanıdık bir tadı vardır. Kokusu da tanıdıktır. - Shenpa’yı tepetaklak etmek, sertçe sarsmak için kullanılan kelime ise shenluk’tur. Başka bir deyişle ‘kancadan kurtulmak’ demektir.
Genel olarak Budizm bizi sorun yaratan şeylere aşina olmamız ve bunları reddetmememiz için teşvik eder. Dolayısıyla mesaj şudur, shenpa’mızı açıkça görmemiz ve tam anlamıyla kabul etmemiz ve onu deneyimlememiz için cesaretlendiriliriz.
Buradaki öğreti, huzursuzlukla, o gerginlik hissiyle, shenpa’nın kaşınma dürtüsüyle kalmayı, durmayı öğrenmektir.
Durakladığımızda, bir boşluk oluşmasına izin verdiğimizde ve derin derin nefes aldığımızda sakinleştiğimizi fark ederiz. Birden yavaşlar, dışarı bakar ve dünyayı görürüz. Kasırganın ortasında ya da dönen bir tekerliğin sabit bir noktasında durmak gibidir bu his. Ruh halimiz sıkıntılı ya da neşeli olabilir. Dünya karmaşık gelebilir. Ya da karşımızdaki manzara okyanus, dağlar ya da masmavi bir gökyüzünde uçan kuşlar olabilir. Her durumda zihnimiz bir an için durgunlaşır ve deneyimlediğimiz bu duraklama ile ne bir şeye kapılırız ne de bir şeyden uzaklaşırız. Sadece dururuz.
"Dur. Nefes Al. İyileş." yazısını Medium'dan oku.
Twitter'dan veya Instagram'dan benimle düşüncelerini, önerilerini paylaşabilirsin. Dilersen bu maili de yanıtlayabilirsin.
Sevgiler.
Eray



