Peki alacağımız bu küçük aksiyonlar dünyayı kurtarmak için yeterli mi?


Psikoloji biliminde sıklıkla tartışılan konulardan biri "öz yeterlilik" kavramıdır. İlk olarak Bandura (1977) tarafından açıklanan ‘öz yeterlik’ kavramı; bireyin bir iş ya da görevi başarılı bir biçimde yapabilmesi için sahip olunması gereken özelliklerin kendinde bulunduğuna dair inancını açıklayan bir kavramdır (Akkoyunlu ve Kurbanoğlu, 2003). Hadi gelin bu kavramı bir de çevre psikolojisi altında inceleyelim.

Özellikle çevresel tahribat karşısında, kendi eylemlerimizin okyanusta sadece bir damla olduğu hissi ortaya çıkabilir. Ve kendi eylemlerimizin çevre koruma üzerinde hatırı sayılır bir etkisi olmadığını düşündüğümüzde, “harekete geçmenin bir anlamı yok” düşüncesine kapılabiliriz. Bu nedenle, insanlara/kendimize öz yeterliliği deneyimleme şansı vermek önemlidir. Psikolojik bir perspektiften bakıldığında, öz-yeterlik, kendi yeteneklerimle bir hedefe ulaşabileceğimin kesinliğidir – »Bunu yapabilirim«.

Çevresel bağlamlarda, öz-yeterlik kişinin kendi yeteneklerini algılaması, sürdürülebilir davranabileceğinin bilincinde olması ve bu davranışların etki yarattığını farkına varmasıdır. Örneğin, bir ev aletleri tamir atölyesine katılırsam ve sonrasında elektrikli cihazları tamir edebileceğimi hissedersem, bu alanda özgüven kazanırım. Böylece, çevre dostu davranış için motivasyonum güçlenir, çünkü elektrikli süpürgeleri veya el blenderlerini yenilerini almak yerine kendi başıma tamir edebilirim, daha önemlisi yapabileceğimi bilirim.

Bir incelemede, araştırmacılar çevre dostu davranış için öz yeterliliğin bilgiden daha önemli olduğu sonucuna varmıştır. Genel olarak, bazı insanlar yeteneklerine diğerlerinden daha fazla güvenirler ve bununla birlikte öz-yeterlik de gelişir. Bu noktada kendini üstün görmenin önüne geçilmesi ve büyük etkiler yaratılabilmesi adına özellikle kolektif yeterlik duygusunun – grup olarak birlikte hedeflere ulaşabileceğimizin – vurgulanması gerekir. Çevreci davranış üzerinde kolektif bilinç öz yeterlilikten daha güçlü bir etkiye sahip olabilir. Başka bir deyişle: Eğer bireyler olarak kendi eylemlerimizin okyanusta bir damla olduğundan korkarsak, grup olarak hala hedeflerimize ulaşma umudumuz olabilir.

Öz yeterlilik duygusunu güçlendirmek için, eylem fırsatları hakkında faydalı bilgiler sağlayabiliriz. Bunu yapabilmek için, başlangıçta davranışsal seçenekler mevcut olmalıdır. Örneğin, ulaşım alanında öz yeterliliği geliştirmek istiyorsak, vatandaşlar toplu taşıma ve bisiklet yolları gibi halihazırda kurulmuş çevre dostu altyapılar hakkında bilgili olmalıdır. Altyapılar çoğu insan tarafından beklenenden daha iyiyse bu alınacak aksiyonu daha kolay hale getirir ve vatandaşlar bunu yapabileceklerine inanır. Vatandaşlara durum hakkında bilgi sağlamak hayati önem taşır. Çünkü eylem fırsatları hakkında bilgi sahibi olunması, çevresel davranış üzerinde bir kontrol duygusuna yol açar. Örneğin; hangisinin en yüksek etkiye sahip olduğunu bilmeden enerji tasarrufu önlemleri içeren bir katalog alırsam, kolayca bunalabilirim. Eylemlerimin etkisinden haberdar olamadığım ve onları kontrol edemediğim için kataloğun davranışımı değiştirme olasılığı daha düşük olacaktır.

Yani her yerde olduğu gibi çevresel bilinçte de psikoloji önemli bir rol oynuyor. Durum böyle olunca da aksiyonları tetikleyici küçük psikolojik oyunlarda bulunmamız gerekebiliyor. Önce kendimizin sonra da çevremizin davranışlarının bilincinde olduğumuz, kendimizi yeter ki hissettiğimiz ve aksiyon almaktan çekinmediğimiz nice günleri yaşamak dileğiyle!

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Vergiler yüzünden değil, istediğiniz için değişin

Değişim için bireysel adımlar

23 Eyl 2021

Vergiler yüzünden değil, istediğiniz için değişin

İLGİLİ OKUMALAR