BirGün Gazetesi

Sevdiğimiz isimlere “içinde yaşamak istedikleri film ya da diziyi” sormaya devam ediyoruz. Dokuzuncu konuğumuz yazarı, akademisyen ve aktivist Tuğçe Madayanti Dizici, seçtiği filmse Hair (1979).
İçinde yaşamak istediğim film veya dizi sorusuna cevap benim için çok kolay çünkü 13 yaşımdan beri cevabım belli aslında. Kesinlikle Hair filminin içinde yaşamak isterdim! Hippi olarak geçirdiğim gençliğimin hiç sona ermemesi gibi bir şey olurdu bu. Üstelik şarkı söyleyip, dans edip yıldızlara uçarak yapabilirdim tüm bunları sonsuza kadar. Çoğu burjuva sınıfından olan reddedişçi gençlerin haklı isyanlarının içinde ben de oradan oraya savrulurdum. Hiç bitmeyen bir Gezi Parkı direnişi gibi, düşünsenize. Bu ne demek? Bu hep bir amacının olması demek, trajedilerin içinden bile geleceğe dair umut devşirebilmek demek. Asırlardır benzer yapıdaki insanlar dünyanın her yerinden hep aynı şeyler için direniyor aslında. Irkçılığa, türcülüğe karşı, savaşsız adil bir gelecek hayali milyonlarcamız için hiç eskimeyen bir ideal hala. Hair filmi, bunları haykıran insanların hâlâ var olduğunu, yalnız olmadığımı hissettirir bana her izleyişimde. Üstelik arkadaşlık, fedakârlık, çıkarsız naiflik, güzel renkler, çiçekler, açık kafalar, özgür ruhlar... Bu filmde tüm bunların hepsi son zerresine kadar var. Hem de arşivlik şarkılar eşliğinde. Hatta fantastik kurgumu biraz daha abartayım madem hayal kuruyoruz. Belki de bu filmin içinde yaşasaydım yapacağım iki şey olurdu; en başta Claude’u (John Savage) iki omzundan tutup sarsar ve kendine getirirdim, diğer yapacağım şey ise bir yolunu bulup Berger’ı (Treat Williams) o cendereden kurtarmak olurdu.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dijital platformlardan izleme önerileri burada.
17 Haz 2021

İLGİLİ OKUMALAR


