ve’posta

, vesaire ekibi tarafından hazırlanan haftalık bir kültür antolojisi. Her sayıda nitelikli bir okuma deneyimi vadediyor, e-posta kutunuza düşmeyi bekliyor.


Türleri yapmak ve bozmak: John Frankenheimer’in “Paranoya Üçlemesi”

ABD’li yönetmen John Frankenheimer özellikle 1960’ların ilk yarısında Hollywood’da yaptığı filmlerle tanınıyor. En çok bilinen iki filmi Birdman of Alcatraz (1962) ve The Manchurian Candidate (1962) birçok kaynağa göre sinema tarihinin klasikleri arasında. Ancak muhtemelen Frankenheimer’in özellikle 1970’lerden ölüm tarihi olan 2002’ye kadar çektiği hiçbir film, ticari başarı kazanmadığı için, 1960’larda yaptığı çeşitli açılardan öncü ve kendine özgü diğer birçok film de bugün gerek film eleştirmenleri gerek izleyiciler arasında hak ettiği ilgiyi görmüyor.

II. Dünya Savaşı sonrası Hollywood sinemasının en politik ve yaratıcı yönetmenlerinden biri olan Frankenheimer’in sineması, görsel tasarımcı ve fotoğrafçı geçmişinin yanı sıra özellikle ABD’de televizyonun altın çağı olarak tabir edilen 1950’lerde televizyon için çekilen canlı oyunların en önemli yönetmenlerinden biri olarak edindiği deneyimlerin de etkilerini taşıyordu. İngiltere’de aynı dönemde Harold Pinter, Alan Sillitoe, John Osborne gibi yazarların ismiyle anılan “kitchen sink drama” akımına benzer bir biçimde, Frankenheimer daha çok dar gelirli ailelerin yaşam tarzını konu edinen ve Rod Serling, William Inge, Reginald Rose gibi yazarlar tarafından kaleme alınan oyunları canlı olarak oynanmak üzere televizyona uyarladı. Oyuncularla provalarda sürekli yakın temasta olmak ve canlı televizyon yayınının gerektirdiği biçimde çok sayıda kamera kullanımına bağlı hızlı kurgu tekniklerini iyi bilmek gibi avantajlara sahip olan ABD’li yönetmen, bir tür “yeni-auteur” olarak öne çıktı.

Ancak Frankenheimer The Manchurian Candidate ile birlikte televizyon için yaptığı filmlerden epey farklı türlere yöneldi. The Manchurian Candidate Kore savaşı sırasında bir SSCB-Çin (ve belki de ABD) ortak komplosunun sonucu olarak bir beyin yıkama operasyonuna kurban giden bir grup askerin, savaş sonrasında ABD’ye dönmelerinden sonra başlarına gelenleri konu alıyor. Ana karakter Raymond (Laurence Harvey) ABD hükümeti tarafından birliğini kurtardığı için şeref madalyasıyla ödüllendirilirken, aslında iskambil kartlarıyla yönlendirilen bir suikastçı olarak yetiştirildiğinin bilincinde bile değil. Aynı operasyonda pasif görevde kullanılan diğer askerler ise, olup bitenleri ancak savaştan sonra tekrarlayan kâbusları sayesinde hatırlıyorlar. Bundan sonrası o askerlerden biri olan Ed Marco’nun (Frank Sinatra), Raymond’ı içine düşürüldüğü komplodan daha fazla kan dökmeden kurtarmak için giriştiği mücadeleden ibaret.

Zaman içinde Seven Days in May (1964) ve Seconds (1966) ile birlikte Frankenheimer’in “paranoya üçlemesi” içinde değerlendirilen film, genel olarak “aksiyon-gerilim”, “politik gerilim” ya da “paranoid gerilim” türleri altında değerlendiriliyor, birçok eleştirmen de Frankenheimer’in paranoya üçlemesinin aynı zamanda bu türlerin ilk örnekleri olduğunu savunuyor. R. Barton Palmer’a göre bu filmlerin paranoid gerilim türünün başlangıcını oluşturduğuna dair hiçbir şüphe yok. Yine Stephen Bowie, Seven Days in May’in “rastlantısal bir biçimde paranoid gerilim türünün formülünü geliştirdiğini” yazıyor. Öte yandan üçlemeye, 1960’lardan sonraki “post-noir” sinemasının neredeyse ortak özelliği olan sinik, yabancılaşmış dünya görüşünün çıkış noktası olarak atıfta bulunanlar da var.

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #22: Kültür, Çizgi Roman, Hukuk

Platformdan öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada.

21 Ağu 2021

Aposto! Digest #22: Kültür, Çizgi Roman, Hukuk

İLGİLİ OKUMALAR