Şirketler çevikliğin hızlanma tuzağına düşmekten nasıl kurtulurlar? Çevikliklerini bir yandan çevresel belirsizlik ve karmaşaya cevap verecek, diğer yandan içe dönme, düşünme ve yavaşlık ihtiyacını karşılayacak şekilde nasıl ayarlayabilirler?Görsel
Şirketler çevikliğin hızlanma tuzağına düşmekten nasıl kurtulurlar? Çevikliklerini bir yandan çevresel belirsizlik ve karmaşaya cevap verecek, diğer yandan içe dönme, düşünme ve yavaşlık ihtiyacını karşılayacak şekilde nasıl ayarlayabilirler?
Görsel: İnfoloji
Bahsedeceğimiz çalışma bize bu soruları soruyor. Covid-19 salgınıyla beraber kurumsal çevrelerde ve plaza ekosisteminde “çeviklik-agility” kavramı çokça duymaya başladık. Her sözün başına eklenen çeviklik sanki kavramın içini birazcık boşalttı ve üzerinde kapsamlı düşünülmesi ihtimalini azalttı. Evet çevresel değişimin son derece hızlı ve çok olduğu günümüzde kurumlar da değişime çeviklikle cevap vermeli ve uyum sağlamalılar. Ama çevikliği hızla karıştırdığımızda ya da sadece hız bağlamında değerlendirdiğimizde başka sorunlar yaratma tehlikesi bizi bekliyor. Kurumsal yaşamda “hız” iyi bir şey mi? Sürat felaketimiz olmasın?
Görsel: Medium
Bahsettiğimiz çalışma farklı çevresel koşullarda çevikliğin farklı şekillerde anlaşılıp uygulanması gerektiğini söylüyor. Çeviklik bazen hızlı olmayı gerektirirken bazen de yavaşlamayı, düşünmeyi, analiz edip, gözlemleyip ders çıkarmayı içerebilir.
Kurumların da insanlar gibi yavaşlamaya, içe dönmeye, kendisine bakmaya, düşünmeye ve öğrenmeye ihtiyacı ve mecburiyeti olduğunu anlamalıyız.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ne Var Ne Yok Hocam? 16. sayısıyla karşınızda
01 Eki 2021

İLGİLİ OKUMALAR


