Duende

Aposto!'nun kültür sanat yayını , her hafta sinema ve müzik evreninden yeni konukları, söyleşileri, podcast’leri ve keşif notlarını e-posta kutunuza getiriyor.


Kaçırılmış fırsatlar, ıskalanan konular: İKSV’nin toplumsal cinsiyeti kimi kapsıyor?

Emre Erbirer

Bundan on beş yıl önce, 10. İstanbul Bienali’nin Hou Hanru tarafından belirlenen kavramsal çerçevesini özetleyen başlık “İmkânsız Değil, Üstelik Gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik”ti. Hanru’nun bienal için sunduğu kavramsal çerçeveyi bugüne uyarlıyor ve çağrımızı yapıyoruz: “İmkânsız Değil, Üstelik Gerekli: Radikal Kozmopolitlik Çağında Kapsayıcı Bir Toplumsal Cinsiyet Eşitliği.”

Bu yıl 50. yaşını kutlayan İstanbul Kültür Sanat Vakfı, geçtiğimiz hafta İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Itır Erhart tarafından kaleme alınan Kültür-Sanat Dünyasında Toplumsal Cinsiyet: Tartışmalı Konular, Yapısal Sorunlar, Çözüm Önerileri başlıklı 10. raporunu yayınladı. Bu rapor, İKSV’nin bu yıl 10. yaşını dolduran kültür politikaları çalışmalarının da pusulasının bir göstergesi.

Kültür Politikaları Çalışmaları birimi, ilk yıllarında kamusal alanda sanat, sanatın ekonomik etkisi, bienal finansmanları, sanat eğitimi ve yerel yönetimler için kültürel planlama gibi konuları araştırır, tartışmaya açar ve politika üretimine katkıda bulunurken, geçtiğimiz beş yılın raporlarındaki katılımcı yaklaşımlar, kültürel çoğulculuk, çocuk ve gençlik çalışmaları, ekolojik dönüşüm ve bu yılın raporuyla birlikte toplumsal cinsiyet gibi konularla doğa-insan-toplum arasındaki dengeyi bulmaya odaklanıyor ve etki alanını genişletiyor.

Raporun sunuş metninde İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları Direktörü Özlem Ece de bunu şöyle ifade ediyor:

“Yaratıcı alanda kurulacak eşitliğin, doğa-insan-toplum dengesinin de temelini oluşturacağına inancımız tam. Bu nedenle bu raporu kültür politikalarının hak temelli bir yerden yeniden kurulması yolundaki dönüşüm arayışının bir parçası olarak görüyoruz.”

Kendisi de bir sivil toplum kuruluşu olan vakfın, sivil toplumun çıkış noktası olan hak temelli yaklaşımdan yola çıkarak toplumsal cinsiyet gibi ikircikli bir konuyu kültür politikaları bağlamında ele alması önemli. Ancak bununla beraber tercih edilen kapsam, yöntem, dil ve yaklaşım ne yazık ki kaçırılan fırsatları da beraberinde getiriyor.

Mayın tarlasında dolaşmak: Değişim dilde başlar

Raporun başlığında geçen “kültür-sanat dünyası” ibaresi, bize rapor için yapılan araştırmayla tespit edilen pek çok sorunun da kök kaynağını veriyor. Esra A. Aysun’un 2014 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sanat Yönetimi Üzerine Konuşmalar kitabındaki şu cümle, oldum olası bu “alan”la ilgili en temel derdimi özetler nitelikte olmuştur:

“Aslına bakarsanız alanı anlatabilmek için kullandığımız tüm sözcükler sanki birer mayınlı tarla: Kültür ve sanat – tek başına hep bir tamamlanmamışlık, birlikte kullanıldıklarında ise fazlalık ve aşırı vurgu hissi verirler.”

Raporun başlığını okurken bende de benzer hisler uyandı. Raporun içinde “kültür-sanat” olarak birlikte verilen bu ibare, peşine eklenen “dünya” sözcüğüyle daha da sakil bir anlama bürünüyor. Raporun içinde farklı yerlerde “kültür-sanat” kelimelerinin peşine takılan “alan,” “ekosistem” ve “evren” kelimeleri de yine kekremsi bir tat bırakıyor. Hadi gelin şunun adını koyalım ve artık “kültür sektörü” diyelim. Zira biz bunun adını net bir şekilde koymadıkça neden diğer sektörler gibi veri toplayamıyoruz, örgütlenemiyoruz ve politika üretemiyoruz diye hayıflanmaya devam edeceğiz.

Rapor için yapılan araştırma, İstanbul’daki kültür-sanat sektörü içinde, en çok istihdam sağlandığı belirtilen üç disiplin — tiyatro, sinema ve müzik — ekseninde hazırlanmış. Bunun yanı sıra görsel sanatlar, yayıncılık, tasarım gibi alanlar dışarıda bırakılmış.

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #54: Dikkat Ekonomisi, Toplumsal Cinsiyet, Tasarım

Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!

16 Nis 2022

Aposto! Digest #54: Dikkat Ekonomisi, Toplumsal Cinsiyet, Tasarım

İLGİLİ OKUMALAR