Üretim ve değişim ilişkisi
Esra Ece Kuleci
Bir önceki sayıda bu kanalımızdaki yazı serimizin sonlanacağını duyurmuştuk, bugün üretimin ve üretenlerin sık sık kıyısında dolandığı “değişim” dinamiğini konuşmak için Duende’deki Keşif Sahnesi yazılarından tanıdığınız ve bir süredir yayının proje sorumluluğunu üstlenen Taner Turna ile birlikteyiz.
Taner, kendini en üretken hissettiği saatleri bizlerle paylaşırken köşelerden uzak duruyorum diyerek başlıyor cümlesine, köşeleri de günün en erken ve en geç saatleri olarak tanımlıyor. Üretkenlik için dört beş saat kesintisiz zaman aralıkları oluşturduğunu bu aralıkta da kendisine ilham veren, yanında yakından hissetmek istediklerini o atmosfere eklediğini dile getiriyor. Bu atmosferde ona eşlik eden sesleri sorduğumuzda ise beklediğimiz bir cevabı alıyoruz.
“Hakkında yazdığım sanatçının diskografisini dinlemeyi severim. Yayınlanan ilk kayıtlarından günümüze doğru gelip dönüşümlerini anlamaya çalışırım. Farklı sanatçılar ve farklı janrlar benim için daha ilgi çekici. Sabah sayfalarımı yazarken genelde radyo dinliyorum. Serbest akışta yazı yazarken o günkü ruhsal durumuma iyi gelen bir kanal bulup gerisini tesadüflere bırakıyorum. Burada byte.fm, NTS Radio, Worldwide FM, The Lot, Netil Radio, Radio 357, Radio Raheem favorilerim arasında.”
Üretirken değişimin kıyısındaysanız o bilindik sulardan ve konfor alanlarından çıkmak zor kararları da peşinde getiriyor. Bu kararlar ise kimi zaman korkuları, burada Taner’e üretenler bu değişimden korktuklarında neyi hatırlamalılar sorusunu yöneltiyoruz. Taner bu soruya birinci tekil kişi ağzından cevap vereceğini söyleyerek cümlesine başlıyor.
“Önce üretenin kendim olduğunu hatırlamalıyım. Değişen koşullar ve alışılagelmişin dışına çıkan olaylar, değerlendirme kriterlerimi etkiliyor ve kaygılar ön plana çıkıyor. Bu da başta üretim motivasyonum olmak üzere tüm süreçteki etkin faktör olan kendimi arka plana atmama neden oluyor. Yani başa dönebildiğim zaman her şey kaldığı yerden devam ediyor.”
Ardından sıra, yıl boyu bize ilham olan Duende’nin geçtiğimiz aylarda başladığı yeni yolculuğunu konuşmaya geliyor. Duende’nin bir yılın ardından içerik üretim biçiminde gittiği çok yönlü değişimin bize keşfettiklerinden ilham alıyoruz ve soruyoruz. Taner, bu süreci düşündüğünde değişim ve üretim kelimelerinin yanına hangi kelimeyi koyarsın?
“Bireysellik. Duende eylül ayında başlayan yeni döneminde hem yazarlarının bireysel anlatım gücüne hem de konuklarının üretim alanlarıyla kurduğu kişisel bağlarına önem veriyor. İki kanallı hikâye anlatıcılığı yapıyoruz. Bunu yaparken de keşfetme dürtüsünü merkeze koyuyoruz.”
Bu cevapla Duende’nin keşfetme dürtümüzü harekete geçirmesini perçinliyoruz.
Bireysellik deyince bu sefer şehirdeki keşiflerin peşine düşüyor ve soruyoruz. Nereye gidersen git zihnin senledir ve ondan kaçamazsın, sıkça karşılaştığımız bir söylem. Seyahatler, yolculuk hâli, aile ziyaretleri ve tatil zamanları… Uzun vakit geçiremediğimiz bu şehirlerin sence üretimi besleyen yanları nelerdir?
“Hepsinin diyemem ama bir çoğu benim için hikâye avına çıkmak gibi. Bir yerden başka bir yere ulaşma amacının içine düşünsel sorgulamalar yerleştirmeyi seviyorum.Kendime dair pek karşılaşmayı da bu zaman dilimlerinde yaşıyorum. Sonra pazardan eve döner gibi torbalarımı doldurup üretim alanıma yerleşiyorum.”
Aposto!'da üretim yaparken seni en heyecanlandıran şeyi sorduğumda; özgür, sürekli, odaklı ve yenilikçi olma hâli beni çok heyecanlandırıyor diye cevap veriyor.
Bu yazı dizisine burada son verirken sizlere ve kendimize hatırlatma olacak bir alıntıyı buraya bırakıyoruz, bir Miles Davis şarkısının fonda size eşlik etmesi dileğiyle.
“İnsan dur durak bilmeden üretmek istiyorsa değişime açık olmalıdır." - Miles Davis
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto! topluluğunun tazeleri, Yuvarlak Masa sohbetleri ve yayıncıların entelektüel üretim dinamiklerine dair içgörüler burada.
26 Kas 2021

İLGİLİ OKUMALAR


