“Hiçbir şey hayal edebileceklerimizden kötü olamaz!“ Mı?
Uygarlık TDK’da “Düşün, bilim, sanat ve endüstri alanlarında çok büyük bir gelişme göstermiş, dolayısıyla yaşama biçiminde gerekli bir düzeye erişmiş (ülke, toplum).” Şeklinde tanımlanmış. Gelişmişliğin tanımı bu...
Peki uygar toplumlar bu seviyeye erişmek için hangi yolları aştılar. Şu an uygar olarak kabul edebileceğimiz toplumların "varlıklarını sürdürmek ve daha da gelişmek" adına yaptıkları nasıl sonuçlar doğurdu?

1970’lerin Güney Afrika’sına gönderme yapan Barbarları Beklerken, J.M. Coetzee’nin çığır açan kitabı. Kitap, gücü elinde tutanın korkuyla ve öfkeyle gelişen amaçlarını hayata geçirmek için düzenlediği uydurmaları “öteki”ne baskılayan, bölgesini “barbarlar”dan kurtarmaya çalışan bir düzeni anlatıyor.
Olay örgüsüne değinmeyeceğim Barbarları Beklerken, 2003 Nobel Edebiyat Ödülü almış ve tüm dünyada kitaptaki metaforlarla gelişmişliği sorgulayan çok değerli bir eser. Dünü ve değişmeyen bugünü tüylerimiz diken diken okumamıza sebep...
Metafor demişken işte kitaptaki muhteşem metaforlardan bir tanesi:
Böyle bir şeyi ilk defa görüyorum: Adamın gözlerinin önünde yuvarlak tellere geçirilmiş iki küçük cam disk asılı duruyor. Kör mü? Kör gözlerini saklamak istemesini anlayabilirdim. Ama kör değil. Diskler kara dışarıdan saydam değilmiş gibi görünüyorlar ama o, içlerinden bakarak görebiliyor.
Okunması şiddetle önerilir...



