Görsel

Görsel: IstockPhotos
İngiliz işçi hakları aktivisti ve iş insanı Robert Owen “sekiz saat iş, sekiz saat dinlenme ve sekiz saat uyku” dediğinde yıl 1817 idi. Yıl 2021 ve biz hala aynı hayatı yaşıyoruz. Dünyanın pek çok yerinde sekiz saat mesai ve beş günlük çalışma haftası modeli uygulanıyor. Covid-19 salgını çalışma hayatına dair tüm normallerimizi bir gecede yıkıp geçtiği için, artık tüm “yapageldiklerimize” mantık gözlüğünden tekrar bakabiliyoruz. “İşe yaradığı için mi uyguluyoruz, yoksa alıştığımız için mi?” sorusunu korkmadan sorabiliyoruz. Statükonun zinciri bir defa kırıldı mı, bir şeyleri değiştirme ihtimali artıyor.

Görsel: FlexJobs
İnsanları haftada beş gün, günde sekiz saat çalıştırmak gerçekten de üretkenliği ve verimliliği optimize etmenin tek yolu mu? Çalışmalar gösteriyor ki orta seviyede tecrübeli ve donanımlı bir çalışan sekiz saatlik bir çalışma gününde en fazla 4.6 saat etkin çalışıyor. Bu rakam tecrübesiz ve daha az donanımlı çalışanlarda çok daha düşük. Sebep yorgunluk. Günde sekiz saatten fazla çalışan kişilerin iyilik halleri ise bir hayli kötü.
Peki çalışanları, verimli, üretken ve iyi olmadıklarını bile bile günde sekiz saat ofislere ve mesai kafesine hapsetmenin mantığı nedir?
İnanın biz de bilmiyoruz, bilen varsa bize de söylesin.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ne Var Ne Yok Hocam? 16. sayısıyla karşınızda
01 Eki 2021

İLGİLİ OKUMALAR


