Ali Ulvi Uyanık

Sevdiğimiz isimlere “içinde yaşamak istedikleri film ya da diziyi” sormaya devam ediyoruz. 26. konuğumuz , seçtiği filmse Sis / The Fog (1980).
Bugünkü ruh halimle içinde olmak istediğim atmosfer, 1980 yılına ait Sis / The Fog filmindeki Antonio Bay kasabasıdır: Okyanus kıyısında, dingin ve dünyanın geri kalanından azade… John Carpenter’ın California’nın farklı bölgelerinde çektiği bu korku filmi, âşık olduğum yapılardan bir deniz fenerine de olayların vakur tanığı olarak yer verir.
Hakları ve daha önemlisi yaşamları gasp edilmiş altı adamın, yüz yıl sonra sisle ortaya çıkan hayaletlerinin intikam hikayesi, aslında kusursuz bir adalet tecellisidir. Yakın bulduğum, Adrienne Barbeau’nun oynadığı, yerel radyonun sahibesi ve sunucusu Stevie karakteri, fenerdeki istasyonundan sisi takip eder… Yayınında, çalkantılı ruh halleriyle bu umulmadık ‘baskını’ haber verir, yorumlar, oğlu için yardım ister. Hayaletler kapısına dayandığında cesaretle karşı koyar.
Sis, gözlerden ırak bu küçük yerleşim yerini ele geçirirken, yaklaşık kırk yıl sonra hayalini kurduğum ise, gezegenin tamamının sisle kaplanarak, geçmişin ruhları tarafından adaletin sağlanması. Bu dünya çıplak gözle bakıldığında o denli kötü hale geldi ki, belki en iyisi ‘kaybolmak’. O gece, Antonio Bay kasabasındaki gibi.



