The Marketeer
, güncel pazarlama stratejilerini, ilginç marka örneklerini ve az bilinenleriyle pazarlama dünyasındaki enteresan gelişmeleri odağına alan bir iş dünyası yayını.
Duyusal Pazarlama
Geçtiğimiz günlerde 7 yaşındaki oğlum bir mağazanın önünden geçerken "anneeeaa burası tatil koktu" dedi. Tövbeler olsun deniz kenarı da değil hayırdır diye düşünürken kokuyu ben de aldım ve fark ettim ki hakikaten de birkaç yıl önce gittiğimiz otelde kullanılan oda parfümü ile aynı ya da çok benzer bir parfümün kokusu yayılıyor.
Bunun öylesine bir rastlantı ya da benim biricik oğlumun muhteşem (!) duyusal yetenekleri olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun çünkü bu aslında bilerek ya da bilmeyerek otel yönetiminin yaptığı duyusal pazarlama çalışmasının başarısı.
Hadi ben neyse ama daha minicik çocuğun aklında tatilin kokusu olarak yer etmek takdir edilesi değil de nedir?
Duyusal pazarlama, duyusal çekiciliği kullanarak hedef kitlenin beş duyusuna da hitap etmenin bir yoludur. Görme, dokunma, ses, koku ve tat duyularını kullanarak müşteriye farklı deneyimler sunmaya odaklanır.
Çalışmalar, duyuların ruh halini ve hatta hafızayı, kelimelerin yapabileceğinden çok daha derin şekilde etkileyebildiğini ortaya koyuyor. Bu da şirketleri tüketicilerin değer vereceği ve hatırlayacağı marka kişiliklerini yaratırken duyuları da kullanarak konuyu bütünsel bir şekilde düşünmeye itiyor.
Bazı insanlar görsellere bakmaktan hoşlanır, bazıları ses dinlemeyi sever, bazıları ise dokunmaya veya kokulara ilgi duyar. Bu duyusal çekiciliklerin tümü pazarlama çalışmalarında kullanılabilir. Peki nasıl? 👇🏻
Ko👃🏻ku
Kokudan başladık öyle devam edelim. Koku çok güçlü bir duyu ve hafızamız ile de doğrudan ilişkili. Araştırmalara göre burunlarımız milyonlarca farklı kokuyu ayırt edebiliyor ve beynimizin kokuyu işleyen kısmı aynı zamanda duygularımızı da işleyen limbik sistem. Bu sebeple anılarımız güçlü bir şekilde kokular ile de ilişkili.
Çocukluğunu yakın çevresinde geçirmiş biri olarak, Topkapı’daki Ülker fabrikasının yaydığı çikolata kokusu sebebiyle, benim için çikolatalı kokular çocukluğumun anılarıdır mesela. (Evet bir zamanlar öyle bir fabrika vardı Topkapı'da ve etraf sürekli dev bir pastahane gibi kokardı) Sokakta annemin elini tutmuş yürürken rüzgarla yüzüme çarpan kokuyla birlikte çocuk aklımla o fabrikada çalışanların ne kadar acı çektiğini düşünürdüm. Sürekli çikolatalar içindesin ama yiyemiyorsun, ne gam ne kederdir bu yahu 😊
Ülker bu koku olayını pazarlama amacıyla mı yapmıştır bilemiyorum ama Dunkin Donuts yapmış; Güney Kore’de pazardan pay kapmak isteyen marka insanların en çok vakit geçirdiği işe gidiş saatlerinde otobüslerde marka reklamını yayınlarken aynı zamanda kahve kokusu yayarak satışlarını çılgınca artırmış. (Bültenin bir önceki sayısında farklı bir açıdan da olsa bu konuya değinmiştik, okumadıysan hele önce bi buraya gel bakalım.)
Sinemalardaki patlamış mısır kokusu da, büyük marketlerin fırın reyonlarından yayılan koku da aynı mantık aslında.
Bu konudaki en enteresan örneklerden biri de Rolls Royce. Bir dönem Rolls Royce yetkilileri müşterilerinin yeni aldıkları araçlarla ilgili şikayetleri üzerine yaptıkları araştırmada, araçtaki kusurun "kokusu" olduğu kanaatine varmışlar. Yeni araçlarda eskisine oranla daha az ahşap ve daha fazla plastik malzeme kullanılınca ağırlıkla ahşaptan kaynaklanan o kendine has yeni araba kokusu yok olmuş. Buna çare olarak da laboratuvarda “yeni Rolls Royce kokusu" üretilmiş ve eski koku yeni araçlara yerleştirilmiş.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'da öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!
14 May 2022

İLGİLİ OKUMALAR


